Kılıçdaroğlu’nun arınma zurnası çatallaşırken
Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyelere operasyonları hukuki değil siyasi buluyordu. Mutlak butlana çanak tutan arınma videosuyla ağız değiştirdi ve yargı kararıyla CHP’nin başına döndü.
Derdi gerçekten arınma mıydı, yoksa iktidara göz kırparak CHP’nin başına atamayla indirilmek mi?
İşte operasyonların sonraki ilk hedefi Adalar Belediyesinde bu test ediliyor şimdi.
Arınma mı diyeceklerdi, yolsuzlukla değil CHP’yle mücadele ediliyor diye belediye başkanlarına sahip mi çıkacaklardı?
Adalar Belediyesine inceleme başladığında Kılıçdaroğlu renk vermemişti. Kendi belediyesi değilmiş gibi, havaya bakıp ıslık çalarak geçiştirmişti.
Fakat dün sabah Adalar Belediye Başkanı Akpolat’la birlikte 41 kişi gözaltına alındı.
Aynı sırada Silifke Belediye Başkanı Turgut da gözaltına alındı, 18 kişiyle.
Nereye kadar kaçabilirdi ki, arınma zurnası illa ki bir yerde çatlak sesi verecekti. O an geldi nihayet.
Kılıçdaroğlu’nun Sözcüsü Müslim Sarı şöyle ortaladı:
“Operasyonların istisnasız biçimde CHP’li belediyeleri hedef aldığını bu sabah Adalar ve Silifke’de bir kez daha görmüş olduk. Yargı süreçlerinin kamu vicdanını zedelemeyecek şekilde, hukukun evrensel ilkeleri doğrultusunda ve masumiyet karinesi gözetilerek yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.”
Çatlak zurnanın zırt sesi vereceğinden emindim ama doğrusunu isterseniz bu kadar kısa sürede de beklemiyordum.
Ne anlıyorsunuz Müslim Sarı’nın tepkisinden? Yarım ağız değişikliği anlıyorum ben. Geriye de tam dönemiyor, arınma söylemini ileriye de götüremiyorlar.
Arınma iddiası her seferinde ayaklarına dolanıyor böyle.
Önceki örneklerini biliyorsunuz.
Üstüne “haram parayla alınmıştır” yazdırıp teşhir ettirdikleri arabaya Özgür Özel’i oturtacaklardı. Arka koltuktan Kılıçdaroğlu’nun çıkması uzun sürmemişti. Parti parasıyla satın aldırıp kendisi kullanmış meğer.
İBB itirafçısı Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracına bir buçuk yıl şahsen binenin de o olduğu söylenmişti.
Güler miydiniz, ağlar mıydınız?
Butlancılar kazdıkları çukura düşmeye, attıkları zifosu üzerlerine sıçratmaya devam ediyor.
Araba fiyaskosu için ‘sembolik, meselâ yani’ demiş, tiyatro gösterisi olduğunu itiraf ederek bir de tüy dikmişlerdi.
Sahte arınma şovu şimdiden böyle dökülüyorsa gerisini siz düşünün.
Yukarı tükürseler bıyık, aşağı tükürseler sakal...
Bu ikilemde bocalayarak geçecek artık günleri.
Arınmaya ne tam evet ne tam hayır, ancak ve en fazla yarım ağızla ‘havet’ diyecekler. Arada, ortada kalacaklar hep.
CHP’Yİ İKTİDARIN MUHALİF GÖRÜNÜMLÜ PARTİSİ YAPABİLİRLER Mİ?
Arınmadan, arındırmadan kasıtlarının ne olduğu belliydi. Sözlükteki diğer karşılığı olan tasfiye anlamında kullanıyorlardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine yönelttiği tek adam eleştirilerine cevap verirken Bay Kemal’in ‘tek adamcağız’ olduğundan bahsetmişti. ‘Ortada bir parti bile yok, tek adamcağız yönetimi var’ şeklindeydi.
CHP’de parti içi demokrasi çalışınca ‘tek adamcağız yönetimi’ kaybetmiş, o iddia doğrulanmamıştı.
Bay Kemal buna çok içerlemiş olmalı ki... Kendisine ‘tek adamcağız’ yetkileri vermiş gibi yorumladığı mutlak butlan kararıyla Cumhurbaşkanı’nı haklı çıkarmaya, ‘âciz tek adam’ yönetimini CHP’de geri kurmaya uğraşıyor.
Aksi hâlde, bir daha kurultayda, sandıkta seçim kazanabilecek isimleri, yani parti içi demokrasiyi tasfiyeye girişir miydi?
Kurultay seçiminde şaibeyse asıl sorun; tekrar toplar, kurultay iradesini tazeleyerek kapatırdı konuyu. Oysa bırakmaya değil, kurultayla tekrar yerinden edilemeyecek şekilde kalmaya geri gelmiş gibi davranıyor.
İktidarın muhalif görünümlü gazeteci dostları, maskelerini indirdi, süreç buna zorladı onları. Ama uzun süre öbür yüzlerini saklayabilmişlerdi.
Butlancıların çatlak zurnası ise o kadar iyi kamufle olamadı. CHP’yi iktidarın muhalif görünümlü partisi yapacaklarını her testte ele veriyorlar.
İçi boşaltılmış, anlamından arındırılmış, ruhu tasfiye edilmiş bir ambleme seçmeni oy verir mi? Vermezse butlancılar, CHP’yi iktidara yardımcı bir muhalefet partisine çevirmeyi yüzlerine gözlerine boşa bulaştırıyor, başaramayacaklar demektir.
