Butlan Kemal’le Tatar Ramazan karşılaştırması
Bu karşılaştırmayı ben bulmadım, Kadir İnanır’ın cenazesine gelerek Kemal Kılıçdaroğlu sebep oldu.
Butlancılar, Kılıçdaroğlu’nun cenazede yuhalandığını yalanlamaya çalışsa da olan oldu.
Ne düşünerek geldi, cenaze atmosferinde tepki görmeyeceğine mi güvendi, böylece kalabalıklarla bulaşabildiğini mi gösterecekti, bir türlü veremediği o halkta kabul görme fotoğrafını nihayet verme fırsatı mı elde edecekti, artık her ne umduysa Kılıçdaroğlu’nun umduğu gibi olmadı.
Harbiye Muhsin Ertuğrul’daki uğurlama törenine çelenginin alınmadığını okudum. Kapıda tutulmuş, diğerleri gibi sahneye konmamış. Onu duyunca istenmediğinin farkına varabilirdi. Vaziyeti kavrayıp vazgeçmeliydi belki. Ama şansını zorlamayı seçti.
Yansıyan görüntüleri izledim. Olabilecekler hakkında bir fikri varmış, hazırlığını ona göre yapmış aslında.
Ancak Levent’teki cenaze namazı için cami avlusuna Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’un himayesinde, korumalarla girmesi de yetmemiş görünüyor.
Yükselen homurtudan anladığım kadarıyla Kadir İnanır’a vedaya gelenler, Kılıçdaroğlu’nun varlığını hoş karşılamamış. Ortaya çıkan, en hafifinden bir hoşnutsuzluk manzarasıydı.
Yahu kalkan cenaze; toplumsal meselelerdeki duruşuyla Kadir İnanır’ın, canlandırdığı film karakteriyle Tatar Ramazan’ın.
O Kadir İnanır ki... Hayat arkadaşı Jülide Kural’ın tanımlamasıyla “haksızlık karşısında taşan bir öfke”yi temsil ediyordu.
Gerçek hayatta da oynadığı rollerde de adâletsizliğe başkaldırmanın sembolüydü.
Oyuncu olarak salon jönü değildi. Aydın olarak halkın arasında ve halktan, mazlumdan, kıygından yanaydı.
O Tatar Ramazan ki... Haksızlığa gelemiyordu, kalleşliğe ve zorbalığa tahammülü yoktu.
‘Butlan Kemal’ olarak anılmayı göze alan aktörse bir salon siyasetçisi. Yaşantısını haksıza karşı haklıyı, mağduru tutmak üzerine kuran Kadir İnanır’ın cenazesinde başka nasıl karşılanmayı bekliyordu? Cidden ne geçiriyordu aklından?
Rahmetli İnanır sadece ikonik bir sinema şöhreti, Yeşilçam’ın efsane yıldızlarından olduğu için gönüllerde yer tutmadı.
Halk, kendini özdeşleştirdiği rollerde seyretti onu hep.
Onun için oyunculuğuyla iki kuşağın hayatına dokundu, kahramanları olabildi. Geride ondan böyle kültleşmiş filmler, silinmez izler ve yeri doldurulmaz bir boşluk bıraktı.
Butlancılar şu soruyu da mı sormaz kendilerine...
Yeşilçam’dan kalleş, tecavüzcü, zorba rolleriyle ünlenen nice film kahramanları geçti. Kötü adamları rol model alıp onlarla kendini özdeşleştiren bir Allah kulunu tanıyorlar mı?
Butlancılar kamuoyundaki ‘atanmış kayyum’ imajlarının neye denk düştüğünü, niçin ‘Butlan Kemal’ yakıştırmasıyla anıldıklarını, sinemadaki iyi-kötü karakterlerin çatışmasında hangi tarafla eşleştirildiklerini bir daha düşünsün.
Tatar Ramazan’ı seven, Butlan Kemal’i sevip bağrına basabilir mi hiç?
ÖZGÜR ÖZEL’İ DEMİRTAŞ GİBİ HAPSE YOLLAMA İŞARETİ
Kılıçdaroğlu, Genel Başkanlık döneminde iktidarın CHP’ye yönelttiği tüm suçlamaları kabul etti.
Partiyi suç şebekeleri, hırsızlık çeteleri, FETÖ’cüler ve terör örgütlerinin yuvası hâline getirdiğini itiraf ederek bunu zamanında anlayamadığı, fark edemediği için özür diledi.
Arınma mesajları, mutlak butlan yetkileri karşılığında etkin pişmanlık ifadesi gibiydi.
Fakat her şeyden pişmanken bir tek şeyden pişman değil, asla nedamet duymadığını açıkladı. O da dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek vererek Demirtaş’ın 10 yıldır hapiste yatmasındaki rolü.
Ardından Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret edeceği, aslında derhal serbest bırakılmasını savunduğu söylemleriyle toparlamaya uğraştılar. Ama daha beter batırmaktan öteye geçemediler.
Çünkü Demirtaş’ı Meclis’ten hapse yolladığı için pişman olmadığı beyanı, iletişin kazası veya gaf değildi.
Yanlış yaptıklarını, bundan pişmanlık ve utanç duyduğunu söylese... Yarın Özgür Özel ve arkadaşlarının dokunulmazlıklarının kaldırılmasına sıra geldiğinde ne yapacaktı?
Bu kez doğrusunu yapma niyeti yok, o imkanı kullanmak istiyor ki zorda kalma pahasına elinden bırakmıyor.
Yoksa çırpınıp duracağına dokunulmazlıkların kaldırılmasındaki gafleti için de bir etkin pişmanlık ifadesi verirdi çoktan.
