Özgür Özel’in kararı beklenirken…
66
CHP, Türkiye’nin varlığı hala süren en eski partisi… 1923-1950 arasında ülkeyi yöneten kadronun partisi aynı zamanda… Kurucusu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk…
Üçüncü genel başkanı olan Bülent Ecevit, 1973 (%33.30) ve 1977 (%41.38) genel seçimlerinde aldığı oy oranlarıyla CHP’yi ‘birinci parti’ sırasına taşıyabilmişti…
Uzun aradan sonra, 2024’te, bir yerel seçimde, yeniden ‘birinci parti’ olabildi CHP; %37.81 oy oranı ile…
Çeyrek asırdır ülke yönetiminde bulunan AK Parti, günümüzde, hemen her alanda yaşadığı ve yaşattığı ciddi sorunlarla baş etmeye çalışırken, CHP’nin, yerel seçim başarısı tattıran Özgür Özel liderliğinde, ilk genel seçimden de ‘birinci parti’ olarak çıkması bekleniyordu…
Bugün ise CHP, içerisinde boy vermiş çatışmalara muhatap…
Özel ve arkadaşları, ‘mutlak butlan’ kararı ile CHP’nin ellerinden alınarak bir önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na teslim edilmesini ‘iktidarın işi’ görme eğilimindeler…
İlk genel seçimde AK Parti’ye beş yıl daha iktidar ve genel başkanı Tayyip Erdoğan’a dördüncü kez cumhurbaşkanı olma imkanı sağlayacak bir gelişme bu. Elbette sorunla ilgilenir AK Parti.
Ancak başa gelenden yalnızca iktidarı suçlamak karşı karşıya kalınan tabloyu tam anlamaya yaramıyor… Parti içi muhalefetin işi bu noktaya getireceğini, bunun için gerekirse iktidarla işbirliğine bile gidebileceğini hesap etmeleri gerekirdi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin ana-muhalefet partisi olma iddiasına son verebilecek bir gelişmede rol almayacağını mı düşündü Özgür Özel ve arkadaşları?
CHP’nin içini karıştırmaya yönelen süreç kendini belli ettiğinde, bugünleri öngörerek, daha gelişmenin başlangıcında çok yönlü tedbirler almaları gerekirdi.
Aldılar mı, bilmiyorum; almışlarsa tedbirlerinin işe yaramadığı ortada.
Herkesin gözü önünde cereyan eden bir gelişmeyi bir kez daha özetlememin sebebi, CHP’nin şimdilerde karşı karşıya kaldığı dönemeçte de atılabilecek bir hatalı adımın, ülkeyi de etkileyebilecek bir olumsuzluğu getirebileceğini düşünmem…
Bu düşüncem, mahkeme eliyle yeniden CHP genel başkanlığına gelmiş olan Kılıçdaroğlu’nun tavırlarından kaynaklanıyor.
Kılıçdaroğlu genç biri değil; 13 yıl CHP’ye genel başkanlık yapmış, partisinin adayı olarak cumhurbaşkanlığı yarışına katılıp az bir farkla ikinci turda kaybetmiş biri olarak, tarih kitaplarına nasıl geçeceğini dert etmesi gereken bir yaşta.
En yakınlarının dahi kolay hazmedemeyeceği bir itibar taarruzuna muhatap…
Anketler CHP’nin onun elinde varlık sebebini kaybedebileceğini söylüyor…
Süreç sonunda CHP işlevini kaybetmiş bir partiye dönüşebilir, selefi Deniz Baykal’ın inşa ettirdiği dev genel merkez binasının kapısına kilit bile vurulabilir...
Umursamaz görünüyor Kılıçdaroğlu; içinden çıktığı ve her daim arkasında duracakları sanılan kesim tarafından ‘düşkün’ muamelesine muhatap edilmeyi de sineye çekebiliyor…
Özgür Özel ve arkadaşları da benim gördüğümü mutlaka not ediyorlardır, ancak olana doğru bir teşhis koyabildiklerini sanmıyorum.
Gittiği her yerde ‘kurtarıcı’ olarak karşılanıyor Özgür Özel; geceli-gündüzlü çalışıyor ve söylemi kitlelerde karşılık buluyor. Arkadaşları da kendilerine söz hakkı tanıyan kanallarda gündüz-gece yer alarak haklılıklarını kamuoyuyla paylaşmaktan geri durmuyorlar…
Ve, tutacakları yolun kendilerini iktidara taşıyacağı hesabında olduklarını belli ediyorlar…
Özel’in başlattığı hareketlenme iktidar getirmez mi, getirebilir elbette. Şu yakınlarda Macaristan’da ‘otokratik’ olarak tanımlanan uzun yılların başbakanı, birkaç ay önce kurulan bir partinin kendisinin yanında yetişmiş lideri tarafından yenilgiye uğratıldı.
iktidar değiştirmeye karar vermişlerse sonuçta iktidarlar değişir…
Bizde de geçmişte öyle olmadı mı?
Sorunun cevabı belli, ama günümüz iktidarı yönetimi elinde tuttuğu çeyrek yüzyılda edindiği deneyimle, tedbir almakta ve kendisini sürekli iktidarda tutacak taktikler uygulamakta olağanüstü mahir.
7 Haziran 2015 genel seçiminden %40.87 oyla Meclis çoğunluğunu kaybederek çıkmıştı AK Parti; çeşitli taktikler uygulayarak anayasanın öngördüğü farklı bir hükümet kurulması engellendi ve birkaç ay sonraki -1 Kasım 2025’te yapılan- genel seçime kadar meydana gelen gelişmeler sayesinde oyunu %49.50’ye çıkartabildi.
Şu sıralarda transferlere ek olarak çeşitli illerde danışma toplantıları düzenliyor, vitrin yenileme yoluna gidileceği izlenimi vererek kendisini seçime hazırlıyor AK Parti…
Özgür Özel ve arkadaşları ise hala ‘‘CHP’de kalmak mı, yoksa yeni parti mi?’’ sorusunu bir cevaba kavuşturmuş değiller…
Cevabı güç bir soru olduğunun elbette farkındayım; fakat cevap geciktikçe zorluk daha da büyüyor…
Yapay zekaya etraflıca sorulduğunda cevap hazır, bunu bilesiniz…
66 Yorum
Hakem A.Ş Mısır Kralı Salah’a karşı
Veysel Taşkın
Kartal Anadolu İmamhatip’in Başarısı Meselesi
Kerime Yıldız
Ölümle inkâr arasında madenciler: İşçisin sen işçi kal
Şule Demirtaş
Fanusun içinde: Mikro milliyetçilikler ve Türkiye
Şenol Kaluç
Çok yorulduk
Levent Işık
Söğütlüçeşme’den Kızıltoprak’a
Taner Ay
Bitmeyen sorunumuz: Cemaatler
Mustafa Çağrıcı
Artıları ve eksileriyle medeniyetçilik…
Mensur Akgün
McGurk’ten Barrack’a; 10 yıllık evrenin sonu
Yıldıray Oğur
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü üçlemi
Akif Beki
Dün aslında bugün: Bir politikacının ilginç transferi!
Elif Çakır
İnsanı ve aklı kenara itip faturayı Allah’a kestik
Mehmet Ocaktan
İmralı mı, Silivri mi?
Taha Akyol
Memur, kaymakamlıkta sağa sola ateş açabilir mi?
Ulvi Saran
Putin’in hamleleri tükendi
Anders Åslund
