Erdoğan’ın rakibi kim olsun?
Eski Ak Parti milletvekili ve halen partide bulunan Şamil Tayyar’ın Salı günkü X mesajı fazla konuşulmadı, ama yaşanan siyasi ortamdaki “Erdoğan payı”nı partili bir milletvekilinin göstermesi bakımından ilginçti. Mesaj şöyleydi:
“Katılın, katılmayın. Beğenin, beğenmeyin. Doğru bulun, bulmayın.
Şu anda ‘siyasi oyun” planı olan ve ‘gelecek projeksiyonu’ çizen tek lider Recep Tayyip Erdoğan olarak gözüküyor.
Yöntemini tartışabilir, eksik veya fazla bulabilirsiniz, sonuç alacağını düşünebilir veya katılmayabilirsiniz.
Her hamlenin bir stratejisi, bir hedefi var. Rakibine göre oyun kurmaz, kendi oyununu kabul ettirir. Rakibini de kendi belirler. Şimdi olduğu gibi.”
Siyaset son derece hareketli. Ve her siyasi gelişme, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimine göre yorumlanıyor. Orada da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden seçilip seçilmemesi gündemi var.
-Diyelim Terörsüz Türkiye gündemi. Bir tarafı tabii ki Türkiye’nin büyük bir gaileden kurtulması ile ilgili. Ama bir tarafından da Öcalan üzerinden DEM’in Cumhurbaşkanlığı işinde iktidar hesabına yakın durup durmaması tasarımlarından söz ediliyor.
-Diyelim CHP’de olan bitenler… Taa 18-19 Mart operasyonları… Ekrem İmamoğlu’nun en güçlü – belki favori Cumhurbaşkanı adayı olabileceği ihtimalinin Yargı’nın üstlendiği misyonla devre dışı bırakılması…
-CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk iddiası üzerinden yargı operasyonları…
-Yine yargı üzerinden mutlak butlanla CHP’nin başına Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi… Kılıçdaroğlu’nun CHP içinde tasfiyelere yönelmesi ve sonunda yeni bir siyasi partinin doğması…
Bütün bunlar, muhalefet tarafından, Özgür Özel ya da İmamoğlu’nun her alandaki tepkileri ile “Erdoğan’ın kendisini yenen ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde de yeneceği görülen kişi – kişilere yönelik operasyonları” olarak okundu, değerlendirildi. Özgür Özel, tüm meydan mitinglerinde bunu seslendirdi. “Yargı’nın bu iş için kullanıldığını” söyledi. “İktidarın Yargı kolları” diye niteledi Akın Gürlek’in yapıp ettiklerini.
Şamil Tayyar’ın X mesajı şüphesiz Erdoğan’ı övme niteliği taşıyor. “Siyasi oyun planı olan, gelecek projeksiyonu çizen tek lider Erdoğan” ona göre. Bu oyun kurma ve gelecek projeksiyonu çizmenin içine “kendi oyununu kabul ettirme ve (ve hatta demek lâzım burada) rakibini bile belirleme” boyutu girer.
Tayyar “Şimdi olduğu gibi” cümlesini de ekliyor son olarak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan için “rakip belirleme” herhalde önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi için söz konusudur.
Rakip herhalde yaşanan süreç içinde belirlenecektir.
Bu isimlerin İmamoğlu, Mansur Yavaş ya da Özgür Özel olmayacağını tahmin etmek zor değil. Çünkü onların üzerinde, kiminin Silivri’ye gidebileceği kiminin dokunulmazlığının kaldırılacağı gibi Damokles kılıcı sallanıp duruyor.
O zaman kim?
Erdoğan kaybedeceği seçime girmez diye bir genel kabul var.
Erdoğan bir seçimde Kılıçdaroğlu’nu yendi. (2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi)
Kılıçdaroğlu Yargı’nın ibretlik mutlak butlan kararı ile CHP’nin başına yeniden getirildi.
O zaman?
Bütün bu olan bitenler Erdoğan’ın kendi rakibini belirlemesi ile mi ilgili?
Şamil Tayyar’a göre öyle kabul etmek gerekiyor.
Tabii bu yoruma dair bir Tayyip Erdoğan yorumu ortaya konmadı. “Rakibini bile belirleme” rolünün nasıl bir demokratik çerçeveye dahil olduğuna dair bir değerlendirme gelmedi.
Şamil Tayyar’ın bir X mesajı daha vardı, hatırlanacaktır:
Tayyar o mesajda, sivil siyaset alanının daraldığını ve devlet içinde kontrolsüz yeni iktidar gruplarının türediğini belirterek, Erdoğan’ın yükünü omuzlayacak, güvenilir ve siyasi gelecek kaygısı taşımayan güçlü bir aktöre ihtiyaç olduğunu vurgulamış, bu role en uygun isim olarak da Berat Albayrak’ı göstermişti.
Bu çıkışa karşı Mücahit Birinci “Erdoğan’ın görevi bırakması halinde ise onun yerine geçecek kişinin Bilal Erdoğan olması gerektiği”ini savunmuştu.
Tartışmaların içine “Erdoğan sonrası”nın girmesi üzerine Şamil Tayyar, kendisinin Erdoğan sonrasına yönelik bir veliaht veya lider önermesinde bulunmadığını; yalnızca kumpaslarla mücadelede Erdoğan’ın yanında duracak “operasyonel bir nefer” kastettiğini ifade etmişti.
Görüldüğü üzere Erdoğan söz konusu olunca yeniden Cumhurbaşkanlığı adaylığı yanında, “rakibini bile belirleyebilme” yeteneği konuşulabildiği gibi Erdoğan’ın yükünü omuzlayacak bir aktöre ihtiyaç duyulduğu iddiası da, Erdoğan sonrasında yerine geçecek kişinin kim olacağı konusu da gündeme giriyor.
Belki de Şamil Tayyar, Tayyip Erdoğan övgüsü yapar gibi görünüp, gazetecilik damarı ile bazı şeylerin daha net tartışılmasının kapısını aralamaya çalışmaktadır. Yoksa herhalde “Rakibini belirleme” özelliğinin demokrasi ile bağdaşmadığını bilecek durumdadır.
