Taşkesenlioğlu ailesi de vurgundan rahatsızmış
AK Parti Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekçi, Tera fonuna hatırı sayılır bir para yatırdığını kendisi açıklamış, ifşa edilmeyi beklememişti. Çünkü mağdurlardan bilinmek istiyor, vurguncularla karıştırılmak istemiyordu.
Aynı talep, 4 yıl önce haksız kazanç iddialarına muhatap olan AK Parti’li Zehra Taşkesenlioğlu’ndan da geldi.
“Milletin hem parasını hem duasını alanların rol modelleri” başlıklı yazımda Taşkesenlioğlu’nu hatırlatmıştım.
Zehra Hanım aradı. Anlaştığımız üzere ana hatlarıyla özetliyorum.
Yanlış eş seçimine kurban gitmiş, ki; herkesin başına gelebilir.
Eşinin, geliriyle açıklayamayacağı ultra lüks yatını gördüğünde uyanmış. Evliliğinin haksız kazancı aklama ve iktidar korumasından yararlanma paravanı olduğunu, kullanıldığını anlar anlamaz boşanmaya karar vermiş. Olası mı, olası.
Milletvekili olarak kendisi, SPK Başkanı olarak da abisi Ali Fuat Bey, nüfuz ticaretine âlet ve istismar edildiklerini geç görmüşler. Bunu fark ettiği için abisi daha 2021’de eski eşi Ünsal Ban’la görüşmeyi kesmiş. Soru işaretlerini gideriyor mu, hayır.
Milletvekilliği bitince yargı süreçleri işlemiş ve aleyhindeki suç duyuruları bir yıl sonra takipsizlikle kapanmış.
Şirketinin SPK’daki işi için Zehra Hanım’a yönlendirildiğini söyleyen Mine Tozlu, sansasyon koparmıştı. O da Ali Fuat Bey ve Zehra Hanım’ın rüşvet istediği suçlamalarını 2025’teki davada reddetmiş. Duruşma tutanağını gönderdi.
Eski eşi Ban ise usulsüzlük, borsa manipülasyonu ve para aklama gibi suçlamalardan kısa sürelerle tutuklanıp bırakılmış, şu an nerede olduğunu bilmiyormuş.
Kısacası Zehra Hanım, haksız suçlamalara uğramaktan şikayetçi. Ortada kirli bir para olduğunu inkâr etmiyor ama kendisi vurguncu değil mağdurmuş, karıştırılmamayı talep ediyor.
Yani sorulacak bir hesap olduğunu kabul ediyor, velâkin yanlış kişiden sorulduğunu, kendisi ve abisinin veremeyecek hesabı olmadığını söylüyor.
Sorumlusu her kimse kamu vicdanını tatmin edecek şekilde bedeli ödetilseydi; Zehra Hanım da lehine sonuçlanan yargı kararlarına güven ve inanç sorunuyla karşılaşmazdı. Haksız töhmet altında kaldıysa kurtarılmış olurdu.
Yineliyorum; o gün hiçbir şüpheye mahal vermeyecek açıklıkta ve kesinlikte bir yargı sürecinin önü açılsa bugün daha pervasız bir fon dolandırıcılığıyla ve güven erozyonuyla yüzleşmek zorunda kalmazdı iktidar.
Taşkesenlioğlu iş hayatından geldiğini belirtiyor. Ancak çekişmeli boşanma sürecinde paylaşım kavgasına yol açan o şaibeli servet hâlâ izaha muhtaç.
Derenin suyu nereden akıyordu? Tam aydınlatılabilse ve Ünsal Ban ucuz sıyrılamasa işler buraya gelmezdi.
Yoldan çıkmaya müsaitleri caydırmak yerine özendirecek, emsal oluşturacak bir kötü örnekti.
Zehra Hanım’dan sonra Erzurum’daki aile büyüklerinden, amcazâdesi Fahrettin Taşkesenlioğlu aradı.
Köklü bir aileleler. Medrese ve tekke geleneğinin tanınmış damarlarından birini temsil ediyorlar. İsimlerinin ağırlığı var.
Fahrettin Bey, aile vakfının da başında. Ve soyadlarının böyle bir skandala karışmasından son derece rahatsız. Dini, manevi hassasiyetlerine çok dokunduğunu aktardı.
Zehra Hanım’ı eş seçimiyle ilgili uyardığını, adlarına leke getirmesinden korktuklarını ama kendilerini dinlemediğini, tavır olarak düğününe gitmediklerini, Ali Fuat Bey’in kamu görevinde kapısını asla çalmadıklarını, kamu kaynaklarından uzak durduklarını anlatıyor.
Fahrettin Bey, fon vurgunu için de duyarlı ve öfkeli. “Bir lokma haram yiyenin burnundan fitil fitil getirilsin, ayrımsız müstahaklarını bulsunlar” diliyor.
Bakın, sülâleyi bile yaralıyor.
Cevap haklarına saygı gereği ikisini de paylaştım.
Taşkesenlioğlu ailesinin iç huzursuzluğu da gösteriyor ki, lekelenmeme hakkını korumanın en etkili yolu; seçici olmayan, ikna edici soruşturmalar ve suçsuzu suçludan, doğruyu yanlıştan ayıracak yargılamalardır.
