“Sır küpüm”

''Sır küpüm” ifadesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait. Hakan Fidan için söylendi. Ahmet Davutoğlu Hakan Fidan’ı MİT Başkanlığından alıp siyasete sokmak istediği zaman… Erdoğan çok net olarak tavır koydu o işe.

MİT Başkanı” olmak, “Sır küpü” olmak için uygun bir yer. Ama yine de o makam, Devlet’e ait bir makam ve Cumhurbaşkanı da olsa bir insana “Sır küpü” olma konumu tartışılır. Cumhurbaşkanlığı, devletin en üst makamı da olsa, yarın o makamı bir başka kişi doldurduğunda MİT Başkanı ona karşı sorumlu olur.

Hakan Fidan bugün Dışişleri Bakanı. Cumhurbaşkanı Erdoğan onu, devletin çok önemli bir makamında istihdam ediyor. Dışişleri Bakanlığı da “Sır küpü” olunacak bir makam hiç şüphesiz.

10 yıl önce, yani 15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleştiği tarihte MİT’in başında idi.

15 Temmuz 2016 günü, darbe süreci ile ilgili ilk bilgi ona geldi. Kara Havacılık Komutanlığında görevli O.K. diye kodlanan bir binbaşı, ona gelerek birliğindeki hareketliliği bildirdi. Rivayete göre, “Ya bir darbe hazırlığı var, ya da, Fidan’ı ele geçirmek üzere MİT’e saldırı olacak” dedi.

Bundan sonra ne oldu?

Cumhurbaşkanı darbe girişimini saat 21 civarında “Enişte”sinden öğrendiğini açıkladı. O saatler, Boğaziçi Köprüsü’nün iki tarafının tanklarla tutulduğu saatlerdir.

Bir soru şu: O saate kadar Cumhurbaşkanı’nın darbe girişiminden haberi olmamış mıdır?

Bu, kimse tarafından inandırıcı bulunmuyor.

Bunun olabilmesi için Hakan Fidan’ın, kendisine gelen bilgiyi “Darbe girişimi” olarak ihtimallendirmemesi, bu haberden sonra görüştüğü Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile, “darbe ihtimali” üzerinde hiç durulmaması ve daha önemlisi…

Hem MİT Başkanı olarak Hakan Fidan’ın hem de Genelkurmay Başkanı olarak Hulusi Akar’ın bu gelişmeden Cumhurbaşkanı’nı haberdar etmemeleri gerekir.

Böyle midir?

15 Temmuz darbe girişiminin diyelim Boğaziçi Köprüsü’nü tutulmasına, Ankara’da savaş uçaklarının cirit atmasına, kuvvet komutanlarının bir düğün ortamında derdest edilmesine, hatta Meclis’i bombalamasına kadar ilerlemesine göz yumulması mı söz konusudur?

Hakan Fidan ve Hulusi Akar, birlikte yaptıkları mütalaada darbe girişimini çok küçük bir ihtimal olarak mı görmüşlerdir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şayet kendisine gerçekten haber verilmemişse, Fidan’a ve Hulusi Akar’a bunun sebeplerini sormuş mudur?

Darbe girişiminin bir ayağında Ankara ve İstanbul’daki eylemler varsa, diğer ve çok daha hayati ayağı Cumhurbaşkanı’nın bizzat şahsına yönelik Marmaris operasyonudur.

Darbe girişiminden haberdar edilmemişse, Cumhurbaşkanı’nın can güvenliği de tehlikeye atılmış olmamakta mıdır?

Ben ne Hakan Fidan ne da Hulusi Akar tarafından bunun göze alınmış olabileceğine ihtimal vermem.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Fidan’ın ve Akar’ın önüne gelen, üstelik “darbe ihtimali”ni de içeren bilgi ve ihtimallerden bir şekilde haberdar edilmemiş olamaz.

Diyelim Hakan Fidan, Kara Havacı Binbaşı O. K.’nin verdiği bilginin “MİT’i basma ve ve Fidan’ı rehin alma” boyutunu önemsedi ve “Bunu kendi gücümüzle önleriz” gibi bir değerlendirme yaptı, bunu bile Cumhurbaşkanı ile paylaşma gereği duymaz mı? Erdoğan’ın, üstelik hasta ve sedye üzerindeyken FETÖ’cü çılgın savcı Zekeriya Öz kendisini ifadeye çağırdığında “asla gitmemesi” uyarısını unutmuş olabilir mi?

Dini saiklerle yola çıktığı var sayılan ve zaman içinde sosyal yapılaşmalarla toplumla ilişkiyi geliştiren bir Cemaat’in “FETÖ”leşmesi” ve darbe girişimi gibi bir çılgınlığa soyunması bir gerçek.

O çılgınlık noktasına nasıl gelindiği Cemaatin kendi içinde bile tartışma konusu. Kararı kim verdi, ön hazırlıklar nasıl yapıldı, son olarak düğmeye kim bastı, general seviyesindeki askerler hangi emir – komuta sistemi içinde nasıl harekete geçti sorularının karmakarışık cevapları tartışılıyor.

Biz de içerde, darbe girişimi istihbaratı MİT Başkanı ve Genelkurmay Başkanı’nın önüne geldiği halde iş, 250 kişinin can verdiği bir boyuta gelmeden neden önlenemediğini tartışıyoruz.

Meclis Komisyonuna bilgi vermeye gelmedi Hakan Fidan ve Hulusi Akar.

Meclis raporunun akıbeti de belli değil.

15 Temmuz’un 10’uncu yılında bile Hakan Fidan’ın “Sır küpü” özelliği devam ediyor. Hulusi Akar da sırlarını koruyor. Darbecilerin yargılandığı davalarda kendisine tanıklık yapması -ya da yargılanması için pek çok çağrı yapıldı. O çağrılara da duyarsız kalındı.

15 Temmuz’un Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset hayatında önemli bir merhale olduğu muhakkak. Bir darbe girişimini halkın desteği ile püskürtmüş olma durumunun Erdoğan’ı farklı bir güçle donattığı bir gerçek.

Bugün tartışılan “otoriterlik” 15 Temmuz’la başlayan sürecin de ürünü.

Bugünlere gelişte Hakan Fidan ve Hulusi Akar’ın kritik rolleri de her zaman konuşulacak, tartışalacak.

YORUMLAR (10)
10 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.