Türkiye’de kamu personeli sayısı yüksek mi?

Devlet, gereğinden fazla kamu personeli istihdam ediyor.

Bu hükme nereden varıyoruz?:

Bilgi teknolojilerinin bugünkü kadar yaygınlaşmadığı ve devlet hizmetlerine girmediği 2002 yılında 70.6 milyon ülke nüfusuna karşılık toplam 2 milyon civarında kamu personeli varken; ülke nüfusunun sadece %22 artarak 87 milyona yükseldiği 2026 yılı başında, kamu personeli sayısı %162 oranında artarak 5.4 milyon civarına yükselmiştir.

Türkiye’de, 5.4 milyonluk kamu personeli kitlesi, toplam çalışanlar içinde %16.1 oranında bir ağırlık taşıyor. Bu, Avrupa ülkeleri ortalaması olan %16.8 oranına yakın bir değer.

Kamu personeli sayısının yüksek olmadığını savunanlar, bu oranın Avrupa ülkeleri ortalaması civarında olmasını, tezlerine dayanak olarak gösteriyor.

Ama bu oransal yakınlığa bakarak Türkiye’de kamu personeli sayısının yüksek olmadığını söyleyemeyiz.

Neden?

Çünkü, Türkiye ile Avrupa ülkelerinin şartları aynı değil:

-Avrupa ülkelerinde refah düzeyi ve kişi başına düşen milli gelir, Türkiye ile karşılaştırılamayacak kadar yüksek. Avrupa ülkelerinde, nüfus miktarları da dikkate alındığında, kişi başına milli gelir ortalaması (44 bin$), Türkiye’dekinin yaklaşık 3 katı…

-Avrupa’da Türkiye’deki gibi kronik yüksek enflasyon sorunu yok. Avrupa ülkelerinde ortalama yıllık enflasyon oranı %2’ler seviyesinde iken. Türkiye’de alınan bunca önleme rağmen, enflasyon %30’larda seyrediyor ve her an yükselme eğiliminde… Özellikle Türkiye’de enflasyonun bir türlü düşürülemeyişinin temelinde, üretimsizlik faktörünün yanında, devlet bütçesi içindeki yüksek kamu personeli harcamalarının önemli bir rol oynadığını biliyoruz.

-Avrupa ülkelerinde kamu bütçeleri, genellikle dengede kapandığı veya düşük oranlarda ve kontrollü ölçülerde açık verdiği halde; Türkiye’de bütçe, makroekonomik dengesizlikler, kamu personel harcamalarının yüksekliği ve finansman maliyetleri nedeniyle hemen her yıl yüksek miktarlarda açık veriyor

Avrupa Birliği’nde kamu bütçeleri GSYH’ye oranla ortalama %2–3 civarında açık verirken; Türkiye’de bu oran son yıllarda %5–6 seviyesine çıkmış bulunuyor.
Türkiye’de bütçe açığını büyüten asıl sebepler, Avrupa’dan farklı olarak; yüksek faiz giderleri, enflasyonun oluşturduğu mali baskı ve artan sosyal transfer harcamaları olarak öne çıkıyor.

Bu sebeplerle, Türkiye’de kamu personel sayısına ve istihdamdaki oranına ilişkin değerlendirme yaparken Avrupa ülkelerini doğrudan referans almak sağlıklı bir kıyaslama zemini oluşturmaz. Daha zengin ve daha güçlü mali kapasiteye sahip olan bu ülkeler yerine, Türkiye’nin kendisine benzer kalkınma ve refah seviyesine sahip ve kendisinin de içinde bulunduğu “gelişmekte olan ülkelerle” kıyaslanması daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.

Neden?

Çünkü, gelişmekte olan ülkelerde, enflasyonun Avrupa ülkelerine göre çok daha yüksek seyretmesi, kamu harcamalarının yapısı ve büyüklüğünün makroekonomik dengeler üzerindeki etkisini daha kritik hale getiriyor. Bu nedenle özellikle yüksek enflasyon, artan finansman maliyetleri ve bütçe üzerindeki faiz baskısı gibi unsurlar dikkate alındığında; kamu kaynaklarının daha dikkatli ve verimli yönetilmesi gerekliliği; bu ülkelerde ve Türkiye’de, önemli bir kamu politikası zorunluluğu haline geliyor.

