Servet transferine doymayanların Merkez'le kavgası
Merkez Bankası, enflasyonu baskılamak için 2021'de faizleri yüzde 17'den 19'a çıkardığında Yeni Şafak manşetten suçlamıştı. Bu operasyonu kim adına çektiniz, diye.
O sıralar enflasyon da yüzde 17 dolaylarındaydı.
Aynı Yeni Şafak dün "Şimsek'in enflasyon programı çöktü" manşetiyle çıktı. Faizler yüzde 8 buçuktan 50’ye çıkarıldığı hâlde enflasyonun kontrol altına alınamadığını söylüyordu.
Oysa en başta faizler yüzde 19'dan 8 buçuklara paldır küldür düşürülmese enflasyon da faiz de kontrolden çıkmayacaktı. O günden sonra ne faiz ne enflasyon ne kur dikiş tuttu, bir daha kontrol altına alınamadılar, üçü birden patladı.
Bugün faiz yüzde 40'larda tutulmasına rağmen enflasyon hedefe indirilemiyorsa sebebi, yanlış bir inatla o gün faizin yüzde 8 buçuğa düşürülmesiydi.
Fiyat istikrarını bozacağını, enflasyonu patlatacağını öngörmeyen ekonomist yoktu. Uyarılara kulak asılmadı. Yanlış faiz indirimine direnen Merkez Bankası başkanları gönderildi. İlk lâf dinleyen başkansa Yeni Şafak yazarlığından göreve atanan Kavcıoğlu'ydu.
Yani Şimşek'in enflasyonla mücadele programı çöktüyse bu sonuçta Yeni Şafak'a böyle manşetler attıran kafanın sorumluluğu az değil. Ama milletçe 5 yıldır ödediğimiz ağır faturada hiç payları, veballeri, günahları yokmuş gibi yapıyorlar.
Yoksa birileri, yüksek enflasyon ortamında tadı damaklarında kalan düşük faizli kredilere geri kavuşmaya mı çalışıyor? Gazetenin sosyal medya hesabının altına baktım, bunu soran yorumlarla doluydu.
Lâf dinleyen Merkez Bankası başkanları aranacağına, liyakatli başkanların lâfı dinlense buralara hiç gelmeyecekti iş.
Yine de ekonomide başımıza felâketler açan lâf dinletme ısrarından ders alınmışa pek benzemiyor.
SEÇİM EKONOMİSİNE KARŞI OLANIN GİDİŞİ
Dün eş zamanlı olarak Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay görevden ayrıldı. Yaş haddinden emekliye ayrılacağı biliniyordu. Ancak sürenin dolmasına az kala adının sessiz sedasız, vedasız, teşekkürsüz yönetimden silinmesiyle ortalık çalkalandı.
Çünkü Akçay daha nisan başında bir sözüyle iktidar fedâilerinin tepkisine hedef olmuştu. Dediği şuydu:
"Seçim dönemi beni sıfır ilgilendiriyor; maliye genişlerse ben daha fazla sıkılaştırırım."
Akçay, Şimşek'le birlikte 3 yıl önce göreve gelmişti. Enflasyonu dizginlemekte başarısız olduğuna bakmadan siyasi iradeye kafa tutmak, racon kesmekle suçlandı. Bürokratik oligarşiyi hortlattığı söylendi. Ne haddineydi...
Başımıza ne geldiyse tam da bu yüzden gelmemiş gibi. Lâf dinlemeyen bürokratik oligarşiyi hizaya getiriyoruz, iddiasıyla yaşatılmadı mı tüm bunlar? Ehliyetli ve liyakatli kadroların yerine ne istense yapacak sâdık isimler doldurulmasa bu hâlde olur muyduk?
Ekonomiyi toparlamak için göreve çağrılanlar, ekonomiyi batıran onlarmış gibi suçlanıyor.
Bozanlar, düzeltmeye gelenlerin uyarılarına uymayacaksa milletin kemerleri boşa sıkıldı demektir. Emekliden asgari ücretliye, çalışandan esnafa; enflasyona ezdirilen herkes boğazından kısıp fedakârlık yaptığıyla kalacak.
Akçay, Türkiye'nin dünyada da muteber ekonomistlerindendi. Ne dedi de kızdılar? Seçim kazanmak için para musluklarını açmaya kalkılırsa Merkez'in, sıkı para politikasında ısrat etmesi gerektiğini hatırlattı, hepsi o.
2001 krizi üzerine Merkez Bankasını özerkleştiren reform bunun için yapılmadı mı? "Devletin parasıyla oy toplama devri kapandı" denmemiş miydi?
2018'de, yeni sistemle kaldırılan özerkliği Merkez'e iade edilmedikçe piyasalara güven verilemezdi. Şimşek, ekonomiyi düze çıkaracak rasyonel ve kurallı yönetime dönülsün diye getirilmişti. Yapısal reformlar vaat ediyordu, biri de buydu.
İktidarın siyasi çıkar için seçim ekonomisi uygulayacağı, seçim müjdeleri dağıtacağı, Merkez'in de buna âlet olacağı beklentisini değiştirmeden enflasyonla mücadele hedefi tutturulabilir mi?
FAKİRDEN ALIP ZENGİNE VERMEYE GERİ DÖNÜLSÜN DİYE Mİ?
MB'nin doğru bildiğini yapması, piyasalara güven verecek bir duruş sergilemesi tekrar suç sayılıyor.
Üstüne de isteniyor ki 5 yıl önceye, iktidarın faizi düşürerek enflasyonu indirme deneyine başladığı noktaya dönelim.
Hayırdır inşallah...
Yüksek enflasyon ortamında ucuz krediyle tatlı servet tansferine doymayanlar mı var?
Enflasyon oranının çok altındaki faizlerle kredi çeksinler, enflasyon sayesinde değerlenecek varlıklara yatırsınlar...
Kredi borçlarının değeri zamanla azalırken aldıkları varlığın değeri enflasyona paralel artsın...
Ucuz krediye erişebilen mutlu azınlık, erişemeyen mutsuz çoğunluğun sırtından gizli kazanç sağlamaya, çifte vurguna devam etsin...
Bir avuç şanslı elit, zenginliğine zenginlik katarken fakir halk daha da fakirleşsin diye mi?
