Emekli yangını kimi yakar?
Emeklilerin siyaseti etkileyecek bir güç olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimlerinde kabul etmişti.
Aslında erken emekliliğe kesinlikle karşı idi. 2019 yılında erken emeklilikle ilgili ilk talepler siyasete ve dolayısıyla medyaya yansımaya başladığında çok net konuşmuştu. Şu sözler 16 Kasım 2019 tarihli:
“Tutturmuş bir EYT, erken emeklilik. İskandinav ülkelerinin hepsi bu sistemle battı.
“Arkadaşlarıma söylüyorum. Beni bu yola asla teşvik etmeyin. Milletimin zararına olan bir şeye asla yokum. Seçim kaybetsek de yokum. Bütün dünya bizim sistemimizi kendine uyarlamaya çalışıyor, bizdeki bazı köhne zihniyetler sistemi çökertmek için hinlik peşinde koşuyor.”
Erdoğan o gün, erken emekli olanların ikinci bir işte çalışacağını, bunun sonucu işsizliğin artacağını, SGK sisteminin çökmesiyle oluşacak kaos ortamından siyasi rant devşirileceğini belirterek “Biz bunu yapmayacağız” diyor.
Ancak 2023 seçimlerine doğru erken emeklilik talepleri meydanları dolduruyor. Tahminler Erdoğan için seçimin riske girdiği yönünde. Ve 1 Mart 2023’te yaş şartını kaldıran, kadınlarda 20, erkeklerde 25 yıl sigortalılık süresini dolduranların erken emekliliğini öngören 7438 numaralı yasa Meclis’te kabul edilip, 3 Mart’ta da resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giriyor.
Ama emekli sancısı bitmiyor. Bu defa 1 gün ile, 1 ay ile emekliliği kaçıranların mücaelesi başlıyor meydanlarda…
Ve emekli olup, mevcut maaşla geçinemeyenlerin ikinci iş arama çabaları…
En düşük emekli maaşı ile yaşama çabaları…
Milyonlarca insan… (17 milyon civarında)
Bin liralık bayram ikramiyesini iki bin liraya çıkarırken bile devletin durumu müsait mi sorusunun sorulduğu bir zemin…
Bugünler 2028’e, yani yeni bir seçime gidiş gündeminin siyaset arenasını ısıttığı günler.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üçüncü (bir bakışa göre dördüncü) defa seçilme talebinin konuşulduğu, bunun sağlanabilmesi için Meclis’te oy hesaplarının yapıldığı, transferlerin siyasi ahlâk gündemini hareketlendirdiği günler…
Bugünler, yine 2028 seçimi için muhalefetin favori adaylarının birer birer yargısal hamlelerle adaylıktan düşürülmeye çalışıldığı günler…
Ama Meclis’te, yargıda operasyonlar yapılır da, gene de iş sandıkta biteceği için ve sandığa da insanların memnuniyeti – memnuniyetsizliği yansıyacağı için ve emekliler 16 milyon gibi bir seçmen topluluğu oluşturduğu için Erdoğan da Cumhur İttifakı da “Emekli sancısı”nı gündeme alma zorunluluğunu hissediyor.
Şu sıralar emeklilere “Kaç kuruş” verilirse bu sancı sandığa yansımaz hesapları yapılıyor.
“Kaç kuruş” ifadesinin kimseyi şaşırtmadığından eminim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hafta başında kabine toplantısının ardından şunları söyledi:
“Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettim. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz.”
Bu ifadeleri okurken neler dikkatinizi çekti? Meselâ “başımızın tacı olan emeklilerimiz”in altını çizmişsinizdir. Bunlar tanıdık siyasetçi ifadeleri. Ben “şartları zorlama pahasına…” ile peşinden gelen “Elimizden geleni yapmaya gayret ettik” ifadesinin altını çizdim.
Bu ifadeler bize, emeklilere ancak şartlar zorlanarak bir şeyler yapılacağını, o da elden ne geliyorsa onun yapılabileceğini anlatmaya çalışıyor.
Bu sözlerle önünüze çıkan bir, diyelim işverenden ne talep edebilirsiniz? Her kuruşu verirken zorlanan bir işverenden meselâ…
Onun için emekliye verilecek her kuruş, bütçenin canından koparılan yonga haline geliyor.
Müthiş bir tıkanma…
En düşük emekli maaşı 23 bin 532 lira. Enflasyon artı “Refah payı?” bu rakam ne olur? Türkiye’nin geçim şartlarında iki katına çıksa ne olur?
“En düşük”ü biraz yükseltelim deseniz, bir tık üstü, bir tık üstü ne olacak? Tabanda eşitlenen sayısı şimdilerde 5 milyonmuş, yeni formüllerle bu rakam 7 milyona çıkacakmış…
Tüm emekli dünyası en düşük çevresinde dolanıp duracak bu gidişle…
Müthiş tıkanma, evet…
Belli ki bu “Baş tacı” statüsü değil.
Bir de emeklilerin çoğaldığı, çalışanın azaldığı bir sosyal güvenlik dengesizliği süreci var…
“Baş tacı” söylemi ile “şartlar zorlanarak”, “Elimizden bu geliyor” denerek yapılacak üç – beş kuruşluk düzenlemelerle seçim kazanılır mı?
Emeklilerin mikrofonlara söyledikleri var, söyleyemedikleri var. İçlerindeki yangının bir kısmı yansıyor mikrofonlara, o bile sarsıcı, içerde kalanlar sandığı nasıl tutuşturur göreceğiz.
