Yapay zekâ ve inekler
Bulunduğum ortamlarda fon vurgununda büyük darbe yemiş insanlara çok rastlamıyorum. Daha çok ikinci ağızdan işitiyorum. Filanca iki tane dairesini satmış, fona girmiş, iki daire de gitmiş.
Filanca otuz milyon batırmış. Bir milyonunu geri alacak gerisi battı!
Fon vurgunda doğrudan çarpılmamış ama borsadaki çöküş sebebiyle büyük para kaybetmiş insanlardan tanıdıklarım var.
Bu dediklerin zengin insanlar değil. Kaybettikleri para da görece büyük.
Yoksulsan on bin lira, yirmi bin lira büyük paradır. Zenginsen büyük para sınırın daha yukarılardan başlar. Mesela milyon dolardan.
Fon vurgununda ‘çarpılan’ların sayısı 500 bin civarında.
Ama borsada darbe yiyenler kalabalık, birkaç milyon kişi.
Fon vurgunu ansızın, bir çığın düşmesi gibi geldi.
Bazıları çığın düşeceğini önceden haber almıştı. Bunların çoğu siyasi sosyetenin civarındaki uyanıklardı.
Kazançları en üst seviyedeyken, mesela bir milyar, iki milyar, beş-on milyar seviyesindeyken sistemden çıktılar.
Ama haber alamayanlar çığın altında kaldı.
(Bir fayın kırılmasına da benzetebilirsiniz. Bu defa beton blokların altında kalırsınız.)
Kerim Rota önemli bir iktisatçı. Dün Karar TV’de Taha Akyol ve Elif Çakır’ın konuğuydu.
Programdan sonra biraz konuştuk.
Fon vurgununu Lübnanlı düşünür ve romancı Nassim Nicholas Taleb’in Siyah Kuğu romanındaki bir metaforla anlattı.
İnekler mezbahaya götürülecekleri saate kadar günlük hayatlarını sürdürürler. Kırda bayırda otlarlar, keyiflerine bakarlar.
Mezbahaya götürüldüklerinde bile hiçbir şeyin farkında değillerdir.
Ama sonunda boğazlanırlar.
Fon krizinde de öyle oldu, sistem bir anda başlarına çöktü.
Bu cümleler Kerim Rota’ya ait değil. Anlattıklarına bakarak ben yorumladım.
Ayrıca, bazen okuyacak kitap sıkıntısı çekiyorum. Rota sayesinde okuyabileceğim bir roman bulmuş oldum.
Bizim ülke olarak yolsuzluklar konusunda muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıktığımızı ara sıra yazıyordum.
Bu fon vurgunu da yolsuzlukta muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkışımızın bir misali oldu.
Norveç muasır medeniyet seviyesinde bir ülke sayılır.
Bizim milli fon vurguncularımız Norveç’in varlık fonunu bile dolandırmayı başarmışlar.
Demek Norveç’ten ilerideyiz!
Muasır medeniyetin bugün ulaştığı seviye yapay zekâ teknolojisidir.
Bugünlerde önüme sık sık Yoval Noah Harari’nin yapay zekâ hakkında konuştuğu videolar geliyor.
Harari İsrailli bir yazar. Zamanı iyi okuyanlardan biri. Bir videosu özellikle dikkatimi çekti.
Çek televizyonundan Daniel Statch’a verdiği röportajda “İnekler parayı bilmezler” diyordu Harari.
Yine tırnak içinde aktarmayacağım, anladığımı anlatacağım.
İnekler parayla alınıp satıldıklarını, etlerinin sütlerinin para ettiğini bilmezler. Arkalarında işlemekte olan finansal sistemleri bilmezler.
Parayı da bilmezler.
İnsanlar bürokrasinin içinde doğmamıştır. Avcı ve toplayıcıdırlar. Bürokrasinin yerlisi değillerdir. İnsanlar bürokrasiyi aşağı yukarı son on bin senede geliştirdi.
Yapay zekâ ise ofiste/büroda doğmuştur. Bürokrasinin ‘yerli’sidir.
Bürokrasiyi bilir.
Gelecekte robotlar sokakları istila etmeyecek. Yapay zeka insanlara saldırmayacak. Asıl tehlike bu değil.
Yapay zekâ bilgileri, insanlığın birikimini depolayabiliyor ve işleyebiliyor.
10-20 yıl içinde yapay zekâ insanlığı, işleyişini anlayamadığı karmaşık finansal ve bürokratik sistemlerin nesnesi haline getirebilir. Dolayısıyla biz geleceğin inekleri olabiliriz.
Biraz ağır konuşmuş Harari. Ama kendisini de istisna etmemiş.
Harari’nin anlattığının bir benzeri fon vurgunu sırasında bizde gerçekleşti.
Fon sosyetesi, vatandaşın bilmediği, anlamadığı sistemler kurarak, anlamadığı yöntemler geliştirerek yüz binlerce kişiyi çarptı.
Şimdi yetkililerimiz rezillik şüyu bulmadan, kimin kimi nasıl çarptığına dair malumat iyice ortaya saçılmadan ortalığı toparlamaya çalışıyor.
