Back To Top
“Çok ağır sonuçlar”

“Çok ağır sonuçlar”

 - Son Güncelleme: 17.03.2017 Cuma 14:14
- A +

Son günlerde bu köşede, kriz halinde bulunduğumuz Almanya ve Hollanda’ya dair üç yazı yazdım; onların Türkiye aleyhindeki saçma sapan tavırlarını, Müslümanlarla didişme meraklarını, kültür ve medeniyet taassuplarını uzun uzun eleştirdim.

Kriz devam ediyor ve aynı türden daha pek çok yazı yazmam kaçınılmaz görünüyor.

Fakat, bu krizi yönetmeye çalışırken bizim yaptığımız bazı hatalar da yazılmaya müstehak olsa gerek.

***

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu aynen şöyle demişti: 

“Eğer Hollanda benim uçuş iznimi iptal ederse, sürekli tehdit ediyorlar, eğer böyle bir şey yaparlarsa, ekonomik ve siyasi bizim Hollanda'ya karşı yaptırımımız çok ağır olur… Bu çok ağır sonuçlar doğurur…”

Hollanda Hükümeti, Çavuşoğlu’nun uçuş iznini iptal etmekle kalmadı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’yı Hollanda’dan sınır dışı da etti.

Üstelik, Rotterdam’da Bakan Kaya’yı görmek için toplanan vatandaşlarımıza şiddet de uyguladı.

Tam bir hafta geçti bu gelişmelerin üzerinden.

Ne oldu?

Hollanda’yı Avrupa Birliği’ne şikâyet ettik…

Bir müddettir memleketinde bulunan Hollanda Büyükelçisinin bir müddet daha Türkiye’ye gelmemesini istedik…

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Türkiye-Hollanda Dostluk Grubu’nu feshettik…

İstanbul ile Rotterdam arasındaki “kardeş şehir” protokolünü iptal ettik…

Eee?

Bu mu bizim ÇOK AĞIR EKONOMİK VE SİYASİ YAPTIRIMIMIZ?

Bunlar mı Çavuşoğlu’nun sözünü ettiği ÇOK AĞIR SONUÇLAR?

Çok ağırımız buysa az ağırımız ne?

Fonda kargaların gülüş sesleri…

Nitekim Hollanda Başbakanı Mark Rutte “Çok kötü değil” diyor.

Çavuşoğlu’nun ‘rest’i yerlerde sürünüyor.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin “Net olarak söylüyorum, hiçbir ülke ile -Hollanda dahil olmak üzere- bu süreçte ekonomi ve ticari ilişkilerimiz masada olmayacak" (Hollanda’ya ekonomik yaptırım söz konusu olmayacak) açıklaması da cabası…

Yanlış anlaşılmasın; sağduyuyu elden bırakalım, ülkemize ve Hollanda’daki vatandaşlarımıza da zarar vermek pahasına Hollanda’ya topyekûn iktisadî ve siyasî harp ilan edelim demek istemiyorum.

Demek istediğim şu: Devlet adamlarımız başka devletler hakkında konuşurken veya onlara hitap ederken lafın başını sonunu iyi düşünsünler, lafın şehvetine kapılıp içini dolduramayacakları şeyler söylemekten imtina etsinler, kuvveden fiile çıkaramayacakları tehditler savurmasınlar!

İsteyen kendi itibarını kumar masasına sürüp ‘rest’ çekebilir; ama ülkenin itibarıyla oynamaya, namerde ‘Türklerin tehditlerine aldırmayalım, dişe dokunur bir şey yapmazlar’ dedirtmeye kimsenin hakkı yok.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye’nin itibarıyla oynamış ve Türkiye’ye itibar kaybettirmiştir.

Bu vesile ile, Çavuşoğlu’nun “lale” esprisini yüz kızartıcı bulduğumu da belirtmek isterim.

Genel olarak da Çavuşoğlu’nun kelime seçimi ve üslubundaki özensizliği dışişleri bakanı sıfatına yakıştıramıyorum.

***

Yine bu vesile ile…

Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere başka bazı devlet adamlarımızın Avrupa devletlerine yüksek sesle meydan okumayı alışkanlık haline getirmeleri de bence Türkiye’nin itibarına zarar veriyor.

Mütemadiyen meydan okuyorlar...

Her gün, her yerde, her konuşmada, tekrar tekrar meydan okuyorlar…

O kadar çok meydan okuyorlar ki, meydan okumalarının ağırlığı kalmıyor.

O kadar çok bağırıyorlar ki, bağırmalarının caydırıcı etkisi kalmıyor.

