Halk bunlara oy verir mi?
Bir dostum, CHP’den ayrılmaya zorlanan Özgür Özel ve arkadaşlarının kurmaya hazırlandıkları parti için, ‘‘Halk onlara oy vermez’’ deyince zihnim siyasi tarihimizin dönüm noktalarında dolaşmaya başladı.
Tayyip Erdoğan ve arkadaşları AK Parti’yi kurma hazırlığına girdiğinde, medya çevremden pek çok meslektaş, ‘‘Boşa çaba, iktidara gelecek kadar oy alamazlar’’ diyordu.
AK Parti girdiği ilk seçimde iktidara geldi.
‘‘İktidara gelemezler’’ diyenler, sandık sonucuna rağmen iktidarın engellenmesini bekliyor idiyseler, o da gerçekleşmedi; arkasına halkı almış olan siyasi hareketlerin önünü kesmek kolay değildir de ondan.
Tek partili dönemde ‘‘Yeter söz milletindir’’ sloganıyla halkın önüne çıkan Demokrat Parti’den bu yana Türkiye’nin birkaç kez yaşadığı bir gerçektir bu.
Yeni kurulmakta olan parti halktan karşılık görür, yeterince oy alabilirse iktidara gelir.
İktidara gelebilecek oranda oy almanın kolay olmadığı da bir başka gerçek…
Yeni kurulmakta olan partide buluşanlar siyasette dünkü çocuk değiller; tam tersine, siyaset alanında birkaç dönemdir varlıklarını sürdürdükleri gibi, iki yıla yaklaşan bir süredir test edilen dirençleri ile daha da kavi hale geldiler.
CHP’yi yargı desteğiyle ele geçiren kadronun düştüğü duruma ise yakından bir bakın; kaşarlanmış politikacılar orada ve CHP onların ellerinde günden güne eriyor… Buna karşılık, yeni kurulmakta olan parti daha şimdiden ilgi odağı olmayı başardı.
Kamuoyu yoklamaları, kurulacak partinin, hem Meclis temsili hem de potansiyel oy açısından kurulduğu gün, ülkenin ikinci partisi olacağını gösteriyor…
Günümüzde, konu bu noktaya geldiğinde, ‘‘Anketler yalan söylüyor’’ gerekçesi devreye girer. AK Parti’nin kuruluş döneminde ona şans tanımayanlar da yine aynı gerekçeye sığınıyorlardı.
Anketlerin yalan söyleyebildiği gerekçesine…
CHP’nin eski-yeni yanlışlıklarını göğüslemek zorunda kalan, bundan böyle, yargı tarafından CHP’nin ellerine teslim edildiği kadro olacak ve yeni partide toplananlar CHP’yi geride bırakır bırakmaz CHP’nin geçmişiyle irtibatları kopacağı için, yeni oluşunun yararını görmeye başlayacaktır.
Ortaya çıkacak yeni durum ise iktidarı birkaç koldan zorlayacak...
MHP’nin Cumhur İttifakı içerisindeki varlığını pahalıya mal etmesine karşı tedbir olarak DEM Parti’nin desteğini yanına çekmek istediği belli AK Parti’nin; Devlet Bahçeli’nin açtığı ‘Terörsüz Türkiye süreci’ Tayyip Erdoğan’a bu fırsatı sağladı.
Ancak ‘Terörsüz Türkiye süreci’ DEM’in arzuları istikametinde yol alacaksa MHP’nin, MHP tarafından çizilmiş sınırlar içerisinde kalınacaksa DEM Parti’nin rahatsızlanma ihtimali büyük.
‘Terörsüz Türkiye süreci’ o kritik dönemece geldi dayandı.
Benzer bir durum dış politikada yaşanmadı mı? ABD ile ilişkilerde karşı karşıya kalınan sorunlar üzerine Rusya’ya yakınlaşmış, hatta Ruslardan S-400 savunma sistemini almıştı AK Parti…
F-35’e, Kaan uçakları motorları alımına engel olduğu gibi, kapsamlı yaptırımlara da o yanlışlık yüzünden maruz kaldı Türkiye…
Şimdi ABD ile ikinci bahar yaşanıyor, ancak kısa vadeli düşünce ürünü S-400 halen ilişkinin derinleşmesine engel…
Avrupa ile ilişkiler de bir başka test alanı.
Yalnız hak ve özgürlükler alanında geriye gidiş yüzünden değil Avrupa Birliği ile ilişkilerin zora girmesi, Trump ile kurulan sıcak ilişkilerle sağlanan ABD’ye yakınlaşma da Avrupa’yı Türkiye’den soğutuyor.
Aynı durum ülkemizin Körfez ülkeleri ve İran’la ilişkileri için de söz konusu…
Dört bir koldan zorlanıyor Türkiye dış politikada…
Ekonomi de bu durumdan etkileniyor doğal olarak…
Enflasyon… Nüfusunun yarıya yakınının açlık sınırı altında kazançlarla idare etmek zorunda kalması… Beynini ülkesinin kalkınması için kullanması beklenen gençlerin gözlerinin dışarıda olması… Yapay zeka çağında hala çağa uyum sağlayamamış eğitim sistemi…
Çeyrek asırdır ülke yönetiminde bulunan iktidarın eksiklikler ve yanlışlıklardan suçlayabileceği siyasi bir rakibi de bulunmuyor artık; her türlü sorunun çözümsüzlüğünü kendisi savunmak zorunda iktidar…
Rakibi ise geçmişini sıfırlayarak karşısına çıkmaya hazırlanıyor…
‘‘Halk bunlara oy vermez’’ tezi tekrarlandığında esas irkilmesi gereken, iktidardakiler…
Yüz eskimesi, bıkkınlık da iktidarın sahasında…
Karşısında seçime kadar geçecek süreçte ciddi bir muhalefet bulunacak iktidar kendisini şimdiden muhalefet olmaya hazırlamalı…
