Netanyahu giderse İsrail değişir mi?

İktidarını 18 yıldır muhtelif koalisyon ve siyasi kombinasyonlarla korumayı başaran Binyamin Netanyahu, yapılan kamuoyu yoklamalarına göre 27 Ekim seçimlerinde 120 sandalyeli Knesset’teki çoğunluğunu yitirip koltuğunu kaybedebilir; çok olasıdır ki ailece suçlandığı rüşvet davası da aleyhine sonuçlanabilir.

Midgam Enstitüsü’nün yaptığı son yoklamaya göre muhalefet cephesi önde görünüyor. Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un Yashar partisi 25, Naftali Bennett’in Together/Bennett 2026 bloğu 13, Demokratlar 11, Avigdor Lieberman’ın Yisrael Beiteinu 8 ve iki Arap partisi 11 sandalye çıkartacak, yani muhalif blok 68 sandalyeye erişebileceğe benziyor.

Ama sadece benziyor. Çünkü seçime altı haftadan fazla var ve bölgenin de İsrail’in de siyasi zemini ziyadesiyle kaygan. Her an her şey olabilir, Netanyahu yine küllerinden doğabilir. Eski ortaklarıyla ya da belki muhalif bloktan birileriyle koalisyon kurup Gazze katliamını, Batı Şeria’da yerleşim yerleri açma projesini, güvenlik gerekçesiyle Lübnan’a, Suriye’ye saldırmayı, Türkiye’ye meydan okumayı sürdürebilir.

Ancak o işbaşına gelemese, yerini muhalif blok doldursa da İsrail’in değişmeme, mütecaviz tutumunu sürdürme olasılığı güçlü. Çünkü her şeyden önce İsrail’in, kurulduğu günden bu yana—hatta çok daha öncesinden—genişlemeye, gözünü diktiği topraklardaki insanları korkutup gerekirse öldürüp kaçırmaya endekslenmiş bir anlayışa sahip. Ayrıca giderek daha çok sayıda İsrailli, İsrail ve yakın çevresinin kendilerine vadedildiğine inanıyor.

Üstelik girdiği her savaşı kazanmış olması da İsrail’e kibir, halkına güven veriyor. Yanılıyor olmayı istesem de Araplar dışındaki muhalif partilerin çoğu; konu genişlemeye, Gazze’yi ve Hamas’ı yok etmeye, Batı Şeria’daki 200 kadar yeni yerleşim birimine gelince sessiz kalmayı ya da eleştirecekse “dünyaya rezil oluyoruz” argümanı üzerinden hareket etmeyi seçiyor. Bunun iktidara geldiklerinde değişmesi de çok olası görünmüyor.

Ve unutmayalım ki, Netanyahu giderse Amerika da Avrupa da yeni iktidara karşı daha tavizkâr olacak. Şu sıralarda ne yapıp edip yasa dışı yerleşim birimlerinden gelen ürünleri ülkesine sokmamak için çaba harcayan İngiltere dahi yeni hükümet kurulur kurulmaz politikasını değiştirecek. Eski mülayim günlerine geri dönüp “Eisenkot’a şans vermek lazım” demeye başlayacak.

Muhtemelen İsrail yeni yönetimi altında, Türkiye ve dolayısıyla da Suriye’ye karşı bu denli saldırgan ve provokatif olmayacak. Fakat GKRY ve Yunanistan’la ilişkilerini derinleştirmeye, onları kendisinden ayrılamaz şekilde bağlamaya gayret edecek. AA Brifing’in Ağustos sayısında Ali Bakeer’ın yazdığı gibi bazı Balkan ülkeleriyle birlikte GKRY ve Yunanistan’ı AB içinde kullanmak amacıyla Türkiye karşıtlığını bir şekilde sürdürecek.

Tüm bu ve benzeri nedenlerle bizim post-Netanyahu senaryolarına çok umut bağlamamamızda, yeni bir iktidarla da anlaşmamızın kolay olmayabileceğini şimdiden dikkate almamızda yarar var. Kendimizi “İsrail İran’da kaybetti, Lübnan’da zorlandı, Gazze’nin tümünü ele geçiremedi, Trump’la da arası bozuldu” diye boşuna kandırmayalım. Karşı istihbarat başta olmak üzere askerî, siyasi, diplomatik tüm tedbirleri almaya devam edelim…

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.