Özgür Özel’in zor sınavı

Siyasi hırs öyle bir zehirdir ki, insanı, babasının cesedi üzerine basıp yukarı tırmanma çılgınlığına sürükleyebilir” diye yazmışlığım vardır.

İktidar bir süredir CHP ile tam da “siyasi hırs” kulvarında oynuyor. Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyon, herkesin başına böylesi ve daha kötüsü gelebilir gibi bir mesaj içeriyordu. “Ya AKP’ye katıl ya Silivri’ye atıl” denilen olay.

Bu mesajı alan bir kısım CHP’li belediye başkanının siyasi refleksi kapağı iktidar partisine atmak oldu. 40 yıllık CHP’li, bir törende Ak Partili oluverdi.

Bu iktidar hamlesini Özgür Özel, on binlerce insanın öfkesini alanlara taşıyan mitinglerle karşıladı.

İmamoğlu operasyonu siyaseten ters tepmiş gözüküyordu.

Sonra içerdeki başka bir siyasi hırs birikimi keşfedildi. Özgür Özel Kılıçdaroğlu’nu yenmişti bir Kurultay’da. Bu tür değişimler kolay hazmedilir değildi partilerde… Siz yenilgiyi içinize sindirmeye meyilli olsanız, etrafınızda sizin üzerinizden varlık kazanmaya çalışanlar durmaz, derindeki hırslarınızı kaşırlardı.

Onu okudu iktidar. İmamoğlu – Özel çizgisindeki yükseliş yarınlardaki seçim hesaplarını alt-üst ediyordu.

Acaba Kılıçdaroğlu’nun hırsına alan açılsa, başka sonuçlar alınamaz mıydı?

Allem edildi – kallem edildi, bir yargı kararı, “mutlak butlan” kararı, “tedbiren” diye bir de şerh konularak, Kılıçdaroğlu’nu siyaset mezarlığından çıkarıp CHP’nin başına oturttu.

Bundan sonrası Kılıçdaroğlu’nun bu “kayyım yetkisi”ni nasıl kullanacağı ile ilgiliydi. “Etraf” da önemlidir bu durumlarda. Kılıçdaroğlu üzerine siyaset planı yapanlar “Etraf”ı doldurdular. “Şunu da yapabilirsin, bunu da yapabilirsin.” Bu telkinlerin arkasında “İlerle nasıl olsa iktidarın desteği bizden yana” fısıltıları vardı. Muhtemelen her türlü yargı boyutunun kendilerini güçlendireceğini düşünüyorlardı.

Nitekim ilerlediler, öyle ki iş, seçilmiş genel başkan Özgür Özel’i “sıradanlaştırma”ya kadar vardı. Yani “Onun üzerinde bile operasyon yapabiliriz.” Bunu, iki grup başkanvekilini görevden aldıktan, 9 milletvekilini ihraç talebi ile disiplin kuruluna verdikten, Parti Meclisi7i keyfimize göre toplarız” dedikten, sıranın il başkanları, bazı belediye başkanlarının ihracına gelebileceği haberlerini uçurduktan sonra yaptılar…

CHP artık Kılıçdaroğlu’nun ve “Etraf”ının keyfi ne isterse, yapabileceği bir parti idi.

Ancak kayyım olduktan sonra gelen grup toplantısında konuşamamıştı. Özgür Özel grup başkanı olarak kürsüye çakmış ve söyleyeceğini söylemişti.

Bu, hazmı zor bir durumdu. Özgür Özel’in grup başkanlığını ne yapmalıydı? Grupta büyük çoğunluk Özgür Özel’den yanaydı.

Bugünkü grup ne olacaktı?

Gelinen noktada Özgür Özel ve onu destekleyenler, “Edilgen” bir konumda gözüküyorlar. Her gün bir taraflarının yontulduğu bir görüntü.

Bu, siyaseten iyi bir görüntü değil. Halk nezdinde de, o, kürsülerde kükreyen insan yerine “operasyon yiyen” bir lider! Tüzüğün konuşulmadığı, Yargıdan ümit beslenemeyen, CHP genel başkanlığı statüsünün parti içindeki operasyonlarda hoyratça kullanıldığı bir yapı…

Ne yapsın Özgür Özel?”

İktidar – Kayyım ortaklığına karşı ne yapsın?

Meydanlarda öfkelerini ve “iktidar” taleplerini kendisine sorumluluk olarak yükleyen insanların beklentisine karşı ne yapsın?

CHP’de kalarak varılacak bir sonuç var mı?

Cehennemin kapılarının açıldığı ve içerden gelen ateşin herkesi yakıp kavurduğu” bir “Kıyamet senaryosu” bile var “Kılıçdaroğlu kayyımlığı” nelere cür’et edebileceği öngörüsünde…

Ayrı bir parti kurmak mı, seçime girme hakkı bulunan bir başka partide buluşmak mı, o parti ile uyumun nasıl olacağı, CHP’yi başkalarına bırakmanın doğuracağı sonuçlar, kim “Baba ocağı – Atatürk’ün partisi” nostaljisinin etkisiyle Kılıçdaroğlu’na tahammül eder, alışır, kim gerçek bir muhalefet bilinci içinde Özgür Özel’le duygudaşlık yolunda buluşur…

Ayrışma zamanları…

Dövenlerin - dövülenlerin yanında yer seçme zorlukları…

Kılıçdaroğlu ahir ömründe bir av kaptı, ona bu kayyımlık yeter, herhalde mesela Erdoğan karşısında tekrar Cumhurbaşkanı adayı olmaz… Cumhurbaşkanı Erdoğan da bundan emin olmalıdır.

Özgür Özel zor bir mücadelenin içine giriyor. Duygu dünyasının bir yerlerinde her şeyi bırakabilme hislerinin bile dolaştığı anlaşılabiliyor. Ama bir yerde de meydanların yüklediği sorumluluk depreşiyor içinde. Şunca yol arkadaşı, cezaevlerinde boğuşuyor…

Bakalım şu karar sürecinde Türkiye siyasetinin geleceği adına nasıl tohumlar düşecek toprağa? Siyaset şu anda Özgür Özel ve arkadaşlarının yarın planlamasına kilitli.

Herkes iktidarın şu an oyunu kazandığından emin. Ama Kılıçdaroğlu ile bütünleşen bir oyun planının ortaya çıkaracağı “itibar bedeli” nedir, bir de oraya bakılmalı bence…

YORUMLAR (14)
14 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.