Bu konuda daha ‘tasarruflu’ davranmaları gerektiğini düşünüyorum.

Tahkir ve tezyif işlerini daha ziyade Bild gazetesinin bizdeki muadillerine bırakmaları da bence daha münasip olur.

***

Bu vesile ile bir şey daha…

Türkiye’nin söylediği ve yaptığı hiçbir şey Hollanda Hükümetinin geçen hafta Türkiye’ye ve Hollanda’daki vatandaşlarımıza karşı sergilediği malum tavrı mazur gösteremez, orası kesin; bununla beraber, ülkemizin iki bakanının ‘Hollandalılar bizi ülkelerinde istemeseler de biz onların ülkesine gideceğiz’ ısrarını  milli ve yerli gururuma yediremediğimi söylemeden geçemeyeceğim.

Çavuşoğlu yahut Saya Kaya’nın yerinde ben olsaydım, içimden ‘Hollandalılar beni istemiyorlarsa ben onları hiç istemiyorum’, dışımdan ise ‘Orada kendi konsolosluğumuzda kendi vatandaşlarımızla buluşma niyetimizin Hollanda Hükümetinde doğurduğu rahatsızlık akıl kârı değil. Hem devletimize saygısızlık ediliyor hem de oradaki vatandaşlarımızın demokratik hakları çiğneniyor’ deyip, konuyu diplomatik tepki kanallarına, sivil toplum örgütlerine ve basına havale ederdim.

***

Avrupa Birliği’ne karşı mülteciler kozu(!)nun yeniden gündeme getirilmesine de değinecektim bugün.

Ne yazık ki yerimiz doldu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dünkü Hürriyet’te yer alan şu sözlerini hararetle alkışladığımı belirtmekle yetineyim şimdilik:

