Üçlü ittifakta Öcalan’a statü krizi
AK Parti, Terörsüz Türkiye’de çerçeve yasa taslağını hâlâ ortaya koymadı.
Meclis tatile girmeden çıkarılacaktı.
Daha muhalefet partilerine sunulacak, tartışmaya açılacak, görüşler alınacak....
Nasıl yetiştirilecek, niye gecikiyor derken nerede takıldığı anlaşıldı.
İktidara yardımcı medyada yazılanlara bakılırsa aslında AK Parti teklifini tamamlamış. Ama açıklamadan önce kritik ayrıntıları el altından sızdırarak nabız yokluyor, alıştırıyor, kamuoyunu hazırlıyorlar.
Kulis haberlerinde korsan taslak ve AK Parti kaynaklarının görüşleri dolaşıyor.
Yasada Öcalan’a statü olmayacakmış, ağırlaştırılmış müebbet hapis mahkumuna nasıl statü verilecekmiş...
Ayrıca PKK yöneticileriyle örgüt üyeleri, dağdakilerle cezaevindekiler, suça bulaşanlarla bulaşmayanlar ayrılacakmış. Aynı düzenlemeye tabi tutulmayacaklar.
DEM, İmralı ve Kandil de bu kulis bilgilerine tepkili. Bilinen görüşlerinde diretiyorlar.
Öcalan’ın “Bahçeli’yi de beni de yordular” dediği bir görüşme tutanağı servis edildi.
Devlete hizmet etmesi isteniyorsa statüsüz olmayacağını, son bir ara formül deneyeceğini, statü sorunu yine çözülmezse çekileceğini, sabrıyla oynanmaması gerektiğini, yeterince oyalandığını söylüyor.
“Ben kurdum ben feshettim, daha ne yapayım, bu şartlarda daha fazlasını yapamam, elimden gelen budur” yakınmalarıyla dolu son bir uyarı gibi sözleri var. “Yeter artık” çığlığı.
Öcalan sert, sabrı tükenmiş de Kandil ve DEM daha mı yumuşak, daha mı esnek yaklaşıyor?
Kandil ve DEM’den yansıyan tepkiler de Öcalan’a bir statü verilmesini olmazsa olmaz şart koşuyor.
Ayrıca çerçeve yasanın oldu-bittiye getirilmemesinde, daha fazla geciktirilmemesinde, sınırlarının daraltılmamasında, örgüt yöneticileriyle üyelerinin ve suça bulaşanlarla bulaşmayanların ayrılmamasında, hepsinin bir tutulmamasında ısrar ediyorlar.
Acele edilmesinden Öcalan’a statüye, hiçbir talep ve beklentileri yeni değil. Savunageldikleri pozisyonu koruyorlar.
Umut Hakkı’nın üstünde eskisi kadar durmadıklarına aldırmayın. Onun yerine Öcalan’ın İmralı’da kendisi için inşa edilen yeni ikâmetine taşınacağını umuyorlar. Ve serbest çalışma koşullarına kavuşmasını...
Fakat statüsü ne olacak? Demeye getiriyorlar ki; tabela asılmayacak, üstüne de ‘başmüzakereci’ yazılmayacaksa Öcalan ne yapsın yeni ikâmetgâhı, ne anladık bu işten...
BAHÇELİ NE DİYOR AK PARTİ NE ANLIYOR?
MHP lideri, örgütünü kapatınca ‘Kurucu Önder’ sıfatını yitireceği için Öcalan’a yeni bir statü vermek gerektiğini ilk gündeme getiren kişiydi. Statü sorununu çözmeye çağırmış, “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” demeyi önermişti.
Bahçeli’yle Öcalan’ın statü sorunu tarifleri birbirine benzer görünüyor. Altını şöyle dolduruyorlar:
Örgütün fesih kararıyla ‘Kurucu Önder’liği sona erdi. Ama PKK ve uzantılarının tasfiyesinde liderlik otoritesine ihtiyaç sürüyor. Öcalan, etkin rolünü ve Terörsüz Türkiye’ye hizmetini bu ‘koordinatörlük’ sıfatıyla yürütebilir...
Fakat belli ki AK Parti aynı fikirde değil, onlara katılmıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye Süreci’nde MHP ve DEM’le üçlü olarak yürüyeceklerini ilan etmişti.
Bu üçlü ortaklıkta bir öncelik ayrışması yaşandığını anlatıp duruyordum.
Öcalan’la dağdakilerin fiili ve hukuki statü belirsizliğine çözüm aranıyor.
Ancak ana muhalefet CHP’nin statüsü bir hukuki belirsizliğe sürüklenirken muhalefetin desteği nasıl alınacak ve halka nasıl anlatılacaktı?
İktidar, iki zıt süreç arasında bir yol ayrımına yaklaşıyordu. Ya Terörsüz Türkiye’yi seçecekti ya Etkisiz CHP’yi.
İşte bu seçimi yapmamakta iktidarın ayak diremesi, bugünkü farklılaşmalara ve aralarındaki makasın açılmasına davetiye çıkarıyordu.
O da kamuoyu desteğiyle Terörsüz Türkiye’nin arasını açıyor, şunu sordurmaya devam ediyor:
Hukuki ve demokratik statü sorunu, Öcalan’la PKK’lılara mahsus değil.
Tutuklu yargılanan gazeteciler, siyasiler, mahkeme kararlarına rağmen mağduriyeti giderilmeyen KHK’lılar, yerine kayyum atanan seçilmiş başkanlar ne olacak? İktidarın Öcalan ve Kandil’le anlaşamaması onların suçu mu? Uzlaşamazlarsa kimseye hak mak yok mu
