En faizci iktidar

2027 bütçesinde faiz ödemeleri için ayrılan para, tam 3 trilyon 975 milyar lira…

Devlet, borçlandığı iç ve dış kişilere ve kurumlara 2027 yılında 3 trilyon 975 milyar lira faiz ödeyecek.!

Burada kalır mı? Bu rakamı aşması ihtimali yüksek. Çünkü 2026 bütçesinde faize 2.7 trilyon ayrılmıştı, 2.8 trilyon olacağı belli.

Ali Babacan “Enflasyonun tam 2 katı bir artış var faiz ödeneğinde. Enflasyonun yüzde 21 beklendiği bir yılda faiz geliri olanlar, devletin hazinesine borç verip de oradan faiz alanların geliri tam yüzde 41 artacak” diyor.

Okurlarımın zihnindeki haklı soruları biliyorum; benim de sorularımdır bunlar:

Hani, faiz sebep enflasyon sonuç değil miydi?

2014 yılından Haziran 2023’te Mehmet Şimşek gelene kadar ısrarla sürdürülen bu politika enflasyonu da, faizi de dövizi de patlattı…

Cumhurbaşkanı, “Bir Müslüman olarak naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğiz” dememiş miydi? (19 Aralık 2021)

Öyleyse niye en faizci iktidar tablosu ortaya çıktı?

“Faiz sebeptir” politikası makro dengeleri bozdu da ondan.

FIKIH VE HAYAT

Bu yazının amacı iktidarın yanlışını eleştirmekten ibaret değildir. Asıl dikkatlere getirmek istediğim şudur: Hem iktidarın kendisi hem onu canla başla destekleyen fıkıh profesörleri, “söylem” ve “nass” ile realitedeki 3.975 trilyonluk faiz ödemesi karşısında susuyorlar?

Emirle faiz indirtmenin patlattığı enflasyonu dizginlemek için Şimşek’le birlikte yüksek faiz uygulaması karşısında da susuyorlar.

Neden böyle, nerede yanlış yaptık, acaba “faiz” denilen her şey aynı mı, diye sormuyorlar, konuşmuyorlar…

Politikacı, yokmuş gibi davranıyor, sorumluluktan kaçınıyor. Zaten “ucuz kredi”” politikası da oy için değil miydi?

Ya fıkıh profesörleri?... Hadi iktidar “bizden”dir, yıpranmasın diye yazmıyorlar… Peki, “nass” ve bu iktidarın ortaya çıkardığı yaklaşık 4 trilyon faiz olgusu karşısında niye akademik araştırma yapmıyorlar?

Bu tablo, geleneksel fıkhî düşüncenin hayattan nasıl koptuğunun yeni bir fotoğrafıdır: Eski fetvaları tekrar etmekle yetinmek; hayatın ortaya çıkardığı yeni gerçekler karşısında susmak veya “hile-i şer’iye” yoluna gitmek!..

Bu yüzdendir ki fıkıh külliyatında “hiyel” (hileler) başlığı altında geniş fasıllar vardır.

KARZ VE FİNANSMAN

Ticari hayat gelişip fıkıhtaki “karz”dan çok ama çok farklı “finansman” sorunu ortaya çıktığında ulema yine “hile-i şer’iye”den başka yol düşünemedi.

Avusturya hakimiyeti altına düşen Bosnalı Müslümanlar kendi finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzere banka kurmak istediklerinde, İstanbul’daki Meşihat (Şeyhülislamlık), faizi kitabına uydurmak için, kurulacak bankanın “hile-i şeriye” muamelesi yapmasını şart koştuğu için banka kurulmamıştı!

Fıkıhta yeni ve cesur açılımlar yapma konusunda ulemadan Mahmut Esad Efendi’nin (1856-1918) “Tarih-i İlm-i Hukuk” adlı fevkalade değerli ve ufuk açıcı eserini tavsiye ederim. (Yetkin Yay.)

Zamanımızda da KURAMER’in bütün yayınlarını tavsiye ederim.

Finansman sorunları konusunda gelenekten farklı düşünen Mahmut Esat Efendi, Osmanlı Aydınlanmasının öncülerinden Münif Paşa’nın “İlm-i Servet” (Ekonomi) adlı kitabını hatmetmişti mesela.

Bugün iktidara partizanca destek veren bazı fıkıhçılar ekonomiyi de demokrasiyi de okumadıkları halde ahkam kesiyorlar. Ekonomiye değinen yazılarını gördükçe şaşırıyorum. Kimseyi rencide etmemek için örnek vermeyeceğim. Muhafazakâr iktidarın ekonomide büyük yanlışlar yapmasını kolaylaştırdılar.

YİNE SİSTEM SORUNU

En önemlisi, CB sisteminde, temel politika yanlışlarını önleyecek “denetim ve denge” mekanizmaları da bulunmadığı için “faiz sebeptir” yanlışı yıllarca devam edebildi.

Gelinen nokta ortada.

Ne demek denetim ve denge? Kuvvetler ayrılığı demek özünde… Osmanlı modernleşmesi bunun farkındaydı.

Yukarıda Bahsettiğim Münif Paşa, 144 yıl önce yayımladığı “Medhal-i İlm-i Hukuk”ta şöyle yazmıştı:

“Kuvvetler ayrılığı lazımdır. Her bir kuvvet başka bir elde bulundurulmalıdır ki bir yandan suhûlet olsun, diğer taraftan fesada yol kalmasın ve öte yandan zuhur edecek muhalefetlerin müsademesiyle bârika-i hakikat meydana çıksın.”

Bugün ise “ayak bağı” sayıyorlar!

Gazetecileri hapsederek, muhalefeti bastırarak hakikat meydana çıkmıyor, yanlışların devamlılık kazanması sorunları ağırlaştırıyor.

YORUMLAR (13)
13 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.