Nüfus meselesi ve Suriyeliler

Ülkemizde çocuk nüfus (0-17 yaş grubu) oranı 1970’te yüzde 48’in üzerindeydi, şimdi yüzde 25’in altında ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun tahminine göre bu gidişle 2080’de sadece yüzde 15,2 olacak.

Yaşlı nüfus (65 yaş ve üstü) 1970’te yüzde 4,4’tü, şimdi yüzde 11’in üzerinde ve yine TÜİK’in tahminine göre bu gidişle 2080’de yüzde 33’ü geçecek.

“Ortanca yaş”ımız son 12 yılda 30’dan 35’e çıktı.

Evlenmeler azalıyor, boşanmalar çoğalıyor, tek kişilik haneler artıyor, aile nüfusu ortalaması düşüyor.

(Emeklilerin sayısının dramatik bir şekilde artarak nüfusun neredeyse beşte birine ulaşması ve emekli başına sigortalı çalışan sayısının 1,6’ya gerilemesi de cabası.)

Şimdikinden çok daha derin sosyal ve ekonomik krizlere işaret eden, hatta varoluşsal bir tehdide işaret ettiğini dahî söyleyebileceğimiz bir demografik buhran tablosu bu.

Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan diyor ki, “milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor”.

2026-2035 dönemini “Aile ve Nüfus 10 Yılı” ilan eden Erdoğan çözümü “aile kurumunun ve nesillerin korunması”na, “evlilik müessesesinin teşviki”ne ve “doğurganlık hızının arttırılması”na öncelik verilmesinde arıyor ve bunda tabii ki yerden göğe kadar haklı ama öngörülen çalışmaların öngörüldüğü gibi yapılabilmesi halinde bile umulan sonuçlar alınamayabilir.

Erdoğan yıllarca üstüne basa basa “en az üç çocuk” dediği ve AK Parti hükümetleri geçmiş yıllarda da demografik buhranın önüne geçmeye yönelik birçok adım attığı halde kötüye gidiş hiç durmadığına göre, umulan sonuçların alınamaması ihtimali maalesef yüksek.

Öyleyse bu ihtimale karşı esaslı bir tedbir veya telafi olarak, Erdoğan’ın belirlediği stratejik önceliklere bir ek önerisinde bulunalım:

Çokça göç almak.

Özbekistan ve diğer Turan illerinden göç almak, Somali’den göç almak, Bangladeş’ten göç almak…

Ama evvelâ, zaten ülkemizde bulunan “geçici koruma” altındaki Suriyelilerin -ve tabii ki Afganların- olabildiğince büyük bir kısmını vatandaş olarak burada kalıcı hale getirmek.

Yıllar evvel, Suriye sınırında görev yapan aklıselim sahibi bir bürokratımızdan işittiğim gibi; ‘Demografik geleceği karanlık görünen ülkemizin göçmenlere ihtiyacı var ve ülkemize sığınan Suriyeliler bizim gökte arayıp yerde bulduğumuz göçmen tipi. Aynı dindeniz, yüzyıllarca aynı bayrak altında yaşadık, aramızda akrabalık bağları var. Üstelik çok çalışkan insanlar. Hükümet, onları ülkemize kazandırmayı hedeflemeli.’

***

10-15 yıldır Türkiye’de yaşayan ve Türkiye’yi vatan belleyen; inşaatlarımızda, tamirhanelerimizde, imalathanelerimizde, fabrikalarımızda, tarlalarımızda çalışarak ekonomimize omuz veren ve buna devam etmek isteyen; çocukları Türkiye’de doğan ve/veya Türkiye’de büyüyen, okullarımızda okuyan, şakır şakır Türkçe konuşan ve Türkiye’ye candan aidiyet hisseden; çalışkanlıklarıyla, kanaatkârlıklarıyla, tevekkülleriyle, neşeleriyle, muhabbetleriyle ve 22 civarındaki “ortanca yaş”larının verdiği dinamizmle Suriyeliler bizim için rahmettir, berekettir.

Suriyelilerden külliyen ‘kurtulmayı’ güya vatan millet namına -hem de vatanı milleti kemiren bu demografik buhranın orta yerinde- savunanlar düpedüz Arap düşmanlığı yapıyor, basbayağı ırkçılık yapıyor; onlara göre demografi konusundaki tek sorun, Arapların ve Türk olmayan başka unsurların “örtülü işgal”i!

Vatanı -istisnalar hariç- herkes sever; marifet, vatanı akıllıca sevmek.

Sayısız Çerkes, Boşnak, Arnavut ve sair mülteci/göçmen ile tahkim edilen Anadolu’nun, 1. Dünya Savaşı sonrası işgalden -hem de örtüsüz işgalden- bu tahkimatla kurtarılabildiğini hatırlayalım lütfen. (Bidayette onlar da yadırganmış olabilir ama sonuçta kaynaştık ve hep beraber Türkiye olduk işte.)

Vatan göçmenlere minnettar ve yeni göçmenlere muhtaç.

***

Demografik buhranla mücadeledeki stratejik önceliklere bir ek önerisi daha:

Yukarıda mezkûr gerçekler halka güzelce anlatılarak ırkçı propagandaların boşa çıkarılması.

YORUMLAR (6)
6 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.