Birisi bu ‘devlet aklı’nı durdursun
Milletin hayrını gözeten, memleketin mamur olması için çabalayan, büyük badirelerde memleketi sahil-i selamete çıkarabilecek kararlar almaya ehil bir devlet aklının var olması son derece kıymetlidir.
Birçok kimse böyle bir devlet aklının mevcudiyetine inanır.
Bu bir ‘bilgi’ meselesi değildir, bir itikat meselesidir.
İtikat edersin ve mutlu olursun.
Benim böyle bir itikadım yok.
Memleketimizde işler kişilerin daha çok da muktedirlerin mevzii ve mahdut akıllarına istinaden yürütülüyor. Muktedirler, memleketin selametinden çok kendi selametlerini gözetiyor. Kişilerin menfaati, grupların, iktidarı icra eden ekiplerin menfaati memleket menfaati kılığında piyasaya sürülüyor.
‘Devlet aklı’ algısını, işler olup bittikten sonra olmuş bitmiş işler hakkında usturuplu yorumlar yapan kabiliyetli insanlara borçluyuz. Ama bu sadece bir algı.
Bizim memleketimizde ‘devlet aklı’ diye bir şey olmadığının delillerinden biri memleketimizin iktisadi durumudur.
Devlet aklı diye bir akıl olsa ekonomik durumumuz bu kadar bozulabilir miydi? Ekonomi alanında ‘irrasyonalite’nin kucağına, olur olmaz tuhaflıklara, komikliklere düşer miydik?
Ya da bizim ‘devlet aklı’mız iktisattan hiç anlamıyor. İçlerinde asgari seviyede iktisat bilgisine sahip olan tek bir fert yok!
‘Devlet aklı’mız olsaydı, o akıl devletin içinde yönetim biçimimizi ‘kleptokrasi’ye dönüştürecek boyutta yolsuzluk yapılmasına müsaade eder miydi?
Memlekete bu kötülükleri yapabilecek başka bir akıl ‘mebzul’ miktarda var.
Ne aklı?
Menfaat aklı.
‘Menfaat’e koltuklar da dahil.
Cumhurbaşkanı, bakanlar, başkanlar, yardımcılar, parti liderleri… Herkesin koltuğu.
Herkesin oturduğu yer kıymetlidir.
Kemal Bey’in koltuğu da…
Bir zafer mi kazandı Kemal Bey?
Yıllardır yüzüne bakmayan ‘adalet’ nihayet tecelli mi etti?
Birkaç gündür mutlu ve mesut görünüyor. Adaletin mah cemaliyle nihayet müşerref olduğu için mi?
CHP’nin atanmış Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında uzun yıllar siyaset yapan şu anda da Kılıçdaroğlu’nun yanında duran Bülent Kuşoğlu T 24 yazarı Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda ortadan konuşmaya çalışmış. Benim dikkatimi çeken kısmı CHP’nin başına gelenleri ‘devlet aklı’yla izah etmeye çalıştığı cümleler.
Kuşoğlu Türkiye’deki ‘devlet aklı’nı İttihat ve Terakki’den başlatıyor.
“Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı’nın son döneminde üç temel siyaset biçimi vardı; İslamcılık, batıcılık ve milliyetçilik. Bunları o zamanki devlet aklı, İttihat Terakki birleştirdi, bir mücadeleye girişti, sonra Türkiye Cumhuriyeti ortaya çıktı.”
Bu yaklaşımın tarihi bilgi açısından tartışılabilecek tarafları var ama şu anda oralara giresim yok.
Kuşoğlu konuşmanın içinde 2023 seçimlerini aslında Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazandığını da söylüyor.
“2023’teki yüzde 48 küsurluk oyun ben aslında yüzde 50’nin üzerinde olduğunu düşünüyorum. Orada bir şeyler oldu.”
Bu cümle Ali İhsan Yavuz’un İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’u kazandığı 2019 seçimini iptal ettirmeye çalışırken söylediği ‘hiçbir şey olmadıysa da bir şeyler oldu” cümlesini hatırlatıyor. Kuşoğlu nasıl olduğuna dair bir şeyler söylüyor.
“Seçimleri devlet yapıyor, yani devlet memurları. Bir iktidar değişikliği sırasında devlet bu seçimi yapıyorsa, milletvekili seçimlerini yüzde 1-2 etkileyebiliyor. Devletin yüzde 2’yi manipüle edebilmesi çok kolay aslında.”
Şu hâlde ‘devlet aklı’nın seçimleri manipüle etmek gibi bir görevi de var. Peki devlet aklı ne?
“Devlet aklı”ndan ben devlette çalışanların, devlet bürokrasinin aklını anlıyorum. Bunlar isimlendirilemez. Güvenlik konularında, maliye ve hazineyi ilgilendiren konularda oturdukları koltuklar dolayısıyla, kendilerine gelen bilgiler, yaptıkları değerlendirmeler dolayısıyla bir etkileşim söz konusu oluyor ve bir akıl ortaya çıkıyor. İşte o, devlet aklı.”
“Bir devlet aklı olduğunu söyleyebilirim. Ne kadar temiz olduğunu bilmiyorum. Şu anda da siyaset çok zayıfladığı için, parlamento zayıfladığı için, siyasetçi zayıf olduğu için devlet aklı ön planda.”
‘Devlet aklı’nın bütün bunları ‘Tayyip Erdoğan sonrası dönem için yaptığını da söylüyor Kuşoğlu.
“Erdoğan sonrasında Türkiye’yi bir kaos, karmaşa bekliyor. Onun için de o devlet aklı, bürokratik aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor sanki kendine göre.”
Devlet, bir ‘devlet aklı’na sahip olsa, el aleme karşı siyasetin şu gördüğümüz rezalete düşmesine meydan verir miydi?
Bence vermezdi.
Eğer ‘devlet aklı’mız buysa… Birisinin bu ‘devlet aklı’nı durdurması lazım.
