“Sen harese nedir bilir misin evladım”

MHP lideri Devlet Bahçeli, “mutlak butlan” davası sürecinde daha ilk günden itibaren doğru yerde durdu. Hadiseye siyasi rakibinin iç meselesi olarak bakmadı; çünkü mesele zaten bir siyasi partinin kendi iç tartışması değildi. Mahkemeden böyle bir karar çıkmasının doğuracağı siyasi ve toplumsal sonuçları gördüğü için meseleye devlet adamı sorumluluğuyla yaklaştı.

MHP lideri Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın sınırları içerisinde, ittifak ortaklığının elverdiği ölçüde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı nezaketle ama defaatle uyardı; CHP’nin parçalanmasına müsaade edilmemesi gerektiğini, mutlak butlan kararının ülkemize hayır getirmeyeceğini söyledi.

CHP’nin 38. Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davanın ilk duruşmasının yapılacağı 17 Nisan 2025 günü, mahkemeden “kayyım” kararı çıkacağı iddiaları üzerine MHP lideri Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından “CHP’ye kayyım hem doğru değil hem de mümkün değildir” açıklaması yapmıştı.

12 Eylül 2025 tarihinde Sabah Gazetesine verdiği mülakatta “15 Eylül’deki CHP davasından mutlak butlan kararı çıkar mı?” sorusuna adrese teslim şu yanıtı vermişti:

Bu durum CHP’nin kendi iç meselesidir. CHP’de iç meseleleri çözecek çok yetenekli şahsiyetler var. Türkiye Cumhuriyeti’nin içerisinde önemli bir siyasi kurumdur CHP. Biz de geçmişte bunları yaşadık. Bizden de ayrı bir parti oluştu. Dış müdahalelerle başkaları yön vermemeye çalışmamalıdır. Geçmişte bize de benzer bir müdahale yapmaya çalıştılar ama netice alamadılar.”

5 Mayıs 2026 tarihli grup toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada bir kez daha “CHP parçalanmamalı, karıştırılmamalı” ikazında bulunan Bahçeli şöyle demişti:
Cumhuriyet Halk Partisi, cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana var olan önemli bir siyasi kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz.”

Bu uyarılarının, bu sözlerinin muhatabı CHP değildi elbette. Çünkü ana muhalefet partisinin iktidarın araçsallaştırdığı mahkeme eliyle parçalanması, yalnızca CHP’yi değil, Türkiye siyasetinin meşruiyet zeminini de tartışmalı hale getirecekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da yargıçlar da Bahçeli’nin uyarılarını dikkate almadı. Ve mahkeme yetki aşımında bulunarak, YSK’yı aşarak “mutlak butlan” kararını verdi.

MHP lideri Devlet Bahçeli “mutlak butlan” kararı çıkar çıkmaz bu kez Kemal Kılıçdaroğlu’nu uyardı, “13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Özgür Özel ile görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin ortak bir formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir” tavsiyesinde bulundu. (21 Mayıs)

Bahçeli Kemal Kılıçdaroğlu’na da laf dinletemedi maalesef. Ve günlerdir yaşanan kaos ortada. Bir yanda iktidar hırsı bir yanda makam mevki hırsı birleşti ve MHP liderinin ifadesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin içerisinde önemli bir siyasi kurum olan CHP’yi parçaladı, böldü.

Dün partisinin grup toplantısında konuşan MHP lideri Bahçeli’nin gündeminde “mutlak butlan” ve CHP vardı. Meselenin hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabetten uzaklaşmaması uyarısında bulunan Bahçeli şöyle dedi:

En başında CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahşetmiştim. Geldiğimiz noktada bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır…

Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir.”

***

CHP üzerinden oyunu kim oynuyor? Herhalde bu sözlerin muhatabı Özgür Özel değil. CHP’yi kim böldü? Bu sözlerin muhatabı, YSK’nın ve Anayasa’nın 79’uncu maddesinin üzerinden atlayarak hatta Ceza Mahkemesi’nden çıkacak kararı bile beklemeden “mutlak butlan” kararı veren İstinaf Mahkemesi olmalı.

Bu sözlerin muhatabı CHP’yi silkeleyin talimatı veren ittifak ortağı olmalı.

Ve elbette ki Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

Ve elbette ki Bahçeli’nin tespitiyle, mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay’ın ülkemizi bu akıl tutulması süreçten çıkaracak olan kararı bir an önce vermesi gerekir.

Ülkemizin demokrasisinin daha fazla hırpalanmasına izin verilmemelidir.

***

Ben bu süreçte hala Kemal Kılıçdaroğlu’nu anlamakta zorlanıyorum. 13 yıl genel başkanlığını yaptığı bir kurumun bu hallere düşmesine nasıl izin veriyor. Sokaktaki kulakları sağır eden tepkiye nasıl kulaklarını kapayabiliyor.

Oysa CHP’nin meşru genel başkanı Özgür Özel’in dün grup toplantısında söylediği gibi Kemal Kılıçdaroğlu tarihin doğru tarafında yer alabilirdi. 28 Mayıs gecesi partisiyle ve kendisine oy verenlerle helalleşip evine çekilebilirdi. Bunu yapabilseydi bugün hayırla yad edilen bir lider olur, CHP genel başkanlığı döneminde yaptığı güzel politikalarla hatırlanabilirdi.

Ama Kılıçdaroğlu “mahkeme karar verdi” diyerek, her türlü öfkeyi göğüsleyerek, mahkeme kararıyla genel başkanlık koltuğuna oturmayı tercih ediyor. 13 yıl başkanlık yaptığı partisinin parçalanmasından hiçbir rahatsızlık duymuyor.

Sebep ne? Sanırım hırs. Makam mevki, güç, iktidar tadını yaşayanların yakalanması kaçınılmaz olan o hırs virüsü. Hırs siyasetçilerin yakalanacağı en tehlikeli virüstür. Bu virüse yakalanan bir siyasetçinin iyileşmesi, bu hastalıktan kurtulması mümkün değildir.

Bunun başka bir açıklaması olamaz.

***

Zülfü Livaneli’nin “Huzursuzluk” romanı bir bilgenin “Harese nedir bilir misin evladım” sorusuyla ve bu soruya verdiği şu yanıtla başlıyordu:

Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında ‘kendini öldürdüğünü’ anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur...”

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.