Melek sandığımız şeytanlar

Haluk Levent ona inananların güvenini kötüye kullandı, diye inananları sorumlu tutanlar dönüp kendilerine sorsun: Melek sandıklarından hiç şeytan çıkmadı mı?

Dolandırılanları dolandırıcıyla birlikte yargılarken sivil toplum dayanışmasını, insani yardımlaşmayı, vicdan ve güven duygusunu da sanık sandalyesine oturtuyorlar.

Daha dün okuduğumuz haberdi, “400 milyon liralık vurguna bir yılda tahliye, Yunus Emre Vakfı eski Enstitü Başkanı Şeref Ateş adli kontrolle bırakıldı” deniyor.

Yunus Emre bir kamu vakfı. Bakanlığa bağlı, bakanların gözetiminde, devletin kültürel diplomasi faaliyetleri için kurulmuş. Kamu zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, naylon fatura, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suç gelirlerini aklama iddialarından yöneticileri mahkemelik. Güvenip vakfı emanet edenleri, o görevlere atayanları sorumlu tutuyor muyuz?

Ahbap olayını genelleyerek, sivil toplum kuruluşlarına güvenilemeyeceği fikrini yayanlara söylüyorum. Kötü örnek, emsal olmaz.

Devletin denetim gücü ve yetkisine sahip olanlar bile aldatılabiliyorken dedektif titizliği ve cinliğine sahip olmayan ünlüler ne yapsın?

Kimler kimleri inandırıp kandırmadı ki...

Örnekleri sıralamaya FETÖ’ye aldanmadan başlayın. Siyasi atamalarda güvene ihanet edenlerin illa çetelesini mi çıkaralım?

CHP’deki butlancılara, Kılıçdaroğlu’na filan bakıp tüm siyasilerin güvenilmez olduğunu nasıl düşünemezsek...

Devlet görevini kötüye kullanan kişilere bakıp kamu kurumlarına güvensizlik duymak nasıl yanlışsa...

Haluk Levent’ten hareketle devlet dışı insani yardım örgütlerine güveni yok etmek, toptan karalamak, Haluk Levent’in bu yüzünü tanımadan geçmişte desteklemiş Sunay Akın gibi kim varsa hedefe koymak, hepsini mahkum etmek de en az o kadar yanlış.

Çoğunluk haklı olarak kime güveneceğini bilemez hâlde. Kimse güvenilir değil, mesajı verilerek güven bunalımı daha da derinleştiriliyor.

Hayâl kırıklığı kaçınılmaz da, güvensizliği büyütmekten elimize ne geçecek?

Arınma, temizlenme diye gelenlerin hâli ortada.

‘Haram parayla alınmıştır’ diyerek teşhir ettikleri arabayı Kılıçdaroğlu’nun kendisinin aldırıp bindiği anlaşıldığından beri, Özgür Özelcileri karalamak için ne deseler tersi çıkıyor. Rüzgara tükürmek gibi.

Reza Zarrab’a da hayırsever iş adamı payesi verilmişti.

Ne de olsa “ünlü dolandırıcı Sülün Osman, cezaevinde alın teriyle kazanma dersi verdi” haberleri görmüş milletiz.

“Ar namus tertemiz” deyimini yanlış anlayan çok. O deyim ar, namus konusunda temiz olmayı anlatmaz. Ardan arınmak anlamında utanmazlığı, arsızlığı anlatır. “Ar yılı değil, kâr yılı” anlayışındaki pişkinliğin başka bir ifadesi.

Şu siyasi kesimin melek sandıklarından şeytan çıkan var da, bu kesimin yok mu?

Sağdan yaklaşan, haklı suretine giren, rahmani görünüp şeytanlık eden utanmazlar bugün var da, dün yok muydu?

HER DEVRİN 'UTANMAZ ADAM'I

Yeri geldikçe hatırlatırım, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın roman karakteri Utanmaz Adam nasıl unutulur, diye.

Rahmetli Gürpınar, acıklı gülünçlüklerin romancısıydı.

Melek Sanmıştım Şeytanı ya da İki Hödüğün Seyahati öyküleri, bugüne de hitap etmez mi?

Düzenbazlık başarı getiriyorsa, saygınlık ve itibar görüyorsa dürüst kalanlar enayi görünür, rol model değil.

Çarpık işleyişi Utanmaz Adam Avnüssalah’ın ağzından dinleyin:

“Çaldım. Dolandırdım. Sağdan soldan sızdırdım. Karşıma hiçbir dava çıkmadı. Çünkü yere vurduklarım, benden mücrim mahkeme kaçkınlarıydı. Yakalarını adalete teslim etmeden beni ele veremezlerdi.”

Avnüssalah, onu haklamakla görevli olanların ondan daha temiz kalamadığı bir ortamın kahramanıdır.

Utanmaz Adam’ın kısa sürede nasıl toplumun sevgilisi, başarı sembolü hâline geldiğini keskin bir ironiyle sergiler roman. Konferanslar veren, dolu salonlarda halka başarı hikayesi satan biridir artık.

Toplumsal ödül-ceza mekanizması dürüstlüğe, alın terine kaybettirirken sahtekârlığı, yüzsüzlüğü, riyakârlığı ödüllendiriyorsa devir yolsuzların, rüşvetçilerin devridir.

Servetin ancak hile hurdayla, çarpma çırpmayla ele geçirilebildiği bozuk düzenlerde Avnüssalahlar el üstünde gezer. Gözü kamaşan kızlar ona hayrandır. Kestirmeden zengin olma hayalleri kuran gençler büyüyünce onun gibi olmak ister, ona özenirler.

Her fırsatta sorarım...

Yüzyıl önceki kara mizah karakteri Avnüssalah’ı alın getirin, günümüz ‘utanmaz adamlar’ı arasında dolaştırın, bakın bakalım ayırt edebiliyor musunuz? Yanlarında evliya gibi de kalabilir, melek sanırsınız şeytanı.

Koyun adını Bay Muvaffak, salın sokağa. Aynı ilgiyi, itibarı, teşviki görmezse...

Gözü kapalı, körü körüne kimseye güvenmeyelim, âmennâ.

Elekten bazen deve bile geçebilir. Ama günün sonunda foyası dökülür, güvenilmezler elenir, geriye güvenilir olanlar kalır.

Güvene, vicdana, yardımlaşmaya tutunmaya devam edin. Güvensizlik, vicdansızlık, acımasızlık tuzağına düşmekten iyidir.

YORUMLAR (6)
6 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.