Devlet aklı AK Parti’ye yenilmemiş miydi?
'Biz yapmadık, devlet aklı yaptı’ kılıfı yine dolaşımda.
CHP’yi yargı kararıyla şekillendirmenin arkasında siyasi akıl aranmasın diye çırpınıyorlar.
İktidara ve Kılıçdaroğlu’na rağmen, devletin selâmeti için bürokratik bir akıl kurguluyormuş bunları. AK Parti’yi de CHP’yi de geleceğe hazırlıyormuş.
Bir vesayet odağının biçtiği rolü çaresizce, mecburen oynuyorlar sanki. Öyle göstermek iktidara da Kılıçdaroğlu’na da bühtan değil mi? Şiddetle reddetmeleri gerek.
Akılları sıra siyasi aklı, devlet aklı paravanının arkasına saklayacaklar. Oysa siyasi aklı; piyon gibi âciz, edilgen, elinden bir şey gelmeyen kurban durumuna düşürdüklerinin farkında değiller.
Siyasi muhatapların ‘ne münasebet, herkes yerini bilsin, kimin haddine, bu ne cüret’ demesi beklenir.
İktidarın kesin zaferle sonuçlanan vesayetle mücadele anlatısını da bir kalemde harcamaktan çekinmiyorlar.
E hani zor, oyunu bozmuştu. Devlet aklı, AK Parti’ye yenilmişti...
Zor, millet aklıydı. AK Parti, millet aklına yaslanarak vesayetle mücadeleyi kazanmıştı. Kasanın hep kazanması gibi, millet aklı hep kazanırdı hani...
Atanmışların vesayeti anlamındaki devlet aklı, ön kesmek için her yolu denemiş ama günün sonunda millet aklına kaybetmişti.
O günden beri devleti, siyasi akıl yönetmiyor muydu? Onun üstünde bir bürokratik akıl mı kaldı?
Artık her kimin aklıysa bir köhne akıl, bir kez daha millet aklıyla karşı karşıya şimdi.
Ve bakın, zor yine oyunu bozuyor. Kılıçdaroğlu, CHP seçmenini de Meclis grubunu da arkasına alamadı. Özgür Özel’den ezici çoğunluğu koparamıyor, en fazla belki tırtıklayabilir.
Delegeler, milletvekilleri imzalarını koyup bir an önce kurultay toplanması için bastırıyor.
Partiyi kimin yöneteceğine partililerin değil de yargının karar vermesi, kabul görmedi.
Yoksa Özgür Özel ne bayramlaşma kalabalığında Kılıçdaroğlu’nu ezebilir ne de dünkü CHP Meclis grubunda güç gösterisi yapabilirdi.
Bakın; Özgür Özel’e destek ne kadar canlı, coşkulu, gerçekse Kılıçdaroğlu’na destek de o kadar soluk, sönük ve suni.
Oyunu bozan zor, bu işte. Millet aklı yine kazanacak. Eski AK Parti’ye sorun, söylesin size.
Devlet Bahçeli, “en başında CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahsetmiştim” diye kime sesleniyordu dün? Yattığı siperden hâlâ çıkmayan bir siyasi akla değilse kime?
MHP lideri de CHP kurultayının hızla toplanmasından yana. Dünkü grup konuşmasının asıl mesajı buydu.
Kılıçdaroğlu’nun doğrusunu yapacağından umudu kesmiş olmalı ki Bahçeli, Yargıtay’ın mutlak butlanla ilgili itirazı uzatmadan sonuçlandırmasını istedi. Kurultay kilidini açarsa o açacak, eskiye gitmiş siyasi akıldan hayır yok.
AKLINI GİZLİ GÜÇLERLE BOZANLARA
Kılıçdaroğlu’nun eski kurmaylarından Bülent Kuşoğlu, CHP’nin başına gelenleri devlet aklının kurgusu olarak açıklıyor. T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuştu.
Devlet aklı, bürokratik akıl demek. Nerede yaşadığı bilinmeyen, gizemli bir üst akıl değil. Devletin uzun vadeli çıkarlarını seçilmiş siyasetçilerden daha çok düşünüp koruduğunu iddia eden bir bürokrat takımının aklı.
AK Parti’nin kısaca vesayet, dediği şey. Bürokratik oligarşi, askeri vesayet, yargı vesayeti tanımlarından da bileceksiniz.
Devletin asıl sahibiymiş gibi davranan atanmışları anlatıyor. Kendilerini hancı, ülkeyi yönetsin diye milletin seçtiklerini ise yolcu görenlerin aklı.
Kaldı mı peki böyle bir akıl? AK Parti, bürokratik oligarşinin tabutuna son çiviyi kaç kez kaçtı? Kaç referandum, kaç seçim zaferiyle vesayeti betona gömdü? Bu amaçla kaç kez milleti sandığa çağırdı? Cumhurbaşkanlığı sistemine bunun için geçirilmedik mi?
En son 2017 referandumu ve 2018 seçimleriyle bütün yetkiler Erdoğan’ın tekelinde toplanarak, o defter kapatılmıştı. Bir daha açılmamak üzere kapatıldığı söylenmişti bize.
Nereden çıktı öyleyse bu, ‘iktidar yapmıyor, devlet aklı yapıyor’ mazereti?
Vesayet öcüsü, ne zaman ihtiyaç duyulsa hortlayıp mezarından kendi kendine kalkmıyor herhalde. Olsa olsa aramızda hayâletini dolaştıranlar, masal okuyordur. Asıl sorumluyu gizlemeye çalışıyorlar.
Ama mızrak çuvala sığmıyor, bir. Geçmiş tecrübeyi unutuyorlar, o da etti iki.
Hem Türkiye’nin kurumlar ve ortak akıl yerine tek adamla, tek akılla yönetildiğini savunacaksınız. Devletin şahsileştirildiğinden dem vuracaksınız...
Hem de iktidarla muhalefeti aşan bir devlet aklının her şeyi planladığını, Erdoğan sonrasını tasarladığını, AK Parti’ye de CHP’ye de rol dağıttığını öne süreceksiniz. Yargı kararıyla CHP’nin Özgür Özel’den alınıp Kılıçdaroğlu’na geri verilmesini böyle bir kurguyla açıklayacaksınız...
Düz akıl bunun neresinde şimdi?
