Back To Top
Sarıkamış’ta neler düşündüm?

Sarıkamış’ta neler düşündüm?

 - Son Güncelleme: 08.09.2019 Pazar 11:14
- A +

Geçen hafta bu köşeyi maalesef boş bıraktım. Haluk Dursun’un vefatından bir gün önce beni de davet ettiği, ne yazık ki onun aziz hatırasını yad etme toplantısına dönüşen “çalıştay”a katılmak üzere Kars’a gitmiştim; program o kadar doluydu ki bir kenara çekilip yazımı yazacak fırsat bulamadım.

Program süresince aziz dostumun büyük emek verdiği “Anadolu Kültür ve Tarih Birliği” projesi çerçevesinde muhtelif şehirlerden seçerek bir araya getirdiği ve Anadolu’yu adım adım gezdirerek vatan coğrafyasını tanımalarını, tarih şuuru kazanmalarını sağladığı her biri bir ateş parçası olan liseli gençleri tanıdım. Birikimleri, kelime hazineleri ve hitabetleriyle standartların çok üstünde performans gösteren bu gençlerle gururlandım, ülkemizin geleceğine dair ümitlerim tazelendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu heyecan verici projeyi daha da ileri götürerek devam ettireceğine, Haluk Dursun’un gözlerini arkada bırakmayacağına inanmak istiyorum.

***

30 Eylül Cuma günü Harakani Havalimanı’ndan Sarıkamış’a, ertesi gün Ani harabelerini gezdikten sonra Kars’a geçtik. İlk defa 1960’ların sonlarında gittiğim ve ağabeyimin görevi dolayısıyla lojman olarak kullandığı Ruslardan kalma taş evlerinden birinde üç beş gün kaldığım Sarıkamış’a aşağı yukarı elli yıl sonra tekrar gitmiş olmaktan büyük heyecan duyduğumu söylemeliyim. Çünkü dedem Kafkasya cephesinde savaşmış ve geri dönememiş. Babamın babaannesinin oğluna yazdığı, fakat belki de şehadet haberini aldığı için gönderemediği bir mektupta adresi kayıtlıydı: “5. Kolordu, 11. Kafkas Fırkası, 33. Kafkas Alayı, 52. Tabur, 1. Bölük, Çarkçı (yahut Çarıkçı) Hacı Hüseyin...”

İki Germanofil askerin, Harbiye Nâzırı Enver Paşa’yla Harbiye’den sınıf arkadaşı Hafız Hakkı Paşa’nın -ki ikisi de dâmad-ı şehriyarîdir- tecrübeli komutanların itirazlarına rağmen başlattıkları, on binlerce askerimizin Allahuekber dağlarında donarak şehit olmalarına yol açan Sarıkamış harekâtı hakkında epeyi okudum; bu harekâtı 9, 10 ve 11. Kolordular gerçekleştirmişti. Peki, dedemin yer aldığı 5. Kolordu’nun görevi ne idi? Şimdi şu sorunun cevabını arıyorum: Dedem cephede şehit mi oldu, tifüse mi yenildi yoksa esir düşüp yabancı diyarlarda mı kaldı? 

Sarıkamış’ta ziyaret ettiğimiz iki şehitlikte görevliler tarafından anlatılanları dinlerken buz gibi bir rüzgâr esiyor ve henüz ağustos ayında olmamıza rağmen benim gibi İstanbul’un sıcağından çıkıp gelenleri ısırıp duruyordu. Bundan yüz küsur yıl önce Sarıkamış’ın azgın kışında yazlık kıyafetleriyle cepheye sürülen gencecik askerlerin halini düşündüm, gözlerim yaşardı. Isınmak amacıyla birbirine sokulup donanlar da vardı, ayakta adeta buzdan heykel kesilenler de... Babam henüz anne karnındayken askere alınan ve açık sarı saçlı, yakışıklı bir delikanlı olduğu söylenen dedem de belki onlar gibi bir köşede donup kalmıştı.

