15 Temmuz ve 10. Yıl

İstanbul 15 Temmuz’un 10. Yılı geride kaldı. İktidar tarafından gelen açıklamalar, Cumhurbaşkanının mektubu, demokrasi bayramı kutlamaları birbirini izledi. Halkın iradesi ve direnci kutlandı.

Bu bakımdan teslim etmek gerekir, halkın sokağa inmesi darbe girişimini her anlamda kırılgan kılan en önemli faktörlerden birisiydi. Bunun yanında yıllarca askeri darbeleri maruz ve sessiz kalmış bir toplumun “diklenmesi”, “dikilmesi”ydi.

Durum bu, ama şunu belirtemekte de yarar var. 15 Temmuz’un öncesi ve sonrası bulunuyor. İktidar sadece bu kutlamaları 15 Temmuz sonrasını doğrulamak için kullandı ve kullanıyor. Olağanüstü hal rejimi, bu rejimin sınırlarını aşan düzenlemeler, darbe girişiminin fevkinde tasfiyeler bunlar arasında…

Bu işin bir tarafı…

Başka bir çok yön daha var.

Bir diğer yön şudur: Aradan 10 yıl geçmesine rağmen, 15 Temmuz öncesi ve gecesinin tüm ayrıntıları ortaya dökülmüş sayılmaz. Tarih, ileride 15 Temmuz’u asker-sivil ilişkileri bağlamında nasıl yazacaktır, bu da bilinmez.

Yine de meseleyi, ülke tarihindeki yeri bakımından bir darbe girişimi, en azından ordunun siyasi iktidarı devirme girişimi açısından ele almak gerekir.

Her darbe ya da darbe girişimi gibi 15 Temmuz’un da kendisine has özellikleri bulunuyor. 15 Temmuz’un niteliği, etkileri, ordu-siyaset ilişkilerine dair algılar bakımından dört özelliği öne çıkıyor.

İlki şu: 15 Temmuz kalkışması, ordunun (bütün ya da parçalı ancak kurumsal bir iddiayla) “askeri ideoloji”ye endeksli vesayetçi müdahale geleneğinin önemli ölçüde dışında yer almıştır. Darbe girişimi, asker-sivil veya “eski ve yeni siyasi elitler” ayrışmasının bir sonucu olmaktan çok, iki “sivil”-siyasi grup arasında, 2011’den o yana yaşanan büyük bir iktidar kavgasının son aşaması olarak ortaya çıkmıştır.

İkincisi: Askeri kalkışmanın yarattığı en önemli şok, Opus Dei tarzı bir örgütün kamu kurumlarını, özellikle silahlı kuvvetleri ele geçirme derinliği olmuştur. Türk devlet sistemi ve toplumunun hiç unutmaması gereken bir meseledir bu. Güven ve güvenlik mekanizmasının dağılmasına, devlet aygıtının görülmemiş bir krizine yol açarken bu durum, kalkışmanın darbe-asker ilişkisi boyutunu rafa kaldırmıştır.

Üçüncü husus çok önemlidir ve 15 Temmuz sonrasının ülke siyasetindeki rolü açıklar. Darbe girişimi, ülkede bir siyasi algı sarsıntısına yol açarak, siyasi dengeler ve pozisyonları altüst etmiştir. Gülencilerin devlet içinde edindikleri güçle 2010’dan itibaren izledikleri emniyet ve yargı stratejisinin önündeki perde kademeli olarak kalkmış ve bu, kimi istisnalar dışında, tüm kesimler için geriye dönük bir okuma, düzeltme, açıklama, kurgu mekanizmasını tetiklemiştir. Zamanla 2010-2015 arası siyasi gelişmelerdeki, kumpas ve yönlendirilme boyutu ülkenin üzerine tüm ağırlığıyla çökmüş, bu çerçevede bir süre önce çatışan aktörler arasında yeni siyasi yakınlaşmalar ve ittifaklar doğmuştur.

Kutlamalar, anlamalar güzel işin özellikle bu son boyutu tüm çıplaklığıyla ortada.

Türkiye siyasetinde yeni evrenin, devlet merkezli otoriter bir dalganın yayılmasına vesile oldu…

Nedenler her zaman sonuçları doğrulamaz…

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.