Rusya-Avrupa gerilimi üzerinden yeni OVP okumaları

“Kuzeydeki bela” olarak andığım Rusya-Ukrayna Savaşı artık Avrupa’nın kalbinde.

Geride bıraktığınız günlerde Leipzig/Halle Havalimanı’nda, askeri sevkiyatta kullanılan bir Ukrayna kargo uçağının yanında patlayıcı yüklü bir dron bulunmasıyla alevlenen olaylar silsilesi Rusya ve Almanya’yı çok kritik bir gerginlik eşiğine taşımış durumda.

Berlin olayla ilgili istihbarat bulgularının Rusya’yı işaret ettiğini açıkladı. Ardından Bonn’daki Rus konsolosluğunu kapatıldı ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Almanya’nın Rusya'ya yönelik aldığı kararları "gerçek bir savaşın başlangıcı" olarak nitelendirerek, "Almanlar yine savaş istiyor." dedi.

Tam da gerginliğin hızla tırmandığı bu olaylar esnasında Saksonya-Anhalt’ta aşırı sağcı AfD %43,8 ile 83 sandalyeli mecliste 39 sandalye kazandı. Açık ara birinci olan parti, eyalet parlamentosundaki mutlak çoğunluğu yalnızca birkaç sandalye farkla kaçırdı

Rusya ile gelinen noktadan son derece rahatsız olan parti Ocak ayında Ukrayna yardımlarının soruşturulmasını parlamento gündemine taşıdı ve savunma harcamalarının sorgulanmasına neden olduğu eyalette çok ciddi bir siyasi karşılık buldu.

Sorgulamaya konu rakamlara özet bir çerçevede beraber göz atalım.

2027 taslak bütçesinde çekirdek savunma harcaması 82,2 milyar avrodan 109 milyar avroya, Ukrayna desteği ve diğer güvenlik kalemleriyle toplam 130,1 milyar avroya çıkıyor. Borçlanma ise 203,6 milyar avro ile rekor seviyede.

Almanya’nın 2022’den bu yana Ukrayna’ya ikili desteği 43,3 milyar avro sivil, 57,6 milyar avro askeri olmak üzere 100 milyar avroyu aşmış durumda. Ayrıca yardımların 2027 payı 11,6 milyar avro olarak belirlendi.

Savunma harcamalarının enteresan bir başka tarafı da İsrail’den alınan mühimmatlar. Özellikle hipersonik anti-balistik Arrow 3 füze alımı programı ek sözleşmeyle 6,5 milyar doları aştı. Yani Rusya bahane edilerek İsrail’e de önemli bir kaynak akışı sağlanıyor.

Almanya, tüm Avrupa halkları ve önemli liderleri İsrail’e soykırım faaliyetlerinden ötürü bela okurken, her zaman olduğu üzere siyonist faaliyetlere tam desteğini esirgememeye devam ediyor.

Savunma harcamaları ve savaşa destek konulu askeri mühimmat yardımları bunlarla bitmiyor. Almanya ayrıca menzili 2.000 km’yi aşan sistemleri de kapsayan füze programı için 12 milyar avroluk harcama planlanıyor. Kendileri üretene kadar bu harcamalar, dolayısıyla bütçedeki aşırı yük ve ülke içindeki tartışmalarla beraber hükümet değişene kadar Rusya ile gerilimler kesintisiz devam edecek gibi gözüküyor…

Dönelim Rusya-Ukrayna cephesine.

Ukrayna’nın devasa dron saldırılarıyla Rusya’daki, bazıları dünyanın en büyükleri listesinde olan 34 önemli rafinerinin 24’ü vurulmuş durumda. Ham petrol işleme kapasitesi günde 3,6 milyon varile, yani son 24 yılın en düşük rakamlarına indi.

Moskova Ocak’ta benzin, 8 Temmuz’da motorin ihracatını yasakladı. Buna Ekim 2025’te ABD’nin Rosneft ve Lukoil’e tam bloke yaptırımı ile AB’nin Ocak 2026 sonunda yürürlüğe giren Rus petrolü yasağı da eklendi. Hasılı işler sadece Rusya için değil Rusya ile enerji ticareti olan hiç kimse için iyi değil…

Elbette sadece petrolle bitmiyor mesele. Asıl kırılma Karadeniz’de ve özellikle tarım tarafında. Ağustos’ta her iki tarafın liman ve gemi saldırıları Azak-Karadeniz havzasındaki tahıl ihracat kapasitesinin %97’sini devre dışı bıraktı. Ukrayna’nın tarım ihracatının %90’ını taşıyan Odesa liman kümesi fiilen kapandı. Ağustos’un ilk yarısında Ukrayna’nın sevkiyatı yıllık bazda %76 düştü. Novorossiysk’in üç tahıl terminali tamamen durdu ve Rusya’nın Ağustos buğday ihracatı 1,8 milyon tonla 2010’dan bu yana en düşük seviyeye indi.

Geçen sezon iki ülke bu havzadan ayda ortalama 7,2 milyon ton tahıl yüklüyordu. Buğday fiyatı 22 Ağustos itibarıyla ay içinde %6,5, yıllık %30 arttı. Tüm bu kargaşa esnasında Türk işletmeli Lider Bordo Mavi ve Lider Kocatepe gemileri 26-27 Ağustos’ta Ukrayna İHA’larınca vuruldu.