***

Harbiye Nezareti bu büyük felaketi uzun süre kamuoyundan gizlemiş, hatta bir ara Enver Paşa bir basın bildirisiyle zaferini bile ilan etmişti. Mehmed Âkif, ilk defa Sebilürreşad’ın 14 Ocak 1915 tarihli 322. sayısında yayımlanan şiirini muhtemelen bu bildirinin uyandırdığı sevinçle yazdı. Daha sonra Beşinci Safahat’ta ilk şiir olarak yer alan bu isimsiz şiirde, Balkan Harbi’nin yaraları sarılmadan kendimizi bir dünya harbi cehenneminin içinde bulmuş olmamızdan acı acı şikâyet eden Âkif, daha sonra “Lâkin bu cehennem onu yıldırdı mı? Aslâ!” der ve cephelerde kahramanca mücadele eden orduları uzun uzun över. Sarıkamış’ta neler olup bittiğinden henüz haberi yoktur.

Korkunç gerçek neden sonra öğrenilince, bu sefer Tevfik Fikret, hasta yatağında, “Harb-i Mukaddes” isimli bir şiir yazar ve içindeki bütün zehri adeta kusar. O tarihte kimsenin yayımlamaya cesaret edemeyeceği bu şiiri gün ışığına çıkaran Sabiha Sertel’dir. 1939 yılında Yeni Sabah gazetesiyle Tan gazetesi arasında cereyan eden kavgada Fikretçiliğin bayraktarlığını yapan Sertel, bu kavga sırasında Fikret’in eşi Nâzıma Hanım’la yakınlık kurmuş, muhtemelen söz konusu şiiri ve bu şiirin bir yönüyle Âkif’e cevap olarak yazıldığı bilgisini ondan almıştı.

Sertel’e göre, Âkif’in şiirinde açıkça savaş kışkırtıcılığı yapılıyordu. Halbuki Âkif, “Ey bunca zamandır bizi te’dib eden Allah!” mısraıyla başlayan şiirini yazdığı tarihte savaş çoktan başlamıştı; önlemesinin mümkün olmadığı bir savaşta vatansever ve sorumluluk duygusuna sahip bir şair olarak ölüm-kalım mücadelesi veren askerlere ümit ve cesaret aşılayacak şiirler yazmaktan başka ne yapabilirdi?

Fikret’in savaş muhalifliği hiç şüphesiz saygıya değer bir tavır, savaşın sorumluluğunu taşıyanlara kükremesi alkışlanası bir cesaretti. Fakat aklı başında hiç kimsenin istemediği bir savaş başladıktan sonra, Âkif gibi, onun da cephede savaşanlara şiiriyle manevi destek vermesi beklenirdi. Halbuki Fikret, “Harb-i Mukaddes” şiirinde şehitlerden “lâşe” diye söz ediyordu:

Cennette imiş hep babalar, bekleyedursun,

öksüzleri girdâb-ı sefâlette kudursun.

Cennette değil, lâşesi yalçın kayalarda

mahvoldu bütün; dipdiri kurtlar yedi karda…

Cennette değil, parçalamış na’şını itler.

Fikret’in cennete gitmediklerini, karlı dağlarda aç itlere ve kurtlara yem olduklarını söylediği şehitler için Sarıkamış’ta yapılan abidelerse içler acısı... Ziyaret ettiğimiz ilk şehitlik nispeten bakımlıydı. Yukarı Sarıkamış Şehitliği’ndeki abide ise bölgeye has taşlar kullanılarak obelisk formunda 1957 yılında yapılmış. Kitabesi hariç, o tarihten sonra sanki hiç insan eli değmemiş bir abide... Adi bir beyaz mermer plakaya çok kötü bir kaligrafiyle yazılmış Türkçesi bozuk kitabenin harfleri yakın zamanlarda siyah yağlıboya kenarlara taşırılarak güya boyanmış. Çevre düzeni ise berbat mı berbat... Edebiyat ve hamaset bol, fakat otuz küsur bin şehidimizin acı hatıralarını sanat değeri de taşıyan güzel bir abideyle ebedileştirmeye gelince, ortada kimse yok.

