Silahsız siyaset aşaması
Tüm eleştiri ve ön yargılara rağmen çözüm sürecinde önemli bir aşamaya gelindi. Mecliste temsil edilen siyasi partilerin çoğunluğunun yer aldığı TBMM Komisyonu ortak raporunu tamamladı.
Komisyon bloke olmadan, siyasi partiler birbirlerini farklı niyetlerle engellemeden belirli bir noktaya ulaştılar. Toplum-temsil ilişkisinin en dolaysız yansıdığı millet meclisinin böyle bir noktaya gelmesi, çatışma çözümü ve ciddiyeti bakımından ülke için kritik bir aşamadır.
Siyasi partiler bu çerçevede esas olarak çözüm fikrini destekleyen ve meşrulaştıran bir iradeyi ortaya koydular.
PKK’nın kendini feshetmesi sonrası militanların hukuki durumları, eve dönüş ve entegrasyon imkânları, hakları gibi somut ve açık konularda ortak tutum belirleyip çözüm sürecinin silah bırakma sonrası ikinci önemli aşamasına ilişkin önemli bir adım atmakla kalmadılar; ortaya koydukları iradenin niteliğini ve içeriğini de tanımladılar.
Bu bakımdan nihai raporda yer alan şu cümlelerin altını özellikle çizmek gerekir:
“Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır (…) Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasında hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı şekilde toplumla bütünleşmesini hedeflemelidir…”
Bundan sonra sıra, komisyonun işaret ettiği çerçevede bir yasanın mecliste hazırlanıp çıkarılması, silah bırakmanın tam teyidiyle uygulanmaya başlanması, AYM ve AİHM kararlarının, yeni koşullu tahliye hükümlerinin devreye girmesi safhası gelecektir.
Silah teslimi, teyidi, tek tek adli süreçler ve sonrası entegrasyon şüphesiz zaman alacak bir süreçtir.
Ancak esas olan, ülkeyi kuşatan toplumsal ve siyasal mutabakatla, örgüt ve devletin onayıyla bu geri dönülmez noktaya gelinmiş olmasıdır.
Nedir bu nokta?
Şöyle yanıtlayalım: Kürt sorunu esas olarak ve kabataslak üç katmandan oluşuyor.
İlk katman silahlı örgüt ve kalkışmanın varlığıdır. İkinci katman Kürt sorununu yaratan asli sorunlardır.
Üçüncü katman Kürtlerin siyasi ufku ve geleceği meselesidir.
İçinde bulunduğumuz nokta esas olarak ilk katmana ilişkindir. Kürt meselesinde “silahlı mücadele” ve “silahla siyaset” evresinin kapanmasına işaret ediyor. Silahtan meşru siyasete geçişin hem bir kaçınılmazlık hem bir niyet olarak ortaya konmasıdır. Önemi, asli sorunların ele alınması için silahsız siyasetin bir ön koşul olarak kabulüdür.
Komisyon başkanı ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, dün ortak raporla ilgili yaptığı ilk açıklamada, raporun son bölümünün demokratik düzenlemeler olduğunu söyleyerek sorunun ilk katmanıyla ikinci katmanı arasında bağ kurmuştur. Kürt meselesini üreten asli sorunların giderilmesinin iki şekli koşulu bulunuyor. İlki, Kürt meselesinde uygulamaları ve kanunları temel alan genel bir demokratikleşme; ikincisi ise bu konudaki taleplerin resmî muhatap tarafından dillendirilmesi ve adımların mutabakat etrafında atılmasıdır. Bugün itibarıyla bu muhatap DEM Parti’dir. Öcalan ise sorunları giderici ve Kürtler bakımından bütünlüğü sağlayan bir işlevi yerine getirmektedir ve getirmelidir.
Üçüncü katman Kürtlerin siyasi ufku ve geleceği meselesi son derece önemlidir. Bugün Irak’tan Suriye’ye Kürt örgütlerinin ve bölgedeki Kürtlerin temel meşguliyetlerinden birisidir. Ne olacak? Nereye evrilecekler? Ufuk ve hedef nedir, nasıl şekillenebilir?
Önümüzdeki yazıya…
