Milletin hem parasını hem duasını alanların rol modelleri
"Allah insanı vererek de alarak da imtihan eder. Ben vererek imtihan ettiği kullarındanım’’ diyen eski AK Parti milletvekilinin nasıl bir imtihan verdiğini biliyoruz.
Taşkesenlioğlu’nun boşanma sürecinde konuşulan paralar, dudak uçuklatmıştı.
Derenin suyu nereden akıyordu? Açıklansa, açıklanabilse muhtemel ki buraya gelmezdi işler.
Öbür yol seçildi; lekelenmeme hakkı adına haberlere erişim, yargı kararıyla engellendi.
Partisi de Zehra Taşkesenlioğlu’nu tekrar milletvekili seçtirmeyerek kenara koyup yola öyle devam etti.
‘Kiminin duası kiminin parası’ deyimini yanlış anlayıp yoldan çıkmaya müsaitler özenmemiş midir?
Kötü sınav verenlerin bu dünyada yanına kalması, başkalarını da ayartır.
Teşvik edici emsaller yoksa milletin duasını da parasını da isteyenlerin cüreti nereden geliyor, dersiniz...
4 yıl önce patlak veren o ilk örneğin üstüne hakkıyla gidilse, bugün asrın fon vurgununa kimse cesaret edemeyecekti belki.
Teracı borsa manipülasyoncusunun aklına gelen savunma kılıfı neydi öyle?
‘Yerli, milli bir finans gücü oluşturacaktık, ekonomik bağımsızlık mücadelesi içindi ama milletin öz evlatları ekonomimizde söz sahibi olamasın diye sinsi bir operasyona uğradık, iç ve dış vesayet odakları bize planlı saldırdı, emperyalist ve Siyonist çetelerin oyunu bu, asıl hedef ve mağdur biziz’ derse yırtacağını düşünüyordu. Tutunacak dal diye bu siyasi inanca sarılmıştı.
Nereden çıkarmış, böyle bir fikre nasıl kapılmış olabilir; mızrağı çuvala sığdırmaya yaradığını daha önce gördüğünden mi?
Vurgun tezgahı açanları pervasızlaştıran rol modeller olsa gerek.
Diyanet Vakfında görevden almalardan kamu şirketi Türkiye Sigorta’nın tepesinde gözaltılara uzanan bir güven depremi hiç yaşanmayabilirdi.
İktidar partisi yöneticileriyle bakan, bakan yardımcıları ve başdanışmanların adları hiç karışmayabilirdi.
Millet de üstüne gidilecekken yine üstü mü kapatılıyor şüphesiyle izlemezdi.
Sedat Peker’in 2022 yazındaki Taşkesenlioğlu ifşaları, ilk sansasyonel borsa manipülasyonu çarkına da işaret ediyordu.
Ailede paylaşım kavgasına yol açan deli paralar, borsada batırılan milyon dolarlar, akla ziyan boşanma tazminatı ve milyonlarca avroluk tekneyle ilgili iddialar aydınlatıldı mı meselâ? Doğrusu, aslı astarı neymiş; öğrendik mi, cevap verebiliyor muyuz?
Çevrilen film, fırıldak, dolap bugüne kıyasla küçüktü. Tamahkâr ve sahtekârlara ilham vermeden icabına bakılsa büyümeyebilir, daha büyüğüyle uğraştırmayabilirdi.
AK Parti’li Taşkesenlioğlu’yla SPK Başkanı abisi Ali Fuat Bey ve adı geçen danışmanlar kenara konurken ters düştükleri eski eş Ünsal Ban’ın da ucuz atlattığı algısı var toplumda. İnkâr edilemeyecek kadar yerleşti.
Karşılıklı suçlamalar, ihbar ve itiraflarla ortaya saçılan rüşvet, görevi kötüye kullanma gibi suç iddiaları, dönüp dolaşıp ifşa edenlerin başına patlarsa ne beklersiniz? Teşne olanları caydırmasını mı?
Asıl okka altına gitmesi gerekenlerin başı yanmadıkça bozuk niyetlilere, kolay yoldan haksız kazançta gözü olanlara yanlış mesaj vereceği açık.
Şu para yok mu, nelere kadir diye yakındığınızla kalırsınız.
Örgütlü fon vurgununda bekçiler düdüğü öttürmemiş.
Paranın satın alma kudreti bir talana karıştıysa mutlaka nüfuzlu birini satın almaya kadir olmuştur.
Vurgundan kimler pay aldı, bakılmayacak mı?
Oyun havası bile Halime Kız acaba niye oynamaz oldu, diye kuşkulanmaya çağırıyor bizi.
“Kuru fasulye kaynamaz oldu, Halime Kız oynamaz oldu, iki tabak bir de kaşık, işlerimiz hep dolaşık...”
Bedel, bekçinin soygun sırasında çalmayan düdüğünün nohutunda bit yeniği arayanlara ödetildikçe yeni vurgunlara hazır olun.
Vicdan muhasebesine davetle, tövbeyle, haksız kazancın iadesiyle, devlet gücü ve yetkisi kullananlardan şeytana uyanlara nefis terbiyesi vermekle, kenara koyma cezasıyla kefareti ödenmiş sayıldıkça o dolaşıklık çözülmez.