Sarıkamış Tarihi Alan Başkanlığı için kümbet formu kullanılarak yapılan kompleks de bana kitsch gibi göründü. Fetih Suresi kümbetlere kuşak yazısı olarak acemi bir hattata binanın nispetleriyle hiç de uyumlu olmayan ölçülerde yazdırılmış, eski yazının tabiatına uygun olarak en sağdaki yapıdan başlatılması gerekirken en soldakinden başlatılmış. İnanılır gibi değil.

Yazıyı çok uzattığımın farkındayım. Aziz şehitlerimizi ve bu coğrafyanın nasıl vatanlaştığını gençlere öğretmeye çalışan Haluk Dursun’u rahmete anıyorum.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 16:09
Memleketin yıllarca kültür sayfalarında arz-ı endam eden Beşir Ayvazoğlu, yarım asır sonra Sarıkamış’a gidebiliyor! Harabezar, peşmürde bulduğu tarihi mekanlara şaşırıyor! Kendisinin günümüz imkanlarında yarım asır sonra ayak bastığı topraklarda, Şehit Enver ve Hafız Hakkı Paşa’ların hangi şartlarda mücadele ettiğini bilmeden “Germanofil” diyor! Daha kırkına gelmeden bu memleketin bağımsızlığı için şehit düşen, gençliklerini savaş ve yoklukla geçiren Enver ve Hafız Hakkı bu haliyle “Germanofil” ise yarım asır Erzurum’un ötesine geçmeyen Ayvazoğlu sizce ne fildir?
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 23:04
1
Anglofil
Halil 08 Eylül 2019 15:08
Tarih konusunda insanın bilgisi arttıkça değerlendirmeleri daha oturaklı, düzgün ve hakarete kaçmadan objektif bir üslupla olur.Hakaretamiz cümlelerle yazmayalım lütfen...
Yusuf 08 Eylül 2019 13:25
Sayin Ayvazoğlu yazınız mükemmel olmuş zaten sizin gibi kaliteli insan böyle kaliteli yazı yazar. İkinci bir Sarıkamış olayı yaşamak üzere Aziz Türk Askeri. Nerede mi? Suriyenin kuzeyinde İdlib’de. Rusya, Esad ve Amerika üçü birden aynı bölgeyi bombalıyorlar ve bizimkiler de o bombaların altına Türk askerini sokmak istiyorlar. Orada büyük oyunu biz görüyoruz da bu Devlet büyüklerimiz acaba Enver paşa gibi maçara mı yaşamak istiyorlar. Yaşasın Kahraman Türk Ordumuz.
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 12:56
aman hocam ya... "şu çirkin", "bu olmamış" demeyin ya... yeni ihaleler, yeni para götürmeler... tamam; bakımsız ise bakımı yapılsın, temiz tutulsun. ana kuzularının yakasını bırakalım rahat uyusunlar. çok düşünen fatiha, yasin okusun... (ben demin fatiha okudum.)
musto 08 Eylül 2019 11:57
Bizler Pınarbaşı eski ismi (Aziziye)olan dört oğlunu karakışa teslim eden Zala bibinin ağıdını dinleyerek büyüdük o'köylü kadın savaşın içindeymişcesine herşeyi anlatıyor. 12 _13 yaşlarında olan sofu dayıdan dinlediğim kurtların cesetleri nasıl parçaladıklarını gejgere denilen hayvan dışkısı attıkları araç ile cesetleri topladıklarını anlatırdı. /İprişimin kozaları/Batsın afşar kazaları/ Sarıkamışta kırıldı/ Gonca gülün tazeleri./
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 01:32
Osmanlı ordusu; abdülhamit'in 1900 senesinde imza koyduğu karadeniz antlaşmasıyla Doğu anadolu ve doğu karadenize demiryolu yaptirmayacaginin garantisini vermişti. Kayıtlar ortada. Arşivler ortada. Gidin bu antlaşmanın maddelerini okuyun. Abdülhamit osmanlıyı sömürge yapan bu antlaşmaya imza koymuştur.. osmanlı sarıkamışa yayan.. ruslar trenle geldi. Yeni askerlerin gelmesi osmanlıda 1 ay.. ruslarda 1 gün sürerdi. Rusların ordu düzenindeki dağınıklık görülmüş ve çok çabuk bir şekilde işleri bitirilip 100 bin askerin çembere alinma stratejisi hafız hakkı yüzünden dumura uğramıştır.
