Trump-Erdoğan görüşmesinde konuşulmayan konu…

ABD’de seçimler pek çok ülkeden farklı olarak hafta tatilinde değil, hep çift rakamlı yıllarda ve Kasım ayının ilk Pazartesinden sonraki Salı günü yapılır…

Bu yıl 3 Kasım’da Amerikan seçimi…

Amerikalılar, her dört yılda bir başkanlarını seçerler; 435 üyeli Temsilciler Meclisi’nin üyeleri iki yılda bir seçilirken, 100 üyeli Senato’nun üçte bir üyesini de oylarıyla yenilerler…

Dört yıl için seçilen başkanın ne kadar sevilip güvenildiğini daha ikinci yılı bitmeden bir ara-seçimle sınar Amerikalılar…

Seçimler genellikle iddialı ve çekişmeli geçse de, iki yılda bir tekrarlandığı için olacak, katılım bizdeki kadar yüksek olmaz. Gününden haftalar önce mektupla veya kurulan merkezlere giderek oy kullanma imkanı da vardır seçimlerde ve seçmenlerin büyük bölümü bu yolu tercih eder…

Uzun yıllardır devam edegelen erken oy kullanma sistemine ikinci kez başkan seçilmiş Donald Trump karşı. Posta ile oy kullanma yolunu kapatmak için bu seçim öncesinde de kararnameler çıkardı Trump, ancak federal yargıçların vetosuyla karşılaştı.

[Karşı olmasına karşı ama Trump da bu seçim için günler öncesinde oyunu kullandı.]

Birkaç gün sonra yapılacak seçimde Amerikalı seçmenler haftalardır oy kullanıyorlar… Bu da, nabız tutarak seçmenlerin eğilimini günler öncesinden öğrenme fırsatı sağlıyor gözlemcilere…

ABD başkanının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile kendisi için hayati önem taşıyan seçime az kala telefonla görüştüğü haberini ilk duyduğumda, konuşmalarının mahiyetini merak ettiğimi gizleyemem.

[Bir gün arayla, dün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bir kez daha aradı Trump.]

İletişim Başkanlığı tarafından görüşme sonrasında yapılan açıklamada duyurulan konu başlıkları arasında ‘ABD ara-seçimi’ bulunmuyor. İki lider, ülkeler arası ilişkileri, Hürmüz Boğazı, Yemen ve Rusya-Ukrayna Savaşı, Mekke İttifakı gibi konuları konuşmuşlar…

Birkaç gün sonra sandıktan çıkacak sonuçla, beklendiği gibi Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’deki sandalye sayısı azalacak olursa, rakip Demokrat Parti’nin kendisinin başkanlık süresini kısaltacak yollara başvurmak üzere harekete geçmesini sanki Trump beklemiyormuş gibi…

Trump için işler yolunda değil oysa…

Amerikan seçmeninin önemli bir bölümü Demokratları beğendiği için değilse de, Cumhuriyetçi yönetimin ülkelerine getirdiği sorunlarla baş etmek zorunda bırakıldıkları için, bu ara-seçimde Trump’a bir ders vermek niyetinde görünüyorlar.

Burunlarından soludukları izlenimi alınıyor seçmenlerden…

İlk sorun, ekonomi.

Amerikan Merkez Bankası önceki gün enflasyonun belinin kırılamadığını kabul eden bir karar aldı. Politika faizini 3.75-4.00 aralığında sabit bıraktı.

İkinci sorun, ekonomiyi de derinden etkileyen İran’a açılan savaş. Hürmüz Boğazı’na hakim olunamadığı için zirveye tırmanan petrol fiyatının bireylere yansıması tahammül sınırlarını zorluyor.

Anlamsız savaş ayrıca içeride hakim sistem açısından hoş olmayan tartışmalara yol açıyor ve bu da Trump’ın günahları listesine yazılıyor…

Pentagon’un Kongre’ye ilettiği İran savaşının maliyetiyle ilgili rapor medyada yayımlanınca, Amerikan halkı Trump’ın yol açtığı anlamsız savaşın gerçek mali yükünü öğrenmiş oldu: 47.1 milyar dolar…

Bu rakama Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerine İran’dan gönderilen füzelerin yaptığı tahribatın faturaları dahil değil.

İran’ın ikircikli stratejisi, savaşın sonlandırılmasını, bir bakıyorsunuz umut haline getiriyor, bir bakıyorsunuz sürecin uzayacağını düşündürüyor.

Tahran Trump’ın siyasi geleceğini belirleme şansını elinde tutuyor.

Seçim sonucunda Trump’ın elinin zayıflayabileceği görüntüsü devlet mekanizmasını da etkiliyor. Pentagon’un hazırladığı savaş maliyetiyle ilgili raporun medyaya sızdırılması önemli.

Daha önemli rahatsız edici tavır, yargıçlardan geliyor…

En son, Kaliforniya’da bir federal yargıç, Trump’ın Adalet Bakanlığı’nın 20 bin seçmenin oy kullanmamasına yol açacak bir girişimine geçit vermedi.

Trump’ın yeniden Beyaz Saray’a taşındıktan sonra “Tek yetkili benim” edasıyla imzaladığı çok sayıda kararname, federal yargıçlar tarafından işlevsiz kılındı.

Devletin başı olan Trump, isimlerini de anarak, bazı yargıçlara ‘kaçık’, ‘kötü niyetli’, ‘sahtekâr’ gibi sıfatlarla yüklendiği gibi, kadrosundan bazıları, ondan da ileri gidip, ağızlarına geleni söyleyebildiler.

Yargı anayasadan aldığı bağımsız ve tarafsız statüsünü titizlikle kullanıyor ABD’de…

Trump’ın bizzat atadığı yargıçlar bile…

“ABD başkanı Türkiye Cumhurbaşkanı ile telefonla görüştü” haberini duyunca, seçime çok az kala gerçekleşen görüşmede Trump’ın bu arka-planı da gündeme getirdiğini düşünmüştüm.

Özellikle de, Macaristan, Sırbistan ve Brezilya’da kendisinin açıkça destek verdiği, kadrosundan iş bilenleri yardımlarına gönderdiği liderlerin ülkelerindeki seçimlerde yenilgiye uğramaları sonrasında…

Açıklamalara bakılırsa, o konu görüşmelerde gündeme gelmemiş…

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.