Bilmiyorduk görmemiştik duymamıştık!

Şu mahut fon vurgununu sanki çözülemeyen bir bilmeceymiş gibi anlatıyorlar. Herkes çok şaşırmış gibi yapıyor. “Hayret, nasıl oldu böyle bir şey” diyerek sağına soluna bakınıyor. Oysa iktidar kanadında bu olup bitenlerden haberdar olmayan kişilerin küçük bir azınlıktan ibaret olduğu anlaşılıyor.

Neredeyse herkes biliyormuş meğer. Şimdilerde ortaya dökülen cürufat bunu açıkça gösteriyor. Hem de ilk günden beri göz önünde olup bitmiş her şey.

Bugünkü adli soruşturmaya konu olan hadiseler zincirinin başlangıç tarihi 2024 olarak belirlenmiş olsa da aslında daha 2021’de taşları döşenmeye başlamış olan bir mesele bu.

Aynı zamanda finansal denetim sistemimizin kara paraya karşı mücadele alanındaki eksikleri sebebiyle uluslararası endekste “gri liste”ye alındığımız tarihten söz ediyoruz. Keza bugün ülkece adlarını öğrenmek zorunda kaldığımız şaibeli fonların da pıtırcıklar misali birbiri ardınca ortaya çıktıkları tarihten…

Üstelik ülkenin gri listeye alınmasının hemen ardından finansal denetimlerin sıkılaştırılması yerine malum portföy yönetim şirketlerine ve fonlara “hızlandırılmış” izinler verilmesi söz konusu burada.

Bugünlerde bize fazlasıyla tuhaf gelen bu olaylar o günkü yetkililere tuhaf görünmüyor muydu acaba?

“Bizim çocuklar yine bir şeyler yapıyor galiba” diyerek mi bakılıyordu yalnızca? Bu kadar basit olabilir mi olayın açıklaması? Bu büyüklükteki bir organizasyonun kurulması, yönetilmesi, bunca zaman sürdürülmesi yardımsız, desteksiz, himayesiz olabilecek bir şey mi?

Vurgunun büyüğü son iki yıl içinde gerçekleşmiş ama 2021’den itibaren -söz konusu organizasyonun tabiri caizse kuluçka sürecinde- şekillenen planlama, şirketleşme, sistemleştirme, kuruluş ve izin süreçlerine de bakmak gerekiyor.

O dönemde ahbap çavuş mantığıyla kotarılan kurumsal (!) ilişkilerin ve tartışmalı banka kurma izinlerinin meydana getirdiği “büyük fotoğraf” görülmeden bu devasa vurgunun arkasındaki çarkın tam olarak aydınlatılması beklenemez.

Bu “fotoğraf” bugüne kadar kamuoyunun görüş alanında bulunmuyordu. Daha doğrusu, anladığımız kadarıyla görüş alanımızın dışında tutuluyordu.

Öyle ki MASAK’ın eski yöneticilerinden Ramazan Başak fonlarda oynanan oyunları görüp şikayet ettiği için hedef haline getirildiğini ve gözaltına alındığını söylüyor!

Demek ki söz konusu fonların o dönemde bir himaye altında olduğuna ilişkin kuşkular pek de temelsiz değil.

Şimdi şimdi öğreniyoruz ki o sıralarda malum fonlar hakkında endişelerini dile getiren birçok kişi de baskıyla ve tehditle susturulmuş.

Bu işleri yapanların bu gücü nereden aldıklarını sormaya gerek var mı? Nereden alabilirler ki? Elbette siyasetten ve siyasallaşmış bürokrasiden.

Türk kamuoyu bütün bu olup bitenlerden ancak bu yılın eylül ayında haberdar olmuş olsa da skandalın uluslararası finans çevrelerinde çoktan fark edilmiş olduğu anlaşılıyor. Nitekim MSCI’ın (Morgan Stanley Capital International), Türkiye piyasasındaki bazı hisselerde ve fonlarda “yapay fiyat oluşumları” gözlemlediğine dair raporlarını geçen yıl Ankara’ya ulaştırdığı öne sürüldü.

O dönemde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de “Borsada manipülasyona izin vermeyeceğiz. Bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını biliyoruz, piyasa bir oyun alanı değildir” şeklinde bir açıklama yapmıştı.

Ne var ki bu uyarının ardından yaklaşık 10 ay boyunca hiçbir adım atılmadı, kirli çark dönmeye devam etti. SPK’nın söz konusu şaibeli fonların tasfiyesiyle ilgili kararı ancak Eylül 2026’da alınabildi.

Şu da var ki SPK kararının duyulmasından hemen önce bu fonlardaki sadece 650 hesaptan 227 milyar lira gibi devasa bir nakit çıkışı yapıldığını öğrendik. “Böyle bir şey nasıl olabilir!” diye hayretimizi ifade ettik yine.

Ardından fonlarda parasına para katmış olanlar arasından bazı tanınmış isimler ortaya saçıldı. Bilahare bu soygun düzeninin epey zamandır bilindiği halde ilgili kurumların bir türlü harekete geçmediği gerçeğine muttali olduk. Dahası, birtakım kamu kurumlarının kasasındaki paraların bile malum fonlarda “kaldıraç” olarak kullanıldığı meydana çıktı. Hapsinden korkuncu, denetleyici ve düzenleyici kurumların yetkilileri ile şaibeli portföylerin ve fonların çarkını döndüren kişiler arasında hayatın olağan akışına aykırı “tesadüfi” ilişkiler su yüzüne çıkmaya başladı.

Böyle bir atmosferde “Sonuna kadar gidilecek, kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak” açıklamaları hiç kimsenin yüreğine su serpmeye yetmiyor... Vitrindeki birkaç kişinin günah keçisi kabilinden siyaset meydanının ortasına atılması yeterli bulunmuyor… “Haksız kazançların gönüllü iadesi” gibi usullerle yapılmaya çalışılan işler kamuoyunu tatmin etmekten çok uzak görünüyor…

Kamuoyunu tatmin edecek tutum bu sistemi kurgulayan, bu mekanizmayı yöneten, bunlara himaye sağlayan, bu tezgahtan parasına para katan her kim varsa ortaya çıkarılması yönünde bir siyasi irade gösterilmesi olabilir ancak.

Henüz bunu görmüyoruz.

YORUMLAR (17)
17 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.