Bir tuhaf Melih Gökçek soruşturması
Geçen haftanın en çok konuşulan haberlerinden birini gazeteci Murat Ağırel OnlarTV adlı YouTube kanalında ortaya çıkardı.
Ankara’nın eski belediye başkanı, yeni dönemin sosyal medya figürü Melih Gökçek’in ailesi Almanya’da bir şirket kurmuştu.
Herhangi bir çalışanı olmayan şirketin amacı belli ki gayrımenkul yatırımları yapmak. Bu şirkete Türkiye’den Melih Gökçek’in gelini para göndermiş, şirket de o parayla en azından bir tane gayrımenkulü satın almıştı. Başka taşınmazlar almak için de girişimlerde bulunulmuştu ama anlaşılan alınamamıştı.
İçinde bir siyasetçinin adı geçtiği için kuşkusuz bu bir haber ama aslında son derece sıradan, son derece normal bir durumdan söz ediyoruz.
Yıllardır Türkiye’den yılda 3 milyar dolara yakın para, Türklerin yurt dışındaki gayrımenkul yatırımları için çıkıyor.
Gizlisi saklısı da yok, bankanızdan yurt dışına, özellikle de Avrupa’ya bir gayrımenkul alacak kadar para transfer etmek istediğinizde zaten bunu ne amaçla yaptığınızı yazmanız gerekiyor; eğer yazmazsanız veya Avrupa’daki banka sizin paranızın kaynağından şüpheye kapılırsa bu transfer gerçekleşmiyor, para duvara arpmış gibi geri dönüyor.
Türkiye’de her yıl binlerce kişi şu veya bu sebeple dünyanın başka ülkelerinde taşınmaz ediniyor. Bu sebeplerden başlıcası, Yunanistan ve Portekiz gibi ülkelerin uyguladığı ‘Altın Vize’ programları. Ama salt yatırım için veya kendisine ikinci ev olarak yurt dışında ev alanlar da var.
Bir dönem sırf Airbnb olarak işletmek üzere Avrupa şehirlerinde ev alma modası vardı; kârlıydı da, ama artık Avrupa Airbnb olarak işletilen evlerle ilgili kısıtlayıcı kurallar getirdi, o yüzden bu eğilim azaldı diye biliyorum.
Bir zamanlar Dubai çok gözdeydi ama İran savaşıyla bu da sona erdi. Mekke’de devremülk satışları hala çok canlı.
Peki ama bunca insanın yaptığını Melih Gökçek’in ailesi yapınca neden savcılık ‘Maddi gerçeğin ortaya çıkması’ için soruşturma açma gereği duydu?
Savcılığın duyurusunun üstünden günler geçti ama kimse bu soruyu sormadı.
Savcılık mesela haberi ortaya çıkaran gazeteci Murat Ağırel hakkında ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak’tan soruşturma başlatsaydı hiçbirimiz şaşırmazdık. BirGün muhabiri İsmail Arı, devlet belgelerinde yazılı bir usulsüzlüğü o belgelerden hareketle haberleştirdi diye ‘Kamuoyunu yanıltıcı bilgiyi yaymak’tan hapis yattı bu ülkede, Murat Ağırel’in haberinin belgeli olması savcılığın umurunda bile olmaz, onu da hapse atardı istese.
Ama öyle olmadı. Savcılık ‘Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması’ gibi tuhaf bir gerekçeye dayalı bir soruşturma açtı.
İki gündür konuşmalarından ve sosyal medyadaki göreli sessizliğinden anlıyoruz ki Melik Gökçek bu durumdan hiç memnun değil, kim bilir belki de soruşturmanın gerçek hedefinin kendisi olduğunu düşünüyor.
Şimdilik ‘şüpheli’si olmayan, herkesin ‘tanık’ sıfatıyla ifadeye çağrıldığı bir soruşturma bu. Murat Ağırel’e tanık olarak ifadeye gelmesi için tebligat gitmiş bile. Kim bilir, belki Melih Gökçek’e, oğluna ve kızına da gitmiştir.
Oysa benim anladığım kadarıyla ‘maddi gerçek’ kabak gibi ortada.
Gökçek ailesi, aile mensuplarının isimlerinin baş harflerinden oluşan bir isimle Almanya’da şirket kurmuş. Bu yasadışı değil.
O şirket gitmiş bir taşınmaz satın almış. Yasadışı değil.
Türkiye’den yurt dışına para çanta içinde değil banka aracılığıyla transfer edilmiş. Bu da yasadışı değil.
Peki savcılık neyi soruşturuyor?
Melih Gökçek bu ülkede muhalif sıkıntısı çekmeyen isimlerden biri. Hemen onun muhalifleri, ‘Bu parayı nereden buldu’ diye sormaya başladı.
Para, göründüğü kadarıyla gelinine ait ama şirket aile şirketi olduğu için para da ailenin parası olabilir elbette. Fakat bu dediğim spekülasyon, ne olduğunu bilmiyoruz, bilmemiz gerekiyor mu, onu da bilmiyorum.
Fakat elbette savcılık mesela MASAK’a sorup bu paranın kaynağını da öğrenmek isteyebilir. MASAK o kaynağı bulabilir mi bilmiyorum ama Melih Gökçek ne kendisi ne ailesi için böyle bir incelemeyi arzu eder.
Melih Gökçek’in bir yakınına söylediğine göre gelini bu işi Alman vatandaşlığı almak için yapmış. Bu o kadar da kolay değil; Almanya yatırım karşılığı vatandaşlık vermiyor, iyimser ihtimalle oturma ve çalışma izni alınabilir ama gördüğüm kadarıyla bu şirket o şartları (belli sayıda insan istihdam etme, üretim yapma, fiziken varlık gösterme vs) yerine getiremiyor.
Melih Gökçek haber ilk ortaya çıktığı gün çok yüksek perdeden konuştu, haberi yalanlarken haberi yapan Murat Ağırel’i adının da verdiği bazı tescilli FETÖ’cülerle işbirliğiyle suçladı. Derken eski milletvekili ve eski gazeteci Şamil Tayyar, Alman istihbaratının devrede olabileceğinden söz etti.
Bu büyük komplolara gerek yok. Almanya’da (Türkiye’de de olduğu gibi) bu kayıtlar halka açık, yeter ki nereye bakacağınızı bilin. Bu kayıtları almak için casusluk faaliyetine ihtiyaç bulunmuyor.
Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın ‘resen’ yani bir ihbara gerek duymadan kendiliğinden başlattığı bu soruşturma doğrusu tuhaf.
Bakalım nereye varacak…
