Fethi Bey’in konuşması

Serbest Fırka lideri Fethi (Okyar) Bey’in 15 Kasım 1930 Cumartesi günü Meclis’te yaptığı konuşma, hürriyet mücadeleleri tarihimizin en önemli belgelerinden biridir.

1929 buhranı, Fransa ile borç erteleme görüşmelerinin iyi gitmemesi, dışarıdan kredi alınamaması, Doğu Akdeniz’de artan Faşist İtalya tehdidi…

Gazi, çözümün “muhalif fırka” olduğunu düşünür… “Hariçte bize dictateur nazarıyla bakılıyor” olması da önlenecektir.

Paris Büyükelçisi Fethi Bey Türkiye’ye geldiğinde Yalova’da Gazi’yi ziyaret eder. Gazi’nin ilk sorusu:

Hariçten vaziyetimizi nasıl görüyorsunuz?”

Fethi Bey, “mali ve iktisadi vaziyetimiz pek fena” diye cevap verir.

Neticede Serbest Fırka Kurulur. Sanılanın aksine halkın büyük desteğini kazanır. Fakat Kasım ayındaki belediye seçimlerinde vali, kaymakam, polis ve jandarma, sandıktan CHP’nin çıkmasını sağlar. Gazi de “idare fırkası kazandı” diyecektir.

Birçok yerde Serbestçiler gözaltına alınmış, tutuklanmış, yargı derhal serbest bırakmıştır…

FETHİ BEY KÜRSÜDE

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya hakkında gensoru önergesi veren Fethi Bey kürsüdedir:

Biz bütün demokrasi memleketlerinde ve bilhassa cumhuriyetlerle idare olunan memleketlerde mutat olan, kanuni olan, tabii olan hak ve hürriyeti istiyoruz!”

Devlet partisi sıralarından “yok mu?” diye tepkiler yükselir.

Fethi Bey’in şu sözleri o dönemdeki temel yakınma konularından birini yansıtır:

Cumhuriyette bütün otoritelerin esası millettir. Millet de fikrini, oyunu seçimlerde gösterir… Ayağında kundurası olan veya olmayan her vatandaşın oyu geçerli ve eşittir. Kundura ile oy tespit olunamaz…

Çünkü, devlet partisi CHP’liler Serbestçileri “baldırı çıplak, kundurasız herifler” diye aşağılıyorlar, dahası, “Mondrosçuluk, komünistlik, irtica, anarşistlik”le, hatta “Yunancı” diye suçluyorlardı.

Gazi’ye ve inkılaplara bağlı olduklarını anlatan Fethi Bey şöyle diyordu:

Benim şikayet ettiğim nokta halkın oy vermesine jandarma ve asker kuvvetiyle engel çıkarılmasıdır.”

‘BEN HÜRRİYETPERVERİM’

Fethi Bey, Kasım 1924’le Mart 1925 arasında Başvekil’di. Şeyh Sait isyanı karşısında elbette isyan mıntıkasıyla sınırlı sıkıyönetim ilan etmiş fakat Takrir-i Sükûn kanununu “ben hürriyetperverim” diyerek reddetmiş, istifa etmişti.

Meclis’te Ali Çetinkaya, “o zaman da hürriyet teraneleri söylerdin” diye suçladığında, Fethi Bey’in cevabı şöyledir:

Ne büyük kabahat işlemişim. Bu benim kabahatimdir ve beni kabre kadar götürecektir. Ben hürriyete âşık bir adamım. Her vakit bu aşkımı izhar edeceğim… Bana tevcih ettiğiniz muaheze bundan ibaretse iftiharla kabul ederim…”

Fethi Bey, halkın muhalif olmasının sebebinin irtica değil, “halkın iktisadî zaruretten dolayı hissettiği derin bir memnuniyetsizlik” olduğunu anlatır. CHP Antalya Milletvekili Rasih Hocaefendi sataştığında, Fethi Bey şöyle cevap verir:

Ben mektep görmüş, öteden beri laik kanunları sevmiş, onlara rapt-ı kalp etmiş bir adamım… Sizden laik kanunlara bağlılık ve bu kanunlara muhabbet hakkında ders almak ihtiyacında değilim.”

LABORATUVAR GİBİ BAKMAK

Polis ve jandarmanın gözaltına aldığı çok sayıda vatandaşı savcılar ve hakimler tahliye etmişti. Fethi Bey’in uzun konuşmasından birkaç cümle:

Birçok vatandaşların kişi dokunulmazlığına ve hürriyetlerine tecavüz edilmiş ve asayişi ihlâl ettikleri bahanesiyle yüzlercesi tevkifhaneye atılmıştır. Şayan-ı memnuniyet ve şükrandır ki Cumhuriyetin Adliye memurları, İçişleri Bakanlığı memurlarının bu kanunsuz hareketlerine alet olmamış, hürriyetleri ihlâl edilen vatandaşları serbest bırakmak için elinden geldiği kadar çalışmışlardır…”

Bugün, siyasi gözlüklerimizi çıkaralım, tarihe bir laboratuvara bakar gibi bakalım… Çünkü bariz benzerlikler vardır.

Hangisi olursa olsun, iktidarlar, zaman içinde devlet güçleriyle bütünleştiğinde, devlet gücüne sahip olmak nasıl bir psikoloji yaratıyor, ne tür davranışlar oluşuyor? “Kuvvetler ayrılığı, denetim ve denge” gibi ilkeler neden gerekli? Bunları bir düşünelim.

Aynı sebepten, Juan Linz otuz altı yıl önce “Başkanlık Sisteminin Tehlikeleri” adlı akademik makalesinde demokrasinin bu sistemdeki en önemli teminatının iktidar sürelerinin sınırlanması olduğunu yazmıştı.

(Not Başvekil Fethi Bey’in Takrir-i Sükûn’u kabul etmemesi, Meclis’teki mücadelesi ve istifası konusunda benim “Onlar da Kahramandı” adlı kitabımda ayrıntılı bilgiler vardır.)

YORUMLAR (18)
18 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.