Medya aydınlatır diye bilirdik, öldürüyor da...

İngiltere’de çıkan uluslararası bir dergi olan Economist’in Prof. Daron Acemoğlu’na kitapları ve makaleleri üzerinden saldırısını duymuşsunuzdur.

Sıradan bir profesör değil Türkiye doğumlu Daron Acemoğlu. Galatasaray Lisesi mezunu, ABD’nin en önemli üniversitelerinden M. I. T.’de 1993 yılından bu yana dersler veren, bugüne kadar neredeyse her dile çevrilmiş çok sayıda telif kitabı, onbinlerce atıf almış yüzlerce makalesi bulunan, üstelik Nobel ekonomi ödülü sahibi biri o…

Acemoğlu, saldırının ‘itibar suikastı’ olduğu görüşünde…

Hiç şüphem yok, öyledir…

Son zamanların en sık başvurulan medya alışkanlıklarından biri, ona yönelik saldırı…

Herhangi bir sebeple hedefe konulan kişiler, bulunabilen bütün malzeme kullanılarak, bir çırpıda insan içine çıkamaz hale getiriliyor…

Sonu da hazin biten bir son örnek yine İngiltere’de, oranın ana akım medyası tarafından, siyahi bir genç profesörün başına getirildi.

Jason Arday, Cambridge gibi itibarlı bir üniversiteye eğitim sosyolojisi profesörü olmayı başarmış ve genç yaşta kolay elde edilemeyecek bir konuma ulaşmıştı.

Siyahi olduğu için ırkçı tiplerin dikkatini çektiği, kısa sürede göze battığı anlaşılıyor.

Hayat hikâyesini anlattığı kitabı için yayınevinden 1,4 milyonluk bir teklif aldığını açıkladığında Jason Arday’a yönelik olumsuz hisler bazılarında nefrete dönüşmüş olmalı…

Her gün İngiltere’de çıkan gazetelere de göz attığım için biliyorum: ‘Karakter suikastı’ ifadesini fazlasıyla hak edecek bir saldırı yağmuruna uğradı genç profesör…

Önce doktora tezinin ‘intihal’ olduğu iddiası seslendirildi; ardından herkesle paylaştığı hayat hikayesindeki bazı tutarsızlıklar medyada yer bulmaya başladı.

Her gün manşete tırmanan yeni bir haberle…

Akıl alır gibi değildi saldırı yağmuru. [Arday ile ilgili 22 günde 289 haber yayımlandı İngiliz gazetelerinde.]

Üniversitesi başlangıçta onu kadrosuna almakla yanlışlık yapılmadığını açıklayıp savunsa da, medyanın manşet ilgisinin hiç azalmadan devam etmesi karşısında sonunda saldırganların beklediğini yerine getirdi.

Cambridge Üniversitesi’nden kovulacağını anlayınca istifa yolunu seçti Jason Arday.

Kitabının ABD’de kitapçı raflarında görünür olduğu günlerde, itibarı yerle bir edilen gururlu bir insan ne yaparsa o da onu yaptı: Saldırılar karşısında içine düşürüldüğü durumun kendi, yakınları ve dostları üzerinde uyandırdığı hisleri ifade eden, okuyanı bayağı etkileyen bir metni paylaştı; üç gün sonra evine gelenler Jason Arday’ın cesediyle karşılaştılar…

Olay, İngiltere’de medya ve akademi çevrelerinde ciddi bir özeleştiri tartışması başlattı.

Gencecik bir profesörü böylesine toplu bir saldırıya maruz bıraktıkları için, konuyu manşetlerine ve ekranlarına taşıyan medya yöneticileri ile yaylım ateşine sütunlarından ve mikrofonlardan katkıda bulunan gazetecilere veryansın ediyor İngiliz kamuoyu…

Yaygarayı Jason Arday’ın doktora tezini ‘intihal’ ile ilişkilendirerek başlatan kişi, onun gibi Afrika kökenli genç bir siyahiyi, Cambridge gibi itibarlı bir üniversitenin, büyük çoğunluğu fakir ve siyahi olmayan öğrencilerine ders vermek üzere istihdam ettiğine takmış ırkçı biriymiş…

Prof. Daron Acemoğlu’nun Economist dergisinde çıkan kendisiyle ilgili saldırıya gülüp geçmek yerine yayını ciddiye alıp cevap vermek istemesinde, herhalde, Jason Arday’ın ölümünden önce maruz kaldığı yoğun baskı ve saldırı sürecinin de etkisi vardır…

İngiliz medyası intihal iddiasına da, Jason Arday’ın hayat hikayesindeki tutarsızlıklara da elbette yer verebilirdi; birbirleriyle rekabetleri yüzünden onu bir tür şamar oğlanına çevirmeden ama…

Kendilerini kan kokusu almış bir av hayvanına dönüştürüp karşılarına aldıkları kişinin izzet-i nefsiyle oynamadan…

Onu insan içine çıkamayacak hale getirmeden ve daha kestirme bir yola başvurmaya sevk etmeden…

Bu konu niçin önemli?

Herhalde anlamışsınızdır: Bizde de son zamanlarda medyanın dili olağanüstü keskinleşti.

Yeter ki, saldırabilecekleri bir kişi söz konusu olsun, onu doğduğuna pişman edecek, en yakınlarının yüzlerine bakamayacakları hale getirecek her türlü malzeme, doğru mudur yanlış mı sorgulamadan, tam tersine bazen yalan olduğunu bile bile, o insanın üzerine boca ediliveriyor…

Düne kadar karşısında ceket düğmelerini ilikledikleri, yol veya ekran arkadaşlığı ettikleri kişiler bile acımasız saldırıların hedefi olabiliyor…

Saldırılanlardan kimse üzerine alınsın istemediğim için isim vermeyeceğim; gazete sayfaları her gün, ekranlar da her akşam birilerini infazla meşgul günümüzde…

Olan birilerini memnun etmek için oluyorsa, sevinebilecekleri ihtiyata davet ederim; başkalarını bugün itibarsızlaştırmaya kalkışan tiplerin herhangi bir ölçüleri olduğunu sanmıyorum çünkü…

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.