İstanbul’un acil deprem yasası nerede kaldı?

Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümüydü. 17 Ağustos’tan beri 2 gündür bol bol ‘kader değil ihmal’ mesajları verildi yine. İstanbul’u bekleyen tehlikeye ve nasıl hazırlanmamız gerektiğine dikkat çekildi.

İktidar da muhalefet de söyleme gelince hemfikir, bu konuda bir görüş ayrılıkları yok. Sorumluluğun iktidarla belediyelerde olduğunu, ne yapılması gerektiğini herkes biliyor, herkes söylüyor. Sorun icraatta, tedbirler nedense istenen hızda eyleme geçirilmiyor.

6 Şubat 2023 Maraş Depremi’nin 3. yıl dönümünde de geciken hazırlıkları hatırladık, yine konuştuğumuzla kaldı.

Hatırlarsanız; dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki’yle İBB Başkanı İmamoğlu, 2023 Temmuz’unda deprem işbirliği için buluşmuşlardı. Bir fotoğraf verip İstanbul’u depreme birlikte hazırlamak için anlaştıklarını da duyurmuşlardı.

Özhaseki, 2 hafta sonra İstanbul depremine hazırlık için acil bir yasa çıkaracaklarını dahi açıklamıştı. Gerekirse yaz tatilindeki Meclis olağanüstü toplantıya çağrılacaktı, o kadar acildi.

Kapsamlı planlar olacaktı. Kentsel dönüşümü, rezerv alanları ve süreçleri düzenleyecekti.

Özhaseki gitti, Kurum geldi ama yasaya ne oldu, bilmiyoruz.

Mayıs 2025’te Bakan Kurum hâlâ ne yapmaları gerektiğini anlatıyordu.

Haklı olarak diyordu ki: “İstanbul’un dönüşümü meselesi sadece iktidarın ya da sadece belediyelerin tek başına omuzlayabileceği bir yük değildir, olmamalıdır.”

Kurum şunu da ekliyordu: “Deprem korkusunun olmadığı bir İstanbul’a ulaşmak için projelerimizi bütüncül bir planlamayla hayata geçireceğiz.”

Fakat ne zaman?

Sonraki mayısta, bu yıl bir gelişme yaşandı, yerinde kentsel dönüşümün finansmanını kolaylaştıracak bir düzenleme çıkarıldı. Onun dışında doğru ya da yanlış, yeterli ya da yetersiz, işlevsel ya da değil; başka bir adım atıldı da ben mi haberdar değilim?

Depreme hazırlık adına el altında tutulan tartışmalı ajandalara girmiyorum bile.

Prof. Naci Görür hep uyarıyor: “İstanbul’u depreme hazırlamak için Kanal İstanbul’u unutacaksın.”

Unutuluyor mu, hayır. En fazla uyutuluyor. Belli ki bazılarının aklından hiç çıkmıyor.

Ya İBB’yi çalışamaz hâle getiren süreçlere ne demeli? Yaşadığımız acı felâketlerden, korkunç yıkımlardan ders alınmışa benziyor mu?

Yeri gelmişken tekrarda fayda var...

AK Parti iktidarıyla CHP’li belediyeyi el ele verip İstanbul’u depreme hazırlamaktan alıkoyan daha acil ihtiyaç her neyse, halkın ve İstanbul’un ihtiyacı değil.

Yeni Parti lideri Özgür Özel, iktidara deprem koalisyonu teklif etmişti. 2024’teki normalleşme görüşmelerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bunun için ortak bir bakanlık önermişti.

Siyasi çekişme dışında tutulacak konuların başına, İstanbul depremine hazırlıktan önce ne yazabiliriz?

Ancak bu konularda bir mesafe alındığını göremedik.

Deprem yetkiyle sorumluluk kimde diye bakmayacağına, günü kurtarmak da İstanbul’u kurtarmayacağına göre.. ‘Yetkiyi kendilerine alıp sorumluluğu İBB’ye bıraktılar’ tartışması belki iktidarı, belki de muhalefeti siyaseten korur. Ama İstanbul’u korumayacak.

BAHÇELİ’NİN AİHM ÇAĞRISI KİME?

MHP lideri, Türkgün gazetesindeki söyleşisinde çerçeve yasayı bir son değil başlangıç olarak sunuyor. “Hukuki ve idari bakımdan yapılması lazım gelen düzenlemeler için yeni bir safhanın başlangıcı”.

Bahçeli, “bu kapsamda AİHM kararlarının uygulanması dahil tartışmalı konuların gözden geçirilmesi ve adaletin tesisine ilişkin çalışmaların etkinleştirilmesi”ni istiyor.

Anlamazdan gelenlere de şunu bir daha hatırlatıyor:

“Bundan sonraki süreçte Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ortak raporda vurgulanan diğer adımların da atılması, ihtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılması kritik önemde olacaktır”.

Demokrasinin güçlenmesi için bir fırsattan, demokratik hukuk devletinin tahkim edilmesinden, iç cephenin güçlendirilmesinden, bireyi devlet gücüne karşı koruyan bireysel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesinden bahsetmeye devam eden bir Bahçeli görüyoruz.

Fakat Terörsüz Türkiye’de vaatlerle gerçekleşmeler arasındaki makas hâlâ yerinde duruyor.

Meselâ Kavala, Demirtaş, Atalay ve diğerleriyle ilgili AİHM, AYM kararlarına uymak için ne bekleniyor?

PKK silah bırakmaz ve bu doğrulanmazsa kendi Anayasa’mıza uyulmayacak mı?

Meclis Komisyonu’nun çoğu demokratikleşme ve hukuk önerisi, uygulama sorunlarıyla ilgili.

Tutuksuz yargılamayı esas alan kanunumuza uyup uymamak, PKK’nın silah bırakması şartına bağlanabilir mi? Alâkası ne?

Uygulama düzeltilse çoğu hukuk ve demokratikleşme vaadi kendiliğinden yerine gelecek.

Ahmet Türk Mardin, Ahmet Özer Esenyurt belediye başkanlıklarına niye ısrarla iade edilmiyor? İdari karara bakar, kayyumların çekilmesine başka engel yok.

İktidarın, silah bırakma yasasıyla süreci bozan taraf olmamaya çalışması yetmez. Bahçeli’nin arkasını getirme çağrılarını üstüne alıp süreci kim tamamlayacak?

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.