“Türkiye'ye sığınmacı olarak gelmiş olanları Avrupa'ya karşı bir başka silah olarak kullanmak doğru değildir. Silahtan kaçanları siz daha sessiz bir silah haline dönüştürüp, diplomatik kılıfla bir başka yerde kullanamazsınız. Bu da insani değil.” 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 19 Mart 2017 00:20
Mustafa Kullanılan dilin siyasi bir dil olmadığını biz de düşünüyoruz,yalnız hadi bakalım ne yapabileceksin,yada yapabildiğin bu mu şeklindeki bir yaklaşımında bir çeşit komleks olduğunu görebiliyoruz.Uluslararası siyaset bir süreç işidir ve yavaş işler.Türkiye mütekabiliyet politikasını başarı ile sürdürmektedir.HDP li başkan demirtaş Fırat ın batısına geçtik hadi bakalım ne yapacaksan diye alay ederken ne oldu hatırlayın
KARAR OKURU 18 Mart 2017 22:35
Yazıyı çok tutarsız olduğunu görüyorum. Acaba hollandanın kabahatı yokmu. Evet çıktıktan sonra avrupaya komple vize uygulamamız gerek.
Kenan 18 Mart 2017 13:43
Altına imzamı atarım. Hakan bey çok güzel tespitler yapmış. Yazarın Hollanda'yı desteklediğini söyleyecek kadar sığ yorum yapanlarıda anlamış değilim. Açık açık Hollanda'yı eleştirmiş daha ne yapsın. Önemli olan Türkiye'nin ağırlığına yakışır hareket etmektir hamasetle değil
Ant. 18 Mart 2017 10:24
Boşnakları ölüme gönderen ,Hollandayı da savundun ya..PES...
Mustafa 18 Mart 2017 02:14
Avrupadaki Turk'lerin zorluklarini giderecek olusumlar yerine ici bos hamaset edebiyati ile durumlarini daha da kotuye goturmemege dikkat etmek lazim. Az konusup oz konusmak lazim.
Ismail 18 Mart 2017 00:51
Birde acele etme Turkiyenin gucunu herkes zamanla gorecek sende dahil.
Bera 17 Mart 2017 22:51
Kimse bizim sabrımızı test etmeye kalkmasın sonra rezil oluyoruz .....Eyy Avrupa .... vs.. 4 taraf değil 14 tarafımızdan düşman bu mu yeni Türkiye 80 lerin 90 ların ağızları...Elin Avrupası bu kadar hayal kırıklığı yarattı da bir kere şu Azerbaycan Katar, Suudi Arabistan bilimum '' İslam'' devletleri ne tepki verdi ne Suriyelilere kucak açtı.Hoş açsalarda Müslüman mülteciler ölümleri pahasına İslam ülkelerini değil hatta bizim yeni Türkiye! yi bile beğenmiyorlar. Avrupa Avrupa duy sesimizi işte bu Türklerin ayak sesleri....
KARAR OKURU 17 Mart 2017 20:24
Yazamiyorsunuz gercekleri, kiyidan koseden elestirmeye calisiyorsunuz Hakan Bey. Korkudan dili tutulmus bir insan gibisiniz. Size yardimci olayim: iZiN YOK DiYEN BiR ULKEYE GiRMEYE CALiSMAK SUCTUR. iste bu kadar basit. Once haksiz oldugumuzu acik secik yazmaniz gerekir.
Hasan Atici 17 Mart 2017 19:50
Türkiye turist niye gelmiyor,iste bu nedenle devlet yönetmek bu olmamali küfürle olmuyor bu dilerim.
Akif 17 Mart 2017 19:49
"Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere başka bazı devlet adamlarımızın Avrupa devletlerine yüksek sesle meydan okumayı alışkanlık haline getirmeleri de bence Türkiye’nin itibarına zarar veriyor." TESPİT TAMAMEN DOĞRU ! Peki bunu yapanlara yani siyasi ikbal için ülkenin İTİBARINI SATANLARA evet deme kararından vazgeçmezsen, kendini TUTARLI kabul edebilecek misin sevgili Hakan ?
KARAR OKURU 17 Mart 2017 19:22
Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanı, ne kadar kızarsa kızsın, ne kadar haklı olursa olsun, başka bir ülkenin başbakanına "... lalesi" dememeliydi. Söylenecek başka şey kalmadı mı yahu? Ben utandım şahsen. Bu beylere kıraathane değil, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönettiklerini hatırlatsak mı acaba?
KARAR OKURU 17 Mart 2017 19:05
Her satırına eyvallah
KARAR OKURU 17 Mart 2017 17:07
Mütemadiyen meydan okuyorlar...ne kadar da doğru bir tesbit. şimdi de 'sıkıysa kipayı da yasaklasana' diye esip gürlemişiz. kipayı yasaklayamazlar, çünkü onun sahipleri sizin gibi oy peşinde esip gürlemez, yapacağı varsa yapar. kaldı ki avrupa divanı başörtüsü-kipa ayrımı yapMAmış, 'dini ve felsefi simge' demiş. yani uygulamaya konulursa kipa da etkilenecek. artı avrupa divanı meseleyi işverenin insiyatifine bırakmış. meseleyi politikacılar kaşımazsa muhtemelen avrupa gündeminde çabucak unutulup gidecekti, uygulamaya çok da yansımayacaktı. ama bizim politikacılar meseleyi böyle sırf kendi menfaatleri için kaşıdıkça, gündemde tuttukça (avrupadaki erdoğan alerjisinin de etkisiyle) avrupadaki başörtülü hanımlar bunun ceremesini çekecektir. çünkü avrupadaki islam karşıtlığı genelde başörtülü bayanlar üzerinden yürür. çünkü onlar islamın görünen yüzüdür ve de saldırılar ilk onlara yöneltilir. bu meydan okumayı seven politikacılar metrolarda saldırıya uğrayan başörtülü hanım haberlerini hiç mi görmediler? züccaciye dükkanındaki bu fillerden davacıyım Rabbim!
