Deprem: Bugün tek yürek

Keşke her zaman tek yürek olabilsek ülke olarak ama, hiç olmazsa felaket günlerinde tek yürek olalım.
Felaket geldi.

Kahramanmaraş benim memleketim. Orada başladı, Pazarcık ilçesinde… 7.7 şiddetinde bir sarsılış. Büyük, büyük bir sarsılış. Ardından 6.6 büyüklüğüne kadar ulaşan ve ilk yıkımları daha da yıkan artçı sarsılışlar. Sonra 7. 6 şiddetinde bir deprem daha. Herkes evlerde, uykuda iken başlamış… Maraş’tan taa Diyarbakır’a kadar sarsılan koca bir vatan parçası. 10 il. İlçeler, köyler, mezralar… Erzurum’da, Karadeniz’de hissedilen, Suriye’yi bile yıkan (810 can kaybı) bir sarsılış.

Her yerden çığlıklar yükseliyor. Enkaz altından yardım çığlıkları geliyor. Çok katlılar dahil olmak üzere on binlerce bina yıkılmış durumda. Sözüm ona deprem yönetmeliğine göre yapılmış olması gereken 1999 sonrası inşa edilmiş sitelerde bile yıkım var.

Can kaybı sürekli artıyor; (Bu yazı yayına verildiğinde sayı Bin 121 olarak açıklanmıştı.) Yaralıları saymak bile imkânsız.

Yer yer hastanelerin (2016’da yapılmış Hatay Devlet Hastanesi), devlet kurumlarının, (Hatay’da AFAD binasının bile) yerle bir olduğu bir hercümerci yaşıyor vatanın bir bölgesi…

Bereket tek yüreğiz. Enkaz altından kurtaracağımız kişinin hangi siyasi görüşte olduğuna bakmıyoruz bereket ki.

Ama sadece böyle acılarda, ağlama zamanlarında tek yürek olmasaydık keşke. “Hiç olmazsa böyle zamanlarda tek yürek olabilmeyi kaybetmemişiz”e sevinmek bugün “Tek yürek” olmaktaki teselli.

Aslında hepimiz farkındayız, bu depremler konusunda uyarılmış olduğumuzun. “Memleketin birçok bölgesi deprem fay hattı, ya da coşkun sellerin aktığı dere yatakları üzerinde. 7’nin üstünde bir deprem ve önüne dağları katıp sürükleyen seller gelebilir ve onlar geldiğinde taş üstünde taş bırakmaz, hazırlıklı olmalıyız” diyenleri duymazdan geliyoruz hep birlikte.

İstanbul için uyarılar öncelikle uyanması gerekenleri uyandırıyor mu? Kaç bin bina yıkılır İstanbul’da ve o binaların içinde kaç yüz bin insanın hayatı sona erer? O, insanları yutan enkaza bile günlerce ulaşılamayabilir. Bu ikazları duyabiliyor muyuz? 7.7 şiddetinde bir deprem – Allah korusun- İstanbul’u sallasaydı, sonra artçılar gelseydi, sonra 7.6 bir deprem daha olsaydı ne olurdu?

Bugün deprem bölgesinde yıkılan her çok katlı bina bir İstanbul örneğidir anlayana. Ben gene Anadolu’da caddeleri nispeten geniş yerleşim yerlerinde gerçekleşen bir depremin İstanbul’da kimi semtlerdeki bina yığılmasına göre daha az tahrip edici olduğu düşünülebilir. İstanbul’un nerede ise tek şeritli hale gelmiş yolların bulunduğu semtleri düşünün… Hangi yaralıyı alıp da hangi hastaneye yetiştireceksiniz?

Şimdi, Şubat soğuğu altında depremin vurduğu koca bir bölgeden söz ediyoruz. Kar yağıyor ve insanlar evlerinden çıkıp, kimisi çoluk çocuğu ile varsa araçlarına, kimisi bulabildiği bir çatı altına sığınmış. Oralarda nasıl ve ne kadar yaşanır ki? İhtiyaç olduğunda nasıl giderilir ki? Çocuk çığlıkları nasıl durdurulur ki?

Depremler Türkiye’nin gerçeği. Ülkesinin böyle bir gerçeği olduğunu görenler (mesela Japonlar) daha az yıkım ve daha az can kaybı ile karşılaşmak için gerekli tedbirleri almışlar. Bizim kültürümüz “Deveni önce kazığa sağlam bağla, sonra Allah’a tevekkül et” ölçülerini getirmiştir. Depremlerde büyük kayıplar yaşamamız, en azından böyle bir hassasiyet sergilememiş olduğumuzun göstergesi. Bunlar bizi ne ölçüde uyarır, her şeyden önce ülkeyi yönetme sorumluluğu üstlenenleri ne ölçüde uyarır, soru bu.

DERSLER:

-Bazen “Bu bize ders olsun” demek, binlerce can bedelini ödemek anlamına geliyor. Düzce depremi, Gölcük depremi, İstanbul depremi…. Dersler, dersler… Bazen dersleri en yakınlarımızın cansız bedenini enkaz altından çıkararak yaşıyoruz. Ne bileyim, “Erken uyanmak” da bir zihni – kalbi gelişmişlik göstergesi değil mi?

-Öyle zaman oluyor, öfkeli seslerimize yansıyan gücümüz yetmiyor ve dünyadan yardım istiyoruz. (Hem de Süleyman Soylu üzerinden) Onun için demek ki bütün dünya ile kavga etmeye gerek yok.

-Bu zorlu süreçte, toplum olarak tek yürek olmaktan ne zaman vaz geçmemiz gerektiğine dair de bir zihni mesai sarfetmeye ne dersiniz? Mesela “Kim kimden hangi durumda vaz geçer ve onu, enkaz altında bırakmaya razı olur?”

Can verenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum. Rabbimden ağzı süt kokan bebeler, beli bükülmüş nineler – dedeler hürmetine zorluklara karşı sabır ve bir an önce feraha ermek için yardım niyaz ediyorum.

YORUMLAR (139)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
139 Yorum