İktidar herkese yeşil pasaportla neye direniyor?
Vize serbestisi karşılığında AB’ye bazı tavizleri vermemek için gerekirse yeşil pasaport herkese verilecekse... İstenen tavizlerin ne kadar kötü olduğunu merak etmez misiniz?
Bakın neymiş iktidarın direndiği tavizler...
Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Amor bir kez daha açıkladı.
AB ülkelerine vizesiz seyahat, Ankara’nın elindeymiş. Ama yetkililer, vize serbestisiyle ilgilenmek yerine sorunu herkese yeşil pasaportla çözmeyi tercih ediyormuş.
O meslek grubundan, bu meslek grubundan sonra şimdi de savunma ve havacılık sanayiinde çalışanlara yeşil pasaport gündemde, Meclis’e kanun teklifi sunuldu.
Uyarı ya da tespit olarak alın, Amor haklı görünüyor. Türkiye, AB’ye vizesiz giriş için üzerine düşeni yapmıyor.
Böyle çözülür mü? Herkese yeşil pasaport dağıtarak mı? Sonunda yeşil pasaporta da vize zorunluluğu getirtene dek mi?
Anlaşılıyor ki iktidar, bu zorlamalarla bir şeyi baypas ediyor, vize serbestisi anlaşmasını arkadan dolanıyor. Ne midir o?
Davutoğlu’nun başbakanlığında AB’yle vize serbestisi anlaşması yapmışız, 2016’da, vizesiz seyahatin o yıl başlayacağı müjdelenmiş, 72 kriterden 6’sı kalmış, 10 yıldır karşılanmıyor.
İktidarın anlatmadığı kısmı bu.
Raportör Amor, geçen yılki Türkiye Raporu’nda AB’nin beklentisini yazmıştı, 6 kriter karşılanırsa vize serbestisini hemen başlatmak istiyorlardı.
Demokratik normlardan sapma, hukukun üstünlüğünün zayıflaması ve AB değerlerine bağlılığın sorgulanması nedeniyle Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci dondu. Ama vizesisiz giriş için kapıları açık.
Yapılacak ev ödevi de çetrefilli değil.
Yerine getirilir getirilmez vize serbestisi sürecini başlatacak 6 kriter şöyle:
Terör suçu tanımının yasa değişikliğiyle netleştirilmesi, bir.
AB polis örgütü Europol ile operasyonel işbirliği anlaşması, iki.
Avrupa Konseyinin yolsuzlukla mücadele önerilerinin uygulanması, üç.
Suçla mücadele alanında tüm AB üyeleriyle iş birliğine gidilmesi, dört.
Düzensiz göçmenlerle ilgili Geri Kabul Anlaşması’nın tam uygulanması, beş.
Kişisel verileri koruma yasasının Avrupa standartlarıyla uyumlu hale getirilip ilgili kurulun bağımsızlığının sağlanması, etti size altı.
Gören de çok ağır tavizler koparmaya çalıştıklarını sanacak.
Bu şartları yerine getirmek için neyi mi bekliyoruz?
O her neyse vatandaşımıza vize kolaylığı ile pasaportumuzun değerini artırmayı engellemiyor sadece. Kendi insanımızın hukuk güvencelerini, yolsuzlukla etkin mücadeleyi de engelliyor.
İktidara zor gelen, yapmamak için direndiği, bin dereden su getirdiği, uğruna herkese yeşil pasaport dağıtmaya bile razı olduğu, yeter ki olmasın diye çırpındığı tavizlere bakar mısınız!
Pasaportumuzun vize kuyruklarında, sınır kapılarında gördüğü değer ortada. Fiyatı artarken gücü zayıflıyor.
Bir ülkenin itibarı da parasının, pasaportunun değeriyle ölçüldüğüne göre... Pasaportumuz neden güçlenmiyor, nerede yanlış yapıyoruz, diye sorarlarsa söylersiniz.
DÜNYA PASAPORT SIRALAMASINDAKİ MEVKİMİZİ NEYE BORÇLUYUZ?
Dünyada bizim yüzyılımız başladıktan, uzay cemiyetindeki konumumuz yükselişe geçtikten sonra da o sıralamadaki yerimiz değişmedi. Pasaportumuzun durumu kötüye gidiyor.
Henley Pasaport Endeksi, vizesiz girebildiği ülke sayısına göre dünyanın en güçlü pasaportlarını her açıkladığında... Ben de kendimize şunu sormamız gerektiğini hatırlattım: Bizimkinin hâli ne böyle?
Güncellenen 2025 listesinde 46’dan 40. sıraya çıkmıştık. Pasaportumuzun itibarında bir ilerleme vardı ama hâlâ görmek istediğimiz yerde değildi.
Fezaya gidip Ay’a da sert iniş yapmaya hazırlandığımız, dünyada Türkiye Yüzyılı başlattığımız şu şahlanma döneminde pasaportumuzun açmayacağı kapı mı kalmalıydı?
Pasaportların değeri parasıyla ölçülse başa yarışıyoruz. Dünyanın en pahalı ilk 10 cüzdanından biri bizde.
Çetelesini Sigorta firması William Russell tutuyor. 2024’te 10 yıllık pasaport harcımız 290 doları geçince birinciliğe bile oturmuştuk. Avustralya’dan almıştık şampiyonluğu, 2023’te 230 dolarla en pahalısına sahipti.
Dünyanın en pahalı pasaportlarında ilk 10’dayken en değerli yani en çok kapıyı açan pasaportlarında niye değiliz?
Demokrasi ve hukuk aşkımızdan, yönetim ve planlama başarımızdan olmadığı kesin.
