Erdoğan rahatsız olunca ortaya çıkan rahatsızlık…

AK Parti MKYK üyesi ve eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar “Sonradan AK Partili” Hasan Ufuk Çakır’ın emekli maaşlarıyla ilgili sarf ettiği sözlerden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve AK Parti yönetiminin çok rahatsız olduğunu açıkladı.

Şamil Tayyar söylüyorsa doğrudur elbette ama şöyle de bir gerçek var; parti yönetiminin rahatsızlığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rahatsızlığı ile gün yüzüne çıkmış durumda.

Allah var, haklarını yemeyelim, ne demişler Sezar’ın hakkı Sezar’a, AK Parti yönetimi de AK Partili siyasetçiler de muhakkak ki içlerinden rahatsız olmuşlardır, “sonradan AK Partili” Hasan Ufuk Çakır’ın sözlerinden, sarf ettiği skandal lafları kabul edilemez bulmuşlardır. Zira “20 bin TL mi emekli maaşı diye tepinip duruyorlar. Kardeşim, sen İsviçre’de yaşamıyorsun! Şu yanında Yunanistan var, bu tarafta Ermenistan, alt tarafta Suriye… Şu yandan İngiliz geldiğinde benim namusuma bakacak da senin namusuna bakmayacak mı?” sözleri yenilir yutulur türünden değil.

***

İktidarın yıllardır işlettiği ve seçmen tabanında da karşılık bulan bir “dış güçler”, “ülke bekası”, “vatan tehlikede” propagandası günümüzde de yürütülüyor. Gerek gördüğü her anda da bunu devreye sokuyor. Öyle ya da böyle dikkate aldığı bir mantık çizgisi var.

Emekli maaşlarının yetersizliği, hatta Bahçeli’nin ifadesiyle “sefalet ücreti” seviyesinde olması tamamen enflasyonun feci surette bozduğu gelir dağılımın eseridir. Bunun Yunanistan’la ne ilgisi var, Ermenistan’la ne alakası var, Suriye’yle nasıl bir bağı var? Hasan Ufuk Çakır, nasıl bir kafa yapısıyla mevzuyu İngilizlere ve ‘namus’ tartışmasına bağladı; kendi namusunun, muhalefet bloğunun ve maaşlarının yetmediğini söyleyen emeklilerin namusunu aynı terazinin kefelerine koymasının mantığı nedir?

Normal şartlarda gerçekten anlamak mümkün değil!

Evet; normal şartlarda. Ama Hasan Ufuk Çakır için şartlar ‘normal’ değil. ‘Sonradan AK Partili’ dememin nedeni de bu: Çakır’da nasıl söyleyeyim o sonradan gelenlerde olan tanıdık gerginlik var. Aidiyetini gösterme, kanıtlama çabası, heyecanı var. Geç gelenlerde var olan telafi etme hırsı, bir kendini gösterme durumu, kendine yer bulabilmek için sürekli kendini gösterme çabası içinde. Aşırılığının sebebi bu. Çünkü ait olmadığı bir yere sonradan çıkarları için girdiği hakikati gün gibi duruyor ortada. O yüzden bir an önce sıra atlamak, öne geçmek için çaba sarf ediyor…

O yüzden emekliler geçinemiyormuş mu, geçinemesinler!.. Emekliler de kimmiş! İktidarın kullandığı “dış güçler”, “ülke bekası” ne varsa boca ediyor, İngilizler, Suriyeliler, Yunanistan aklına gelen ülkeleri sayıyor bu maaşla geçinemiyoruz diyen emeklilere “tepinmeyin üzerinde” diyerek parmak sallıyor.

Sanki iktidar emeklilerde tepinecek güç, mecal bırakmış gibi.

Ama hayret Kudüs’ü unutmuş değil mi?!. Belki de sonradan AK Partili olduğu için, o eski ve unutulmaz “Esenyurt düşerse Kudüs düşer sözünü bilmiyordur. Yoksa, maaş meselesini hazır dili çözülmüşken Kudüs’e de bağlayabilirdi.

Hasan Ufuk Çakır AK Parti rozeti takılırken yaptığı konuşma ve asker selamı ile artık ne kadar keskin AK Partili olduğunun işaretlerini vermişti…

***

Bu tuhaf kafa yapısı AK Parti’ye geçince görünür oldu; ‘sonradanlık’ da eklenince ortaya gerçekten tuhaf bir bileşim çıktı. Allah, AK Partililerin yardımcısı olsun—çünkü böyle bir performansı taşımak onlar için kolay iş değil.

Gelelim madalyonun AK Partili siyasetçiler kısmına… Şamil Tayyar “AK Parti yönetiminin rahatsız olduğunu” söylüyor ama Tayyar açıklayıncaya kadar kamuoyunun bundan haberi yoktu.

AK Partili siyasetçilerden herhangi bir tepki gösteren, eleştiren olmamıştı. O yüzden içlerinden, içlerinden tepki göstermişlerdir muhakkak diyorum.

Atatürk’ün en yakınındaki isimlerden biri olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu anılarını yazdığı “Politikada 45 Yıl” kitabında şöyle bir anekdot aktarır:

“1923 seçimlerinde Mardin’den mebus çıkarak Ankara’ya geldiğimin ertesi günü Mustafa Kemal Paşa hükümet meselesini görüşmek için bizi çağırdı. Yusuf Kemal Tengirşek ile Falih Rıfkı’dan ve benden ibaret eski ve yeni mebuslardan 5-10 kişiydik. Millet Meclisi’nin derme çatma istirahat salonunda toplandık ‘Kimi başvekil yapalım?’ diye sordu. İsmet Paşa, henüz Lozan’dan dönmemiş bulunuyordu. Mustafa Kemal Paşa her birimizi ayrı ayrı dinledi. Yusuf Kemal Bey ‘Bunda düşünecek ne var efendim? İsmet Paşa Avrupa’da siyaset aleminde büyük bir muvaffakiyet kazanmış olarak dönmek üzeredir. Bugünkü Türkiye devletinin hukuki ve iktisadi mesnetlerini teşkil eden Lozan Sulh Müahedesi onun imzasını taşıyor, başvekillik ondan başka biri hatıra gelemez’ der.

Bizlerde canı gönülden bu görüşe katıldığımızı belirttik. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa ‘Doğru söylüyorsunuz. Lakin beni bu hususta tereddüde düşüren nokta İsmet Paşanın sıhhi arızasıdır, ağır işitir. Bu halinin meclis müzakerelerinde kendisi için birtakım mahzurlar tevlid etmesi ihtimali vardır’ dedi.
Bunun üzerine biz “Peki ama, aylarca devam eden Sulh Konferansı müzakerelerinde hiçbir mahzuru olmadı da neden meclis görüşmelerinde olacak” dedik, ama içimizden…
” (sh.42-45)

Güçlü, otoriter liderlerin hele de iktidarlarının güçlü olduğu dönemlerde siyasetçilerin durumu daima böyledir.

AK Partili yöneticiler de Hasan Ufuk Çakır’ın sözlerinden rahatsız olmuşlardır ama böyle “içlerinden.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın memnun olmadığını öğrenince rahatsızlıklarını dışa vurma cesaretini bulmuşlardır. Ama kamuoyu hala Hasan Ufuk Çakır’ın sözlerinden AK Parti yönetimindeki hangi isimlerin rahatsız olduğunu bilmiyor, isimleri Şamil Tayyar’da mahfuz.

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.