adalet 17 Mart 2017 16:44
işte bu ..aklı selim insanların altına imza atacağı bir yazı...afra tafra atıyorsunuz....hamaset..hamaset..ama bomboş...ülkeyi rezil ediyorsunuz..nitekim Rusya ya dayılanma bunun ilk örneği...herhalde bir ülke ancak bu kadar kötü yönetilir...
demokrat 17 Mart 2017 16:36
Hakan Bey şapka çıkarıyorum yazdıklarınıza...Acaba esenler gürleyenler sonucun ne olduğunu görebiliyorlarmı ? Bu ülkeye kimsenin hakaret ettirme hakkı olmadığı gibi politik çıkarlar için bu ülkeyede zarar vermelerinide kabullenmemiz mümkün değil...sağlıcakla kalın Allaha emanet olun..Böyle objektif yazılarınızın devamını beklıyoruz..
KARAR OKURU 17 Mart 2017 16:02
Güzelden öte çok güzel bir yazı. Eksiksiz
Negolen 17 Mart 2017 15:29
Güzel yazı. Şayet şuan CHP hükümet olsaydı ve bu yanlışları onlar yapsalardı getirilecek eleştirileri çekinmeden aktardınız sayın Albayrak.vicdan kimseye teslim edilemeyecek şahsi karakter meselesidir onu koruduğunuz için saygılar sevgiler.
KARAR OKURU 17 Mart 2017 15:21
Bütün bu Hollanda hengamesi, devlet aklı denen şeyin (eğer vardı ise) siyasetçinin duygularıyla yer değiştiğinin göstergesi. hadi siyasetçiyi biraz anlıyorum da (sonuçta bu gerilimi oya çevirecek) normal vatandaşlara n'oluyor? 'özür dile yoksa sarı kızı keserim' diyen belediye meclis üyesini, 'bundan sonra hiç bir Hollandalıyı taksime almayacağım' diyen taksiciyi anlamak daha güç. galiba biz millet olarak insaf ve izan denen şeyleri kaybettik ve daha acısı neyi kaybettiğimizi bile bilmiyoruz...
KARAR OKURU 17 Mart 2017 15:07
Haklısın üstad..Olayları başka kişi veya grupların gözünden değil, beynini kullanıp yorumlamak önemli bir meziyet artık bizim memlekette.
d 17 Mart 2017 13:27
Millet yaptırımları mavimarmarada,rusya olayında.mısırda ve suriye de gördü pek inandırıcılığı kalmadı.İnsan kendi çocuklarını yatırımı olduğu ülkeye yaptırım uygular mı
KARAR OKURU 17 Mart 2017 13:03
On numara yazi olmus. Buna tek ekleyebilecegim, bosna katliami ile ilgili beyan olabilir. Opportünist davranip isimize geldiğinde bu konulari gündeme tasiyip ad hominem yapmak mertlige sigmaz.
Ali E.Bilgin 17 Mart 2017 12:56
Sevgili Hakan, "evrensel solcu" ağzına çok benzer değerlendirmen, umarım dikkate alınır da haksız, sığ, bayağı suçlamalara maruz kalmazsın. Selamlar
Hüseyin Sahin 17 Mart 2017 12:48
Bizi birisi Ermeni katliamı ile suçlarsa nasıl canımızın sıkıldığını biliriz. Buna rağmen, Nazilerden en çok acı çeken ülkelerden birisi olan Hollanda’yı nazilikle suçladık. Yetmedi, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilave etti, „Biz Hollanda'yı ve Biz Hollandalıları Srebrenitsa katliamından biliriz. 8 bin Boşnağı orada nasıl katlettiklerinden tanırız.“ Alman TV kanalarındaki tartışmalarda bu suçlama hep ön planda. Dün akşam önemli bir proğramda Hollandalı bir gazeteci özetle şunları söyledi: „Srebrenitsa’da askerlerimiz katliamı önlemediler, bu tarihimizde kara bir lekedir. Ama Hollandalıları 8 bin boşnağı katletmekle suçlamak gerçekleri saptırmaktır“. Hollanda insanı gezmeyi çok sever. Türk dostu çok Hollandalı olduğunu biliyorum. Fakat bu suçlamalardan sonra onların da Türkiye’ye geleceğini sanmıyorum. Bu suçlamalar Türkiye’nin saygınlığını Avrupa'da çok düşürdü. Avrupa’da yaşayan Türkiyelileri zor duruma soktu. Bunun bedelini ilerde hep beraber ödeyeceğiz. .
evin 17 Mart 2017 12:34
bu arada kudüste ezan resmen yasaklandığı halde kimse israile gıkını çıkaramıyor. eyyy israil diyenler ne oldu da sustunuz?
Kasım Özdemir 17 Mart 2017 12:19
