Almanya’nın dengesini Trump ABD’si bozuyor

BERLİN

Ailesiyle geldiği Almanya’da altı yaşından beri yaşayan 65 yaşındaki bir Türk. Eğitimli. 25 yıl çevre mühendisliği yapmış, sıkıldığı için ayrılıp kendi işini kurmuş ve 15 yıl sonra dükkanını kapatmış. Şimdi taksi şoförü.

Önceki gün tesadüfen bindiğim taksisinde bana şu soruyu yöneltti: “Söyleyin bana, şimdi ben kimim?”

Almanya’ya yerleşik ilk ve ikinci nesil Türkler açısından önemli bir soru bu.

Hem Türk, hem Alman olmak…

Berlin uçağının yolcu kabul ettiği salona doğru yürürken, iki kat aşağıya inmek için asansörü kullanmamı tavsiye eden bir yer görevlisi, mihmandarlığını üstlendiği Almanya’da yerleşik kadın yolcunun Türkiye’yi toz pembe gören sözlerine öfkesini saklayamıyordu.

“Tabii Almanya’da bir eliniz yağda bir eliniz balda hayatlar yaşıyorsunuz” diyordu mihmandar.

Türkiye’den bakılınca Almanya’da yaşayan Türkler genellikle böyle görülüyor.

Almanya’da yaşayan Türklerin ise, hemen her bakımdan o ülke insanlarına uyumlu bir hayatı 60 yıl sürdürseler bile, oralı sayılmamak gibi bir ciddi sorunu var.

O ülkenin siyasi hayatını da derinden etkileyecek ve İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşmuş dengeleri ‘aşırı sağ’ lehine değiştirebilecek boyutta hem de.

Türk olmak Almanya’da yaşayan Türkler için de kolay değil.

Diplomat olarak meslek hayatının önemli bir bölümünü Almanya’da başkonsolos ve büyükelçilik müsteşarı olarak geçirmiş Naci Koru -biraderim olur- kendisinin görevde bulunduğu yıllarda yaşananları bloğunda şöyle özetliyor:

“1991’de Hoyerswerda’da, 1992’de Rostock-Lichtenhagen’de yabancılara ve sığınmacılara yönelik aşırı sağcı saldırılar gerçekleşti. Ardından Mölln ve Solingen geldi. / 23 Kasım 1992’de Schleswig-Holstein eyaletinin Mölln kentinde Neonazilerin Türk ailelerin yaşadığı evlere düzenlediği kundaklama saldırısında üç kişi hayatını kaybetti. Bundan yalnızca altı ay sonra, 29 Mayıs 1993’te Solingen’de Türk kökenli Genç ailesinin evine düzenlenen ırkçı saldırıda, aralarında çocukların da bulunduğu beş kişi öldürüldü.”

Dünyayı kan ve gözyaşı ile tanıştıran iki büyük savaşın başlamasında rol oynamış bir ülke Almanya. O iki savaşta 100 milyona yakın insan hayatını kaybetti. Bu rakamın hiç de küçümsenmeyecek bir kısmı, kendisini ‘Alman’ bilen ancak dönemin Almanlarının kuşku ile baktığı ‘genelden farklı’ insanlardı.

AfD’nin siyasi hayatta yükselişi, belli eyaletlerde birinci parti haline gelişi ve ülke yönetiminde söz sahibi olma hedefi, bu tarihi arka-plan sebebiyle, rahatsız edici.

Bizde Almanya’daki siyasi dengenin bozulmaya yüz tutmasını sanki olumlu bir gelişmeymiş gibi karşılayan ve zaten çökecek Avrupa’nın lideri durumundaki Almanya’dan bu gelişmenin başladığını sevinçle karşılayan yorumcular -ve hatta siyasiler- olduğu biliniyor.

Avrupa’nın tarihinin en sıkıntılı döneminden geçtiği bir gerçek. Almanya’da hissedilen sıkıntılar aslında Avrupa genelinde şu sıralarda yaşanmakta olan sorunların oraya yansıması.

Müttefiklerin zafere ulaşmasını verdiği askeri destekle sağlayan ABD, savaş sonrasında Avrupa yeniden yapılanırken belirleyiciliği de üstlenmişti. Almanya’nın yeniden kıtanın siyasi ve ekonomik lideri olmasında Washington’un katkısı büyük.

ABD, Trump döneminde, Avrupa’nın önem taşımadığı bir dünya düzeni arzuladığı izlenimini veriyor.

Yalnız Avrupalı liderlere karşı kullandığı hoş olmayan söylemiyle değil, liderleri iradesi önünde eğilmeye yanaşmayan Avrupa ülkelerine karşı uygulattığı önlemler ile de.

Trump’ın gözünde Rusya ve Çin ile yakınlaşma, ABD’nin kendi kurduğu NATO ve oluşmasına nezaret ettiği Avrupa mimarisinden çok daha önemli.

Daha geçen ay Kongre’den geçip kendi imzasıyla yasalaşan Rusya’ya dönük yeni yaptırımların uygulanmasını, yasadaki muafiyet yetkisini kullanarak askıya aldı Trump.

Verdiği izlenim, Ukrayna’daki direnişten ABD desteğini çekeceği…

Ukrayna’nın kaderinin Putin’in insafına kalması sadece Zelenski’yi ve Ukrayna halkını değil, Avrupa’yı da yakından ilgilendiriyor.

Almanya’ya da uzanıyor Trump’ın eli. AfD’nin seçim başarılarında, Trump’ın ABD’de iki kez başkan seçilmesini sağlayan kadroların da katkısı olduğu biliniyor.

Trump, AfD’nin Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinden birinci parti çıkmasının ‘çok büyük bir başarı’ olduğunu duyururken, Alman halkının izlenen göçmen politikalarından memnuniyetsizliğini bu zaferle belli ettiğini de söyledi.

Çin ve Rusya ile üçlü zirve hazırlığındaki ABD Başkanı, Avrupa’yı hedefine koyuyor. Bu arada Almanya’da yükselen ırk üstünlüğüne dayalı ayırımcı politikaların bütün kıtaya yayılmasını sağlamanın da peşinde.

ABD’de 11 gün sonraki ara-seçimden çıkacak sonucu Alman siyasiler de merak etmekte.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.