Dünya için tüm bu gelişmeler Orta Doğu, Afrika ve Asya’daki ithalatçıların ucuz tahıl kaynağının kesilmesi ve Avustralya, ABD gibi pahalı tedarikçilere yönelmek zorunda kalınması demek. Türkiye için tablo iki katmanlı. TÜİK verilerine göre 2026’nın ilk çeyreğinde Rusya’dan 1,2 milyon ton, Ukrayna’dan 41 bin ton buğday alındı. Aynı dönemde mısır ve ham ayçiçek yağı da bu iki ülkeden ithal edildi. Dünyanın en büyük un ve bulgur ihracatçısı olan Türkiye, bundan sonra hammadde maliyeti ve navlun-sigorta yükünü aynı anda taşıyacak.

Öte yandan bir de Rusya’ya yaptırımlar meselesi var malumunuz. Ankara enerjide yaptırım riskini erken okudu. EPDK verilerine göre ham petrol ithalatında Rusya’nın payı 2025’teki %47’den 2026 ilk yarısında %27’ye indi. ABD ise pahalı fiyatıyla Haziran’da %21 ile birinci tedarikçi koltuğuna oturdu.

Gaz tarafı da var elbet. BOTAŞ, Mercuria ile 2026-2045 için yılda 4 milyar metreküplük ABD kaynaklı ve yine pahalı olan bir LNG sözleşmesi imzaladı. Kırılgan kalan nokta şimdilik motorin. En önemlisi de o zaten.

Ocak-Mayıs’ta ithalatın %87’si Rusya’dan yapılmıştı fakat Rusya enerji tesislerine saldırılardan ötürü kendine yetmeyecek duruma gelen motorin için ihracatını kapattı. İthalat yapıyorlar. Kimsenin aklına gelmeyecek bir trajedi artık Rusya için motorin meselesi.

Şimdi tüm bu gelişmeleri ve riskleri üç gündür ekranlarda ve sosyal medyada içeriğini tartıştığımız OVP için değrlendirmek lazım. Yeni OVP 2026 için %3,3 büyüme, %28,4 yıl sonu enflasyonu, milli gelire oranla %2,6 cari açık ve %8,1 işsizlik bekliyor.

2027 hedefleri %4,2 büyüme, %21 enflasyon, %1,9 cari açık ve %8 işsizlik projeksiyonda.

Brent varsayımı 2026’da ortalama 89,3 dolara, 2027’de 76 dolara ve enerji ithalatı da 2026’da 71 milyar dolara revize edildi.

Evet, önceki OVP’de 2026 için Brent petrol 64,3 dolar varsayılmıştı. Artık 89,3 dolar baz alınıyor ve 25 dolar civarında bir sapma oluşmuş durumda.

Sapmanın sonucu olarak beklentilerdeki değişiklikler gayet net ortada. Büyüme tahmini %3,8’den %3,3’e indi. Cari açık tahmini %1,3’ten %2,6’ya çıktı. Enerji ithalatı 63 milyar dolardan 71 milyar dolara, dış ticaret açığı 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseldi. Turizm geliri beklentisi 68 milyar dolardan 65 milyar dolara indi ve tabii ki yıl sonu enflasyon tahmini %28,4’e yükseltildi.

Peki, 2027’de Brent petrol projekte edildiği 76 dolar yerine en büyük korkumuz olan 100 dolar civarına fırlarsa ve sapma varil başına 24 dolar, yani geçen yılki sapmayla aynı büyüklükte gerçekleşirse neler olur? Bunu da bir düşünmek lazım.

EPDK’ya göre Türkiye, 2025’te 31,9 milyon tonu ham petrol olmak üzere 50,3 milyon ton petrol ve petrol ürünü ithal etti. Buna yaklaşık 370 milyon varil desek, 24 dolar ile 370 milyon varil çarpıldığında ek fatura 8,9 milyar dolar olarak karşımıza çıkıyor. Bu rakam, OVP’nin 1,8 trilyon dolarlık 2026 milli gelirine oranla 0,5 puana tekabül ediyor(petrole endeksli gaz kontratları ve turizm etkisi bunun dışındayken). Hal böyle olursa da programın 2027 için yazdığı %1,9 cari açık, %4,2 büyüme ve %21 enflasyon hedefleri, 2026’da yaşanan sapmanın aynısıyla karşılacak gibi duruyor. 2026’daki revizyon ölçüsünde bozulmayla yeni OVP tablosu da bir yıl öteye kayacak hale geliyor. Yıllardır olduğu gibi yani…

Her ne kadar Almanya’da AfD’nin Rusya ile işleri yoluna koyma konusundaki kararlı tutumu şu an basında en çok dolaşan haberlerden biri olsa da şimdilik iktidar olmaktan uzaktalar. Üstelik zaman çok hızlı akıyor ve gerilimler çok hızlı tırmanıyor. Zaten Rusya’nın başı sadece Almanya ile belada değil. İngiltere ile de çatışma ihtimalleri önemli düşünce kuruluşlarının raporlarında çok sık kaleme alınır oldu.

Şartlar böyle olunca enerji ve tarımsal ürün fiyatları için çok daha büyük şoklara sebep vermesi muhtemel Rusya-Avrupa gerilimini daha fazla ciddiye almak ve risklerimizi minimize edecek adımlar atmak zorundayız

En başta motorindeki %87’lik tek kaynak bağımlılığımızı (pahalı da olsa) ABD ve Körfez ürünleriyle hızla dengelenmeliyiz.

İkincisi, buğday ve ayçiçek yağında stratejik stoklarımızı artırılmalı, Karadeniz’de sivil seyrüsefer için Ankara öncülüğünde moratoryum diplomasisi güçlendirilmeli ve ulusal gemi sigorta havuzumuz acilen kurmalı.

Son olarak OVP’nin Brent petrol ve tahıl varsayımları için resmi bir duyarlılık senaryosu yayımlanmalı ve gerektiğinde çok acil ihtiyati tedbirlerden çekinmemeliyiz.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.