Şimşek’in karnesi?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e nasıl bakmalı? Başta emekliler olmak üzere tüm dar gelirlilerin mağduriyeti açısından elbette eleştirilmeli. Zaten öfke de büyük.
Hatta ülkeye yatırım gelmediği gibi kendi yatırımcımız özellikle tekstil sektöründe dışarıya gidiyor.
TÜSİAD’ın haklı eleştirilerini iktidar “cibilliyet” diyerek geçiştiriyor, kapısına polis de gönderiyor. Fakat İSO’nun feryatları da bir gerçek.
Şimşek’in görevinin üçüncü yılında tablo böyle… Fakat…
Madalyonun bir de öbür yüzü var. Soruların temelini oluşturan bu ‘öbür yüz’e, iktidarın “dış güçler… mandacı iktisatçılar” diyemeyeceği bir iktisatçıdan alıntılar yaparak bakalım…
Prof. AKÇAY’IN TEŞHİSLERİ
Bu iktisatçı, halen Merkez Bankası Başkan Yardımcısı görevinde bulunan Prof. Cevdet Akçay’dır. “Ekonomi” deyince ülkemizde akla gelen ilk isimlerden biri. Zaten ekonomi dünyasının güvenini almak için bu göreve getirildi.
Prof. Akçay, dört yıl önceki açıklamasında ekonomiye şu teşhisi koymuştu:
“Bu enflasyon dinamiği benim gördüğüm en kötü enflasyon dinamiği. Daha yüksek düzeyleri gördük enflasyonda ama dinamik anlamında bu kadar kötüsünü görmedik…"
Peki, ülkenin koalisyonlarla idare edildiği dönemdeki 2001 krizine ne dememeli? Akçay’ın n cevabı şöyleydi:
“Kimse 2001 krizinden sonraki enflasyonun aşağı inişiyle mukayese etmesin. Onun aşağı inişi temizdi. Nedenini bulup, temizlemiştik…”
Prof. Akçay, dört yıl önceki bu açıklamasında da ekonomide “fiyat kaosu var” diyerek linklerin koptuğunu anlatıyor, enflasyonun yüzde 30-35 civarına inebileceğini söylüyor ama bir kâhin gibi şöyle konuşuyordu:
“Benim derdim enflasyonun kaça çıkacağı değil, inmeye başladığında nerede takılacağı. Bu 60 olmayacak ama 30-35’e kitlenip kalması facia…” (Dünya gazetesi, 18 Mayıs 2022)
Evet, “ortodoks” iktisatçıların böyle yıllar önce öngörüp uyardığı, enflasyonun “30-35’e kitlenip kalması faciasını” şimdi, 2026’da yaşıyoruz.
Savaşa böyle talihsiz bir aşamada yakalandık.
İKİ KRİZ
2001 krizi çok büyüktü. Ekonomide biriken cerahat, Cumhurbaşkanı Sezer’in Başbakan Ecevit’e anayasa fırlatmasıyla patlamıştı. Fakat ekonomide “linkler” kopmamıştı, bir reform programının açıklanması hemen etkisini gösterecekti; bu bir. İkincisi Kemal Derviş, reformun gerektirdiği bütün yetkilere sahipti…
Merhum Kemal Derviş, bugün Mehmet Şimşek’in ağzına alamadığı Merkez Bankası’nın bağımsızlığını sağlayan, kamu İhalelerinde Avrupa standartlarını getiren, kamu bankalarının zararlarını sınırlayan kanunlar çıkarmıştı. Bugünkü gibi yüksek faizle dışarıya borçlanmak yerine, IMF’den ucuz ve uzun vadeli kaynak sağladığı gibi IMF desteği programa “güven”i de güçlendirmişti.
Ecevit’in Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün inisiyatifiyle hukuk reformları da yapılıyordu.
Oysa 2023 Haziran’ında Mehmet Şimşek “rasyonel zemine geçmekten başka çaremiz yok” diyerek ekonominin yanlış yönetildiğini beyan etmişti.
Hukukun hali ise ortada!
Cevdet Akçay Hoca da 2024 yılındaki durumu şu sözlerle ortaya koymuştu:
“Biz yedi aydır kopan linkleri tekrar ihdas ediyoruz. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti mevduat faizi linki kopmuş, politika faizi enflasyon linki kopmuş, faiz kur linki kopmuş durumda. Bu bağlar tekrar ihdas edilecek…" (8 Şubat 2024)
ARTI VE EKSİ
Nasıl koptu bu linkler? Piyasa ekonomisine “Faiz sebeptir” ve “128 milyar dolar” gibi politikalarla müdahale edilerek… Kurumların liyakat ve işlevsel bağımsızlığını aşındırarak… KKM gibi kısa vadede dövizi frenleyen ama “döviz-faiz linki”ni tahrip eden palyatif tedbirlerle…
Şimşek cari açık krizini önledi, Merkez Bankası’nın eksi 60 milyar dolarlara düşmüş rezervlerini bugün savaşta bize destek olacak seviyelere yükseltti, enflasyonu “yüzde 30 35 faciası” seviyesine indirdi.
Fakat yapısal reformlar yapamadı, ağzına bile almadı.
Çünkü Ocak 1980’de merhum Turgut Özal’ın, 2001-2002 döneminde merhum Kemal Derviş’in sahip olduğu yetkilere sahip değil, bir yapısal reform programı da yok.
Çünkü CB sisteminde, Mehmet Uçum’un da yazdığı gibi, “siyasi kararlar verme konusunda tek yetkili cumhurbaşkanıdır.”
Oysa ekonomide güven ve yatırım ancak güçlü “kurallar ve kurumlar”la mümkün oluyor.
Şimşek’in politikaları doğru “acı ilaç”lardır. Fakat yapısal reformlar yapılmadığı için acısı fazla, şifası da eksik.
AKIN GÜRLEK’E BİR SORU:
Sayın Adalet Bakanı, AYM kararları mahkemeleri ve Adalet Bakanlığı’nı ve HSK'yı bağlar mı? Tayfun Kahraman hakkındaki hukuk ihlaline son verilecek mi?
