Değerler ve kanunlar

Toplumların değerleri vardır. Toplumu tarif eden, bir arada tutan, toplumu toplum yapan değerleridir. Değerler toplumda bir dizi kural vasıtasıyla hayata uygulanır. Kurallar da gerektiği zaman kanuna dönüştürülür. Uzatmadan söylersek kanunlar, toplumun değerlerinin yansımasıdır. Değerlerin uygulanması ve korunması için konur. En tepe kanunlardan en basit yönetmeliğe kadar geçerlidir bu bağlantı.

Sayın Turhan Çömez, fonlarla gündeme gelen eski bakan hakkında bir açıklama yaptı. Meğer o bakan, bakanken, 60 defa özel kalem müdürü değiştirmiş! Şimdi ilgili kurala, yönetmeliğe ve arkasındaki değere bakalım:

Devlet memuru olmak için KPSS denilen bir sınavı geçmek gerek. Fakat yetmiyor. KPSS’den makul bir not aldıktan sonra da bir memuriyete atanabilmek gerekiyor. Pek güzel. Objektif bir sınavda aldığınız puan sizin devlet memuru olup olamayacağınızı belirliyor. Değer-kanun-yönetmelik... Hepsi yerli yerinde. Ama siz diyorsunuz ki “Hayır, KPSS puanın ne olursa olsun, ben bir de mülakat yapacağım ve tayinleri o mülakatta aldığın puana göre yapacağım.” Pofff! Değerle kuralın arasındaki bağ koparıldı. Tebrikler… Toplumdaki güveni başarıyla sıfırladınız.

Olsun. Nepotizmle tayin edilen de hiç olmazsa sınav şartlarını sağladı. Sonra sınava girdi. Sonra zahmet edip mülakata… Az buz değil. Peki özel kalem?

ÖZEL KALEM ÖZELDİR

Değer şu: Özel kalem, rastgele bir memuriyet değildir. Bakanlık ve başka yüksek ve kritik mevkilerde o mevkide sorumluluk almış kişinin özel kalemini kendi seçme hakkı çok görülmemelidir ki özel kalem, o makamın eli ayağıdır, âdeta ona yapışık gibi çalışır; mesaisi, izni, saati falan yok gibidir. O hâlde o makamın sahibi kendi özel kalemini, KPSS falan demeden kendi seçip görevlendirebilir. El-hak doğru! Peki, böyle istisnai tayinle gelip gece demeden, gündüz demeden çalışan özel kalem diğer memurların haklarına ve sürekliliğine sahip olmalıdır, değil mi? Aksi haksızlık olur. Bu da doğru. İşte size millî kanun-kural anlayışımıza uygun koskoca bir delik. O delikten altmış kişiyi de yüz altmış kişiyi de birinci derece devlet memuru yapabilirsiniz. Bu kanuna uygundur. Ama değerlere değil. Kanuna uygundur ama hukuka değil! Kanunidir ama helal değildir.

Olan biten canımı sıktı. Arkadaşlarıma bahsettim. “Ooo…” dediler. “Bir eski bakan değil. İstisnai tayine izin veren bütün makamlarda bu makine gümbür gümbür işliyor.” Toplumdaki güven… Eşitlik… Eşit vatandaşlık bu muydu acaba?

KANUNA UYGUN

Gelelim Cumhurbaşkanı seçimine. Cumhurbaşkanı iki dönemden fazla seçilemiyor. Cumhurbaşkanı seçimi ile meclis seçimi birlikte yapılıyor. Bu kuralın gerekçesi ve her kural gibi dayandığı değerler var. Bir şey daha var. Eğer Cumhurbaşkanı, ikinci dönemindeyken meclis seçimlerin yenilenmesine karar verirse ne olacak? Bu, Cumhurbaşkanı’nın kalan süredeki hakkını elinden almak değil midir? Anayasayı yapanlarca bu düşünülmüş ve denmiş ki bu durumda Cumhurbaşkanı üçüncü defa aday olabilir. Değerlere de akla da uygun… Tıpkı bakanın özel kaleminin istisnai sayılması ve özel kalemin daha sonra da birinci dereceden devlet memuriyetine devamının sağlanması gibi. Peki, her şeye uygun bu kural, seçime haftalar kala, herkesin bildiği gibi sırf cumhurbaşkanının üçüncü defa seçilmesi için işletilirse? Kanuna uygun. Peki hukuka? Değerlere? İki dönem sınırlamasının gerekçesine?

ESKİ HABERLER- YENİ HABERLER

Konuyu değiştireyim… Nedense aklıma biri eski ikisi yeni üç haber geldi. İlki, Sovyet zamanında bir Sovyet memurunun söylediği: Biz çalışır gibi yapıyoruz, onlar da bize maaş öder gibi yapıyor. O sırada Sovyetler öyle bir ekonomik çıkmazdaydı ki bazı fabrikalar işçi ve memurlara maaş yerine fabrikanın ürünlerini veriyordu. Mesela tavuk işletmesiyse maaşı kadar yumurta ve tavuk!

İkinci haber birkaç gün önce gazetedeydi. Biri, kuyumcu soymuş. Şu kapanır şemsiyelerden birini gazeteye sarmış ve bunu silah diye göstermiş. Kuyumcu kanmış olmalı. Ona vitrindeki bilezikleri vermiş. Fakat bilezikler de gerçek değil, taklit- imitasyon- imiş.

Nihayet: Daha önce hasar görmüş araçlara yeni kaza yapmış gibi zabıt tutup sigortadan para almışlar. Hasarsa hasar. Raporsa rapor. Her şey kitabına uydurulmuş. Aynı araç üzerinden defalarca. Tahsilatları bilmem şu kadar milyonu bulmuş! Neyse ki dolandırıcılar yakalanmış.

Nasıldı şarkı? Yalan dünya, her şey bomboş.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.