Zarar 2001 krizini geçti

SPK verilerinden aktarıyorum.

Şirketlerin halka açık hisse senetlerini alan yatırımcılar fon lağımının patlaması sonrası 3 trilyon liraya yakın bir servet kaybetti.

Zarar dolar bazında 62 milyar dolar. (Ek: Halka açık şirketlerin değer kaybı 152,5 milyar dolar)

Burada ‘AK Partili foncu çocukların’ fon vurgunundan kaybeden 400 bin kişiden bahsetmiyorum. Zincirleme etki ile 6 milyonu aşan tüm borsa yatırımcılarının kaybından bahsediyorum.

Borsada 3 trilyona yakın servet kaybı var. Hem de sadece 1,5 ayda.

“Servet kaybı” deyip küçümsemeyin. Bugün ülkemizin GSYH’sının yüzde 4,0’ünü aşan bir kayıpla karşı karşıyayız. (Not: 2001 bankacılık krizinin banka maliyeti 47 milyar dolar olarak hesaplanıyordu.)

Servet kaybının etkisini yavaş yavaş görmeye başladık. Ama asıl ilerleyen günlerde bu olumsuz etkiyi çok daha sert göreceğiz.

Lakin kayıp sadece 3 trilyona yakın servet değil. Mesela piyasada iflaslar zinciri de söz konusu. Ödeme krizinin tetiklediği zincirleme bir sorun yumağı içindeyiz.

Günü birlik alışverişi bile etkileyen servet kaybı aynı zamanda büyük alışverişleri de olumsuz etkiler.

Servetini kaybeden kim konut alır, kim araba alır?

Ek: Tüketici Güven Endeksi Ekim ayında yüzde 7,7 düştü. Alt detaylara baktığımızda şu değişimler dikkat çekiyor:

Gelecek 12 ayda genel ekonomik durum beklentisi %13,2;

Gelecek 12 ayda tasarruf etme ihtimali %12,8;

Gelecek 12 ayda ev alma ihtimali %12,3;

Gelecek 12 ayda otomobil alma durumu yüzde 17,6 azaldı

Servet kaybının talep kesilmesi sorununu hep beraber göreceğiz. Ve bu talep kısılmasının özellikle esnaf üzerindeki olumsuz etkilerini…

Kepenk kapatmalar bizi bekliyor.

İFLAS ZİNCİRİ

“Finansal krizler eninde sonunda reelleşir.”

Yaklaşık bir aydır bu cümleyi kuruyorum. Olaya basit bir borsa-finans krizi diye bakanlar kesinlikle büyük yanılgı içindedir.

Karşımızda iki temel sorun bulunuyor:

A-) Ödeme krizine giren şirketler sağlam şirketlerin alacaklarının tahsilini de kapatır. Zincirleme bir likidite sorunu ve küçülme ile beraber iflas süreçleri tetiklenir.

B-) Mülkiyet sorunu. Belki de en az dikkat ettiğimiz ama bizi en fazla vuracak konu burasıdır. Ülkemizde maalesef çok ciddi bir mülkiyet sorunu yaşanmaktadır.

Burada bir hatırlatma yapmakta fayda var: Mülkiyet sorunu sadece fon dolandırıcılığı işinde yaşanmıyor. Aksine genel bir mülke el koyma durumu var.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptali girişimindeki uyarılarını hatırlayın: “Bugün benim diplomamı iptal edenler yarın sizin deden kalma tarlanıza da el koyar”

Yaşananlar tam da bu durumu teyit ediyor.

YÖNETEMİYORLAR

Nasıl ki 2001 krizini o krize neden olan iktidar kadroları yönetemedi… Şimdi de bunun bir başka versiyonunu yaşıyoruz.

Mevcut iktidar bu krizi yönetemiyor.

Yönetememenin yansımasını eriyen güven krizi ve eriyen servet değerleri üzerinden takip edebilirsiniz.

Derhal seçime gidilmezse korkarım ki, kriz maliyeti çok daha ağır olacaktır.

ÇÖZMEK YERİNE DERİNLEŞTİRME

Ortada sadece borsa ve parasal bir sorun yok. Yukarıda bahsettiğim gibi giderek yayılan bir finansal fırtına içindeyiz.

Bu tür sorun yumaklarının çözümü de geniş kapsamlı olmak zorundadır. Mesela AK Parti’nin topluma sunmaktan kaçındığı gerçeklerle de yüzleşmesi gerekiyor.

Burada en önemli sorun GÜVEN unsurudur.

Dindar nesil iddiasının nasıl foncu nesil ile patladığı ortada duruyor. Bu gerçekle yüzleşmek yerine muhalifleri hapse atmak vs. çözümsüzlüğü daha da artırmaktadır.

Normal vakitlerde bile boğulma hissi yaşayan bir toplumun nefes borularının tamamen tıkanması ne demektir? Sonuçları neler olabilir? Düşünen var mı?

Sorunları çözmek yerine örtmek ve başka sorun yaratmak çok ama çok tehlikelidir.

Umarım aklı başında birileri kalmıştır ve gerçekleri söyleyebiliyordur.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.