Kişi başına milli gelirleri Türkiye’ye yakın (12.000-18.000$) aralığında olan belli başlı gelişmekteki ülkelerde, kamu personeli istihdamının toplam istihdam içindeki oranları şöyledir:

Meksika: %10, Brezilya: %11,5, Malezya: %13, Polonya: %15, Şili: %12, Arjantin:
%15.5

Görüldüğü üzere, genel olarak bu ülkelerde kamu personelinin toplam istihdama oranı, Türkiye’den daha düşüktür. Kaldı ki, Türkiye’de enflasyon oranı, Arjantin hariç diğer tüm ülkelerden yüksektir. Bu da kamu personel harcamalarında daha dikkatli veci denetimli davranması gerektiği anlamına gelir.

Arjantin Örneği:

Ekonomik kriz sarmalından kurtulamayan Arjantin’de, Javier Milei yönetimi; yüksek enflasyon ve kronik bütçe açığı sorununu çözmek için “şok mali disiplin” yaklaşımını hayata geçirdi.

Bu kapsamda kamu harcamaları reel olarak yaklaşık %30 azaltıldı. Yaklaşık 30 bin sözleşmeli kamu çalışanının görevine son verildi ve görev süresi boyunca yeni kamu personeli alınmadı. Maaşlar enflasyonun altında artırılarak reel bazda düşürüldü. Bu sert sıkılaşma sonucunda bütçe dengesi 2023’te GSYH’nin yaklaşık %6’sı düzeyinde açık verirken 2024’te %0,3 civarında fazlaya döndü. Uygulanan “sıfır açık”politikası sayesinde 2025 bütçesi “fazla verdi”

Milei’nin göreve geldiği 2023 yılı sonunda %140-160 bandında olan yıllık enflasyon; uygulanan sıkı para politikaları, kamu harcamalarında ve personel giderlerinde sağlanan azaltma ile 2026 yılı başında %30’a düşürüldü.

Her ülkenin şartları kendine özgüdür. Ancak Türkiye, ekonomik kriz karakteri açısından Arjantin’le bir çok noktada benzerlik taşıdığı için, bu ülkenin tecrübesinden faydalanabilir.

Peki kamu personeli sayısını belirlemede dayanmamız gereken tek kriter; içinde bulunduğumuz gelişmekte olan ülkeler grubunda yer alan diğer ülkelerdeki “kamu personeli/toplam istihdam” oranları mı olmalı?

Elbette hayır.

Türkiye’nin kamu istihdamını belirlemede; verimlilik, hizmet kalitesi, mali sürdürülebilirlik ve ekonomik dengelerin elverişliliği yanında; özellikle günümüzde etkili olan ve yakın gelecekte etkisini daha da arttıracak olan temel faktör olarak, “teknolojik değişim ve dönüşümler” dikkate alınmalıdır.

İçinde bulunduğumuz dönemde, dijitalleşme, bilgi teknolojileri, yapay zekâ ve otomasyon uygulamalarının; kamu hizmetlerinin sunum biçimini köklü şekilde dönüştürdüğüne tanık oluyoruz. Özellikle e-Devlet altyapılarının yaygınlaşmasıyla birlikte, birçok işlem fiziksel başvuru ve manuel iş yükü gerektirmeden, hızlı ve hatasız biçimde dijital ortamda gerçekleştirilebilmektedir. Bu dönüşüm, tekrar eden ve rutin işlerin önemli ölçüde bilgi teknolojisi esaslı sistemler tarafından üstlenilmesini sağlarken; insan kaynağı ihtiyacınının nicelikten çok nitelik yönünde yeniden şekilleneceğini gösteriyor.

Dijitalleşme süreci ve e-devlet portallerinin devreye girmesiyle, günümüzde kamu personeli, geçmiş dönemlere göre çok daha az çalışarak kamu hizmetlerini yürütebilir duruma gelmiştir.

Süreçlerin otomasyonu, veri temelli karar destek sistemlerinin yaygınlaşması ve yapay zekâ destekli hizmet modelleri; yakın gelecekte, kamu kurumlarında gereksiz kadro genişlemesini önleyerek daha yalın, etkili ve sürdürülebilir bir personel yapısına geçişi mümkün kılacaktır.esini önleyerek daha yalın, etkili ve sürdürülebilir bir personel yapısına geçişi mümkün kılacaktır.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.