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 13:09
4
dediğin doğru bile olsa; abdulhamidi -veya bir başkasını- o günün koşullarını ve alternatif seçeneklerini analiz etmeden suçlamak yanlış olabilir. O anlaşma oldu osmanlı sömürge oldu; olmasa idi, sömürge de değildi denilebilir mi? (kestirmeden hüküm verilmemeli bence)
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 01:25
Sarıkamış harekatı dahiyane plandır. Plâna sadik kalmayan Hafız hakkı herşeyi mahvediyor. Tüm rus ordusu imha olmaktan kurtuluyor. Sonrasında cephede işler uzuyor. Salgın.. hastalık var.. ama cephede 76 bin asker olduğu gerçeği kapı gibi.. 90 bin asker döndü diyenler nerde?
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 10:31
1
Dahiyane plan adamın elinde patlamaz, tıkır tıkır işler. Yoksa yerli Ermeniler Bardız Geçidini tuttu, kar fırtınası çıktı vs. biz de biliyoruz. Öyle "Hadi Allah rast getirsin" diye plan yapılmaz.
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 14:43
0
Sarıkamış'ın harekat planı Berlin'de hazırlanıp gönderilir ama Fransa cephesindeki ovaya göre yapılmış planın aynısıdır ve 2-3000 metre yüksekliğindeki Allahuekber Dağları hesaba katılmaz. Liman von Sanders dahil bütün komutanlar karşı çıkmasına rağmen Enver dediğim dedik çaldığım düdük hesabı planı uygulamaya koyar.
KARAR OKURU 09 Eylül 2019 14:00
0
Sarikamis'ta sehit asker sayisinin 60 - 80 bin arasinda oldugu biliniyor. Cihan Harbinde olup bitenler ayrintisiyla bilinir. Enver Pasa'nin Alman General Von Sanders'in tavsiyesine kulak asmadan girdigi muharebe hezimetle sonuclanmisti. Muharebe baslamadan askerlerin yarisi donarak sehit olmustu. Rus general Yudenich'in hatiralarini yazdigi kitapta var bu bilgi. Enver Pasa hezimeti gorunce kacip istanbul'a gelmis ve ayni gece esiyle Fransiz Klubunde baloya katilmistir.
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 01:23
Sarıkamış cephesinde neler olduğunu bugün bağımsız kaynaklar çok güzel ortaya koyuyor. Önce 90 bin asker döndü yalanı elinizde patladı. Zaten cephede 76 bin asker vardı. Donma vakiasi 2 ye ayrılan ordunum 1 kısmında yaşandı. Osmanlı askerleri soğuktan değil.. cephede kalmaktan dondu. Rus kayıtları ruslatinda yaklaşık 20 bin civarında donan askerleri olduğunu ortaya koyuyor. Osmanlının toplam zayiatı 28 bindir. En fazla 10 bin donma vakıası oluyor.peki bu cephe gerekli miydi ? Onu da Genel Kurmay Cevaplasın. Enver Paşanın planı dahiyane plandır. Git sana Genel Kurmay anlatsın.
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 01:18
Germanofil nedir kardeşim.. Bu kavramlar beyni ingiliz sömürgeciliğinin etkisi altında kalanlar ve ingilizlere yatkınlığı ile bilinen cemaatlerin kavramlarıdır. Yazık. Milleti dolandıran o cemaatin kim olduğu biliniyor. Yıllarca ülkü ocaklarında seni bana ülkücü diye belletmişlerdi.. ama ben sizi zaman gazetesinden beri tanırım. Sizin ulkuculukle Türk Milliyetciligiyle bir alakanız yok. Ülkuculer okumaz.. okusalar sizi kendilerinden gormezler.Zırt pırt ingiliz kraliçesini ziyaret eden o kadro var ya.. işte onlardansiniz. Çanakkalede ve kutul amare de size güzel bir tokat vurduk. Derdine yan
