Fikir ve ifade hürriyeti

Artık gazetecileri gözaltına almak, tutuklamak, baskı altında tutmak. T24 örneğinde olduğu gibi kapatmak ‘ahval-i âdiye’den oldu.

Son tutuklamaların çarpıcı örneği, Murat Ağırel… Tanık olarak dinlenebileceği bir hadisede, ev hapsinden alıp Ceza ve Tevkif Evi’ne konuldu.

Ağırel’e, Sarıgül’e 100 milyon avro para havale edildiğine dair bir belge vermişler, yazması düşüncesiyle. Belgenin sahte olabileceğinden şüphelenmiş ve yayımlamamış. Bu dürüst gazetecilik örneğidir.

Arkadaşımız Saygı Öztürk, TV ekranda belgeyi gösterdi, milyon değil sadece 100 avro imiş.

Böyle bir suç olamaz. Yazsaydı sahte belgeyi gerçek gibi gösterip “halkı yanıltmak”tan tutuklanabilirdi, son yıllardaki rutine göre!

‘BEREKET AĞZI BANTLANMAMIŞ’

İsmail Saymaz’la Hürriyet’te beraber çalışmıştık. İyi haber alan, araştıran, donanımlı bir meslektaşımızdır.

Sözlerinin “mahalle”yi aşıp geniş kitlelere ulaşmasını isteyen Ak Partililer de ona açıklama yaparlar.

Şimdi, ayağında elektronik kelepçeyle ev hapsinde. TV’lerde canlı yayınlara katılıyor.

Bu trajikomik tabloyu, biz yazar takımından daha veciz bir şekilde Bülent Arınç ifade etti:

“Bereket ki ağzı bantlanmamış, televizyona bağlanıp konuşabiliyor ve gazetesine yazılarını gönderebiliyor.”

Bülent Arınç, kurucusu olduğu partisine ve liderine sadakatini devam ettiriyor ama vicdanıyla konuşmaktan da çekinmiyor. İktidarda böyle tek isim.

Bunu hem ahlaki ilke sayıyor hem de “dost acı söyler” anlayışıyla.

Sayın Arınç, iktidarın nereden nereye geldiğini hatırlatmak üzere, 2004 yılında çıkardıkları Basın Kanunu’nu hatırlattı. Çok isabetli bir hatırlatmadır bu.

NEREDEN NEREYE?

Bülent Bey’in bahsettiği Basın Kanunu 9 Haziran 2004’te Meclis’e kabul edilmişti. Kanunun mimarlarından Devlet Bakanı Beşir Atalay, Meclis kürsüsünde şöyle konuşuyordu:

“Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 10 uncu maddesinin ikinci paragrafında öngörüleni sınır olarak aldık. Zaten, bütün Avrupa hukukunda da basın hukukunda da genelde, o madde ya aynen yer alıyor veya atıfta bulunuluyor. Onun dışında bir sınır yok özgürlüğe.” (Tutanak Dergisi, 9 Haziran 2004, s. 241)

Yeni Türk Ceza Kanunu da tamamen Kopenhag Kriterlerine göre hazırlanıp yasalaştırılmıştı. (26 Eylül 2004)

Sadece mu bu? Ak Parti iktidarı, CHP’nin desteğiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yerli kanunlardan üstün olduğunu Anayasanın 90. Maddesine yazmıştı.

Bir Türk mahkemesinin kararı, AİHM’nın kararına aykırı düşerse, o kararın düzeltilmesi için CMK’nın 311. Maddesine fıkra eklenmişti. (6 Aralık 2006)

Başbakan Erdoğan’ın dilinden “Kopenhag Kriterleri” düşmezdi.

Bugün bu kavramları duyan var mı? Bugün AHM ve AYM kararlarını uygulamamak iktidarın takdirini kazanıyor.

Otoriterleşme ne gibi sorunlara yol açarsa, hepsini yaşıyoruz bugün.

TARİHİN KANUNU

Bizde böyle hürriyet diyerek iktidara gelip kendini güçlü hissedince otoriterleşmek yüz elli yıllık tarihimizin özeti gibidir.

Elbette her devirde hürriyet fikrini savunarak muhalefet edenler oldu.

Düşünce tarihimizin büyük isimlerinden Ağaoğlu Ahmet Bey, 1930’da Serbest Fırka saflarında mücadele ederken, “Serbest İnsanlar Ülkesinde” adlı makale-kitabında şöyle yazmıştı:

“Hükümet ve kuvvet bozucu âmillerdir… İnsanlar üzerinde hükümet sürmek, en saygılı ve en seçme ruhlarda bile tahakküm hevesi uyandırır. Eğer hükümet sürenler etraftan bakan, gören ve lazım olduğu zaman tenkit ve muaheze eden gözler olduğunu bilmezlerse, gitgide ve kendileri farkında olmaksızın bile bu heveslerini arttırırlar ve nihayet zorbalık yoluna saparlar. Binaenaleyh idare edenlerin kendi nefisleri için bile murakabenin bulunması lazımdır.” (s. 35)

Murakabe yanı denetim, yani hür muhalefet ve hür basın.

İktidar düşünmelidir, otoriterleşmekle iyi mi yapıyoruz diye. Ülkedeki gerilime, feci gelir dağılımına, sermaye gelmediği gibi dışarıya gitmesine, en mutsuz ülkeler sıralamasında sonlarda olmamıza… 2025 sonunda Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 124. sıraya düşmüş olmamıza…

Nihayet “bizim çocuklar”ın zararı 160 milyar doları bulan fon soygununa bir baksınlar.

YORUMLAR (15)
15 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.