Popülistler seçim kaybediyor mu?
Netanyahu’nun seçim kaybetmesi bekleniyordu. Oy kaybetti fakat birinci çıktı. Tabii ki Netanyahu diğer popülist otoriter liderlerden farklıdır; soykırım failidir, Gazze’de 70 bin insanı katliamla öldürmekten eli kanlıdır.
İktidardan düşerse başına geleceklerin korkusuyla koltuğa dört elle yapışıyor: İçeride hakkında yürütülmekte olan yolsuzluk soruşturmaları vardır. Bunları kapattırmaya Trump’ın bile gücü yetmemişti… Dışarıda UCM’nin tutuklama kararı… Destekçisi Almanya’ya bile gitmesi kolay değildir, tutuklanabilir.
Sadece iktidar hırsıyla değil, bu korkuyla politika yaptı. Kendisinin “Tevrat mucizeleri” dediği katliamlarla Gazze’yi kan gölüne çevirdi. Zaferin “Armegeddon”u (Büyük Savaş) getireceğine inanmasının yanında, kendisine seçim garantisi getireceğine de inanıyordu…
İSRAİL TOPLUMU
İsrail toplumu, çok parçalı ve kaygandır. İkide bir irili ufaklı partilen kurulur, dağılır. Rusya’dan gelenler de Avrupa’dan gelenler de Yahudi’dir ama siyasi refleksleri farklıdır. Seküler ve sofu Yahudiler vardır.
Eski Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin 2015’te Herzliya Konferansı’nda İsrail’in “dört kabileye” bölündüğünü söylemişti:
“Seküler Yahudiler, dindar Siyonistler, Harediler ve Araplar...”
Hareditler çeşitli tarikatlardan oluşan “ultra ortodoks” Yahudilerdir. İsrail vatandaşı Arapların oranı yüzde 20 civarında, ama seçmenlerdeki oyu yüzde 8 civarında … Son seçimlerde Knesset’te temsil oranını artırmaları sevindirici ama belirleyici değil.
Hareditler ve Araplarda doğurganlık diğer Yahudi gruplarına göre yüksektir.
İsrail’in sosyolojik yapısı ile seçimler ve partiler hakkında Ekopolitik’te Doç. Dr. Uğur Özdemir’in araştırmasını tavsiye ederim.
YÜZDE 92!
İsrail siyasetinde İsrail vatandaşı Arapların önemli bir etkisi olmadığı gibi ılımların da etkisi çok zayıftır. Tel-Aviv ve Batı Kudüs’te katil Netanyahu’yu proteste eden ve “Yahudi Arap koalisyonu” kurulmasını isteyen sağduyulu azınlık da maalesef etkili olamayacaktır.
Çünkü, “dış düşman” korkusu Yahudi aşırı sağını sürekli köpürtüyor.
Dinci-Siyonist partiler ve Netanyahu’nun Likud Partisi sürekli “düşman kapıda” korkusunu körüklüyor.
Hamas’ın binden fazla Yahudi’yi öldürdüğü “7 Ekim Saldırısı” üzerine Gazze katliamını başlattılar.
Seçimlerde de 11 parti adı altında 30 kadar “liste” yarıştı ama İsrailli Yahudilerin yüzde 92’si Gazze katliamını onaylayan dinci ve Siyonist partilere oy verdi. Netanyahu’nun baş rakibi Eisenkot eski Genelkurmay Başkanıdır. “Düşmanın alt yapısını hedef alma doktrini” onundur. Yani Gazze’de okulları, hastaneleri, su ve elektrik tesislerini, sivil kamu binalarını vurma doktrini!
Hitler’in de Polonya’daki doktrini buydu!
Netanyahu’nun yerine Eisenkot gelseydi biraz iyi mi olurdu? Politika değişmezdi. Hatta henüz eline soykırım kanı şimdilik bulaşmamış biri, İsrail için daha iyi olabilirdi.
Temel sorun, ABD’nin desteğidir.
TRUMP KAYBEDER Mİ?
İsrail Gazze’de yaptığı çapta sivil katliamını, Trump dışında hiçbir Başkan döneminde yapamadı.
Beyaz Saray’ın en sık ve en çok itibar gören misafiri, Trump döneminde Netatanyahu oldu. Kudüs’ü İsrail’in başkenti sayan da dünyada sadece Trump’tır.
Netanyahu Trump’ı “İsrail’in Beyaz Saray’da gördüğü en büyük dostu” ilan etti. Seçimlerde “Trump dostluğunu” kullandı.
Trump Netanyahu için oy istedi.
Trump’ın elinde de İranlı çocukların kanı vardır.
Bir umut, 2 Kasım seçimlerinde Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kaybetmesidir. Hatta her eyaletten 2 senatör seçilen Senato’da bile çoğunluğu kaybedebileceğini gösteren işaretler var.
New York Times, Beyaz Saray’ı “seçimleri kaybetme korkusu” sardığını yazdı.
Trump kaybederse sadece mağdur ve mazlum Gazzeliler için değil, dünyada demokratik değerlerin itibar kazanması için de iyi olacak.
Polonya, Macaristan, Brezilya ve Yugoslavya’nın ardından orada da otoriter popülizm sandıkta mağlup edilirse iyi olmaz mı?