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 07:36
4
Nasıl ülkücüsünüz siz? Dilinizi bilmiyorsunuz. Yazdıklarınıza bir ton imla hatası var. Hem cahil, hem çok bilmiş...
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 11:38
2
Siz galiba Bir Enver Paşa 80 Mustafa Kemal eder diyen Mustafa Çalık ekolünden oluyorsunuz. Enver Paşa çılgın planlarının peşinde Tacikistan'da şehit oldu gitti. Mustafa Kemal Paşa ise nerede duracağını bilen aklın temsilcisiydi. Milli mücadeleyi Enver Paşa yürütseydi ne olurdu bilmem.
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 00:23
Tevfik Fikret'i rahmetle aniyorum. Herkes savas cigirtkanligi yaparken, savasi lanetlemis. Benim gozumde kahramandir. Tarafsizken, Talat ve Enver Pasalarin Turanci hayallerle Almanyayla gizli bir anlasma imzalayip ulkeyi bu kiyamet savasa sokmalari cok buyuk bir hataydi. 500 bin Osmanli askerinin hayatini kaybetmesinin, cok buyuk acilar yasanmasinin, Osmanli imparatorlugunun son bulmasinin sorumlusu olan Talat ve Enver, savas kaybedilince kacip gittiler. Sarikamis felaketi de ayrintisiyla anlatilmali ve bilinmelidir. 90 bin askeri kislik uniforma giydirmeden o sogukta cepheye surmek cinayettir
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 12:12
1
Yazının, Tevfik Fikretin şehitlerimize "laşe" dediği kısmı gözden kaçırdığınızı düşünerek, sizi iyi niyetle ikaz ediyorum.
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 12:48
0
talat, enver, celal'in kabahati büyük bence de. tevfik fikret konusunda yazarın belirttiği gibi savaş öncesi muhalefeti cesaret işi ve doğruydu; sonrasında yine eleştirsin diyelim; ana kuzuları için leşin yerine başka bir tabir bulsa idi keşke...
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 21:34
0
Karar okuru 09:15...ingilizler Talat ve Enver'i yargilamak istiyorlardi ama savasi uzattiklari icin degil. Savas bittikten sonra kaybeden tarafin liderleri yargilanmaz, oyle birsey yok. Talat ve Enver de dahil ittihatci liderleri Ermeni vatandaslara karsi isledigi suclar yuzunden yargilamak istediler. Osmanli Divani Harp mahkemesi de onlari yargiladi 1919da. Anodolu'dan sahit olarak getirilen yuzlerce musluman vatandas Ermeni komsularina yapilan katliamlari anlattilar mahkemede. Talat, Enver, Dr. Bahattin, Dr. Nazim giyabinda idama mahkum oldu.
Nazif Birgeler 14 Eylül 2019 12:21
0
Fikret rahmete inanmaz. rahmeti de rahmanı da rahmetinizi reddeder. Rahmet nasılsa bedava cebinizden çıkmıyor sallayın gitsin.
KARAR OKURU 08 Eylül 2019 09:15
1
Savaş kaybedilince ingilizlere yalakalik yapmak için ingiliz muhipleri cemiyeti kuruldu. Bu cemiyet ingilizlere şunu söylüyordu.. bizim suçumuz yok.. savası enver ve talat cikardi.. onları idam edin bitsin.. ingilizler osmanlının cabalariyla (enver paşanın) savaşın 1 yıl değil 4 yıl uzaması yüzünden dünya siyasetinde ağırlıklarını kaybettiler.. enveri ve talati idam edeceklerdi. Osmanlıda yeni yönetim bu iki paşayı ingilizlere teslim etmek istiyordu.. idam edileceklerine ülkeden kaçtılar. onlar üzerine düşeni yaptı. Bu konuda en iyi kaynak Altay Cengizerin yazdığı Osmanlının son savaşı kitabıdır.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN