Siyasi gelişmelerde zihniyet izi...

Ana muhalefet, iktidarın ağır ve keyfi baskısı altında kıvranıyor.

Bu da yetmezmiş gibi, kendi içinde iki açıdan kaynıyor.

İlki, pişmanlık ifadelerinin teyit ettiği, kokusu uzun süredir mevcut olan; fiyat verilen delege pazarlıkları, satın almalar ve kimi belediyelerdeki yolsuzluklar meselesi.

İkinci kaynama noktası ise malum; şu anda yaşanıyor. İktidarın yol verdiği, anayasaya aykırı bir mahkeme kararı, partiyi ikiye bölmüş durumda. Bir tarafta yasal yönetim Kılıçdaroğlu’nda, diğer tarafta ise meşru yönetim olma iddiası Özgür Özel’de...

Özel, Kılıçdaroğlu’nu iktidarın çapası olmakla; Kılıçdaroğlu ise Özel’i, partiyi yolsuzluklarda boğmakla veya bunlara göz yummakla suçluyor.

Yazık bu ülkeye...

İktidarın keyfi ve çıkarcı yaklaşımı ile CHP’nin iç kaynamaları, her iki tarafı da gölgeliyor.

Ancak asıl gölgelenen siyaset oluyor.

Zihniyetimize uygundu bu.

İçe kapalı, ideallerden kopuk; ilke, değer ve kuraldan yoksun, insani ve toplumsal referansı olmayan bir yolda ilerlemek, bildik bir alışkanlığımızdır.

Sorunların içinden konuşur, sorunların çözümünü başka sorunlara kilitler, çözümleri değil, ara yolları yüceltirsiniz...

Siyasi partilerde ve gazete sayfalarında bu tutum her zaman baskındır.

Bu durum, yaşanan ve yaşanması muhtemel gelişmelerin niteliğine ve sınırlarına ilişkin ipuçları da sunar.

Meseleleri “zihniyet haritamız” içinden okumaya çalışırsanız, yaşananın iç yüzünü daha iyi görürsünüz...

Bu haritanın sağcısından solcusuna, kentlisinden köylüsüne kadar herkese işlemiş iki özelliği vardır.

İlki, rantçı ve ataerkil; yani merkeziyetçi-cemaatçi bir siyaset kültürünün egemenliğidir.

Milliyetçilik, İslamcılık vb. üzerinden gözleri yalnızca kendi cemaatinin, yani ait olduğu ve beslendiği grubun yaşam alanına ve bu grubun devletle ilişkisine dikmeyi ifade eder bu özellik.

Diğeri ise Batı merkezliliktir. Kimimizin öykündüğü, kimimizin yerdiği Batı karşısında, her türlü rasyonaliteden uzak bir duruşa işaret eder.

Sonuçta farklı yollar ve tutumlar aynı kapıya çıkar: olmazsa olmaz bir “Batısız Batılılaşma”. Asıl adı, “Şarklı Batılılaşma” modelidir...

Model, aslında devletten bireye kadar değişmez bir şekilde “tehlike ve tehlikeyi bertaraf etme” mantığı üzerine kuruludur.

Batı’ya benzemek, bu modelde yapısal bir benzemeyi ifade etmez; sadece siyasi bağ, siyasi garanti ve ilişki temeline oturur.

Batı hep fonksiyoneldir; çıkara, konuma ve duruma göre değerlendirilir, kullanılır. Mesafeli tutulur; öyle olsun, öyle kalsın istenir.

Batı yerine, Batı tarihinin simgelediği demokratik değerler diyelim…

Her zora düşen bu çerçevede demokrasiye başvurur, demokrasiye gönderme yapar. Ancak demokrasi faydaya uymazsa, hep birlikte ve bir ağızdan ona çatılır.

Bu, aslında ilkelerin değil, çıkarların genişletilmesini ifade eden; özünde otoriter bir zihniyetten başka bir şey değildir.

Daha doğrusu, böyle bir desteğe ve meşruiyete sahip olmasa, İslami hareketler ve Kürt kimliği başta olmak üzere en önemli toplumsal sorunlarını, akıl almaz bir şekilde ve göz göre göre birer asayiş, ayaklanma ve işgal meselesi hâline getiren bir sistem nasıl ayakta durabilir?

Bugün yaşananlar, hangi açıdan bakarsanız bakın, söz konusu zihniyet haritasından bağımsız değildir...

YORUMLAR (7)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.