Sayın. Albayrak Esip gürlemenin-velev ki yağmasa da- bir alıcısı vardır.Alıcıların algı düzeylerini herkes kadar siz de biliyorsunuz. O halde neden üretilmesin?
Hakan bey Sizinle ortak paylaşabileceğim ancak soframız ve yolculuk olabilirdi. Ama bugün ki yazınızı altına imzamı atarak bütün milletin okumasını ve bunun bizim ortak paydamız olmasını dilerdim.Devleti yönetmek aklı böyle olmalı.Ama göreceksiniz en azından sizi görmezden gelecekler.Yazık.Buluşma noktalarımız bu düşünce örgüsü etrafında olabilse.Farklı düşüncelerle ortak hedeflere hep birlikte yürüyebilirdik.Artık herkes birbirine kör ve sağır.Herkes kör ve sağır.Ne yazık.Umarım birgün birer bardak çay yanında sohbet başlatırız.Böyle kalın.
mehmet mert 17 Mart 2017 11:52
Bahçeli olayı yanlış anlamış. Suriyeden gelen sığınmacılar zaten avrupaya gittiği için anlaşma yapıldı. yani avrupa birliği bu anlaşmayı yaparak sığınmacıların ülkelerine gelmelerinin önünü kapatmak istedi. yani ülkemizde sığınan mülteciler kalkan olarak kullanılmıyor.
Cem Selvi 17 Mart 2017 11:42
Tam olarak kastımız bu. Bu nasıl hovardalık? 16 Nisan'da en büyük cevabı Millet verilecek deniliyor. yahu Millet daha ne yapsın? Devletler arası meselesinde vatandaşa top atmak ne demek? Ahhh ki ne ah.
Tora Bora 17 Mart 2017 11:21
Türkiye'nin sesi gür çıkıyor ama yaptırım gücü hala zayıf!
KARAR OKURU 17 Mart 2017 11:07
Hangi krizde fatura memlekete cikmadiki Hollanda yaptirimlarda gayetmemmun
Abdullah hasan 17 Mart 2017 10:26
Türkiye'nin %5 i kadar coğrafyadan Yine Türkiye'nin 5 misli tarım ürünleri ihracatı varmis Hollanda in(Hollanda topraklarını bizim 90 misli iyi para kazandırdığı ortaya çıkıyor). Bu bizim derdimiz olmalıydı, kişisel onur dediklerimiz ve zararı vatandaşa olacak olan efelenmelerimiz değil. Müslüman olarak bahane üretmeye değil bu 90 misli aleyhimize olan durumu bizim lehimize çevirme niyetimiz ve gerçekleşmiş amelimizi olmalı, bu haldeyken böyle efelenmelerimiz bizim intiharimiz olur buda büyük ve baldır vebal.
ismet badem 17 Mart 2017 09:25
Çok haklı bir yazı teşekkürler, bu vesileyle hariciye nazırımızın çok başarısız olduğunu ve bu işi bırakması gerektiğini de ifade etmek isterim.
Fevzi 17 Mart 2017 09:14
ilgilileri ne güzel yaptıkları hatalar konusunda uyariyorsunuz umarım hatalarını duzeltirler
KARAR OKURU 17 Mart 2017 08:05
Sessiz çoğunluğun hisslerine tercüman bir yazı, elinize ve yüreğinize sağlık...
M Erdem 17 Mart 2017 07:18
Yerinde yüreğine sağlık. Özeleştiri bizi kendimize getirir. Şimdi Avrupadaki özelde de Hoĺlanda ve Almanyadaki Türkiye vatandaşları zor duruma düşmekte. Hala da yüksek sesle eleştirdiğimiz Hollandaya karşı BosnaHersekteki katliamı kullarıyoruz . İyi de NATO üyesi olarak Türkiye o zaman ne yaptı? İranın silah yardımlarına el koymadımı? İnsan hakları düşünce özgürlüğü güvenlik bahaneleri de göreceli bir durum....Yüksek sesle eleştirirken israfa gitmemek gerekir değilmi?
Enes 17 Mart 2017 06:44
"Ağır Sonuçlar" (Tabi ki her Türk değil ama bazı Türkler) Türkler Hollanda ineklerini geri yolladı. Türkler mandalin, portakal bıçakladı. Türkler (yanlışlıkla) Fransız bayrağı yaktı. Türkler Hollandalılara hakaret etti. Hollandalılar da bunlara gülüp geçiyorlar, Bence etrafta Suriye, Rusya, Amerika gibi normal insanların hayatlarını hiç önemsemeyen ülkeler (yönetimleri) varken Avrupalı devletlerle kavga etmemiz(ve etmeye çalışıp becerememiz) hiç mantıklı değil.
Enes 17 Mart 2017 06:21
Çok doğru bir yazı, katılıyorum!
Fer 17 Mart 2017 04:00
Sayın yazar o halde yazınızdan şu sonucu çıkarabiilir miyiz? Yukarıda adı geçen şahıslar 'devlet adamı' değildir, 'parti adamıdır' . Burdan da şu sonuca varabilir miyiz? Türkiye bir 'parti devletidir', bütün bunları alt alta topladığımızda genel toplam olarak şu sonuç sizi tatmin eder mi? Ak Parti hep eleştirdiği gibi CHP'li tek parti döneminin aynısı olmuştur, birde Rotterdam Başkonsolosluğu Akparti Rotterdam İl Başkanlığı mıdır?
Esperanto 17 Mart 2017 03:21
Ağzınıza sağlık, ne güzel demişsiniz!
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN