Şamil Tayyar’ın açtığı kapıdan girince...
Şamil Tayyar’ın mesajı da, devamında gelen cevaplaşmalar da önemli. Tayyar iktidarın içinden bir isim, eski Ak Parti Gaziantep milletvekili. Gazeteci kimliği ile de farklı platformlarda görüş açıklıyor. Bence Ak Parti parlamento kadrosunun derin suskunluğuna karşı iyi de ediyor.
Son X mesajı kamuoyunu ve AK Parti içini de hareketlendirdi.
Şöyle başlıyor mesaj:
“Son dönem sivil siyaset alanının giderek daraldığını,
bu boşluğa bürokrasinin yerleştiğini,
devlet içinde kontrolsüz yeni iktidar gruplarının peydah olduğunu gözlemliyoruz.”
Bu tespitler devlet hayatındaki bozulma ile ilgili, her biri derin sorgulamalar gerektirecek boyuttave tüm toplumu ilgilendiriyor. Ancak Tayyar “Zamanla siyasetin tasfiyesini sağlayacak bu gelişme, AK Partinin altını oyuyor, toplumsal bağını zayıflatıyor.” diyerek işi, partisel boyuta indirgiyor. Halbuki kendisi de bu tespitlerden yola çıkıp, sebeplerin araştırılması gerekliliğini seslendirebilirdi. Muhtemel ki orası zülfiyare dokunma kaygısı uyandırmıştır.
Onun için mesaj “partisel kaygı”dan devam ediyor: “Haliyle seçim sürecine girerken iktidar açısından siyasi risk artıyor.”
Ancak Şamil Bey, devlette olan biten her şeyin Cumhurbaşkanı ile bağlantılı olduğunu bilecek durumda. Onun için mesaj Cumhurbaşkanı’nın taşıdığı yük ile ilgili olarak devam ediyor: “Lâfı uzatmayım” diyor ve ekliyor: “Cumhurbaşkanımızın yükünü alacak, siyaset ve bürokrasi ilişkisini rayına sokacak” birisinin gerekliliğine işaret ediyor, ancak bu kişinin “gelecek kaygısı taşımayacak, toplumla yeni bir ahit yapacak güçlü ve güvenilir bir isim” olması gerektiğini vurguluyor.
Burada soru şu: Yükü taşıyan sonuçta Cumhurbaşkanı Erdoğan. Acaba onun cenahından yüklerin çok ağır olduğu, siyaset ve bürokrasinin iyi idare edilmediği, en baştaki ifadeyle “devlet içinde yeni iktidar güçlerinin oluştuğu”na, “bundan dolayı Ak Parti’nin altının oyulduğu”na dair bir izlenim, bir işaret, bir kaygı ifade edilmiş midir?
Neyse Şamil Tayyar sorunu böyle çerçeveledikten sonra kendi ifadesiyle “güçlü ve güvenilir” ismi seslendirmekten de geri kalmıyor: “Kişisel kanaatim, Berat Albayrak bu role en uygun olanıdır.”
Ardından da statü tanımı:
“Bu görev illa bir bakanlık veya parti yöneticiliği değil, olursa iyi olur ayrı, cumhurbaşkanlığı makamıyla siyaset ve bürokrasi arasında güvenli bir köprü inşasını sağlayacak görev tarifidir. Misal, güçlü Başdanışmanlık gibi. Böyle bir ara istasyonla cumhurbaşkanımızın gücünün istismarı da önlenir. Buna Berat beyin değil AK Parti’nin ihtiyacı var. Bu misyonu üstlenecek daha güçlü ve uygun aktör varsa o da denenebilir. Ben bulamadım, bulan varsa eyvallah. Dikkat çekmek istediğim konu, bu ihtiyacın aciliyetidir.”
“İhtiyaç acil!”
Şamil Bey Berat Albayrak’a büyük kredi açıyor.
Ancak siyaset öyle çok safiyane duyguların dolaştığı bir alan değildir. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Cumhurbaşkanlığı kraldan öte yetkilerle donatılmış kişidir.
“Erdoğan’dan sonrası” gibi bir gündem, bütün siyaset dünyasında dolaştığı gibi herhalde Ak Parti dünyasında, belki Erdoğan aile çevresinde de dolaşmaktadır. En azından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir fani olarak kendisinden sonrasını düşünüyor olması yadırganamaz.
“Berat” mıdır? Nerede ise Cumhurbaşkanı adına konuşma – davranma yetkisi olan birisi?
Öteden Mücahit Birinci devreye giriyor. O da parti bünyesinden:
-Neden Bilâl olmasın?
Ancak önce Şamil Tayyar’ın Cumhurbaşkanı’nın taşıdığı yükle ilgili bir zaaf ihtimalini izale etmek için bir şeyler söylemesi lâzım, şöyle: “Ancak; Türkiye’nin Sayın Cumhurbaşkanımıza 10 sene daha ihtiyacı vardır. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu vazifeyi 10 sene daha kesintisiz, nizasız sürdürebilecek enerjiye ve kabiliyete sahiptir. Bundan en ufak kuşkum yoktur.”
Sonra Bilal faslına gelir Mücahit Bey.
“Herhangi bir sebeple Sayın Cumhurbaşkanımız bu yönetme iradesini serdetmez ise, ki bu kendi kararı olacaktır, kişisel kanaatime göre ardından gelecek kişi de Sayın Bilal Erdoğan olmalıdır. Bilal Bey’in Cumhurbaşkanımızın evladı olmanın ötesinde birçok üstün vasfı mevcuttur. En önemlisi de Bilal Erdoğan “denenmiş” bir siyasi figür değildir. Bilal Bey ülkeye, vizyonu ile yeni bir dinamizm katar.”
Satır arasında Mücahit Birinci “Berat denenmiş bir kişi” ifadesini fısıldıyor ve muhtemelen denenmişliğin çok daha başarılı olmadığı kanaatini… Olan bitenden şunları anlıyoruz:
-Ak Parti dünyasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın taşıdığı yükün bir insanın haddini aşacak nitelikte olduğu ve ondan da devlet hayatında ciddi problemler oluştuğu.
-Ak Partinin ciddi zaaf geçirdiği
-Erdoğan sonrasına ilişkin Berat – Bilal ekseninde genelde aile içinde dolaşan yarın planları yapıldığı ve bu iki ismin parti dünyasını ciddi biçimde böldüğü… Peki asıl olarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Cumhurbaşkanı Erdoğan örnekliğinde ortaya çıkardığı devlet içi sorunları ne yapmalı? Bilal veya Berat, sistemin ürettiği hangi soruna çare olacak? Sonra memlekette aile dışı kimse kalmadı mı?
