Asgari işçilikte bir dokunuşa ihtiyaç var!

Ülkemizde kayıt dışı istihdamın yaşandığı sektörler arasında tarım sektörü birinci, inşaat sektörü ise ikinci sırada gelmektedir. İnşaat sektöründe yaşanan bu durum karşısında kayıt dışı istihdamı önlemek amacıyla, bildirilen işçiliklerin inşaatın tamamlanması için yeterli olup olmadığı noktasında 5510 sayılı Kanunun 85. maddesi uyarınca “Asgari İşçilik” uygulaması yürütülmektedir. Uygulamanın usul ve esasları ise Kanunda verilen yetkiye istinaden Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenmiştir.
Asgari işçilik uygulamasında; inşaat maliyetine, Kurumca yayımlanan tebliğ ile belirlenen asgari işçilik oranının %25 eksiği uygulanarak bulunan “bildirilmiş olması gereken asgari işçilik matrahı” ile işverence “bildirilen prime esas kazanç matrahı” karşılaştırılmaktadır. Bu araştırma sırasında inşaat maliyeti; inşaatın ruhsatında yer alan yüzölçümü ile, yine ruhsatta belirtilen yapı sınıf ve grubuna ilişkin esas alınacak yıla ait birim maliyet bedelinin çarpılması suretiyle hesaplanmaktadır.

Gelelim Tadilat ve Tamirat İşlerindeki Açmaza...

Tamirat, tadilat ve tesisat gibi işlerde maliyetin ne şekilde hesaplanacağı 2011/13 sayılı Genelgenin 6.8 numaralı bölümünde açıklanmıştır. Genelgedeki usule göre defter tutmakla yükümlü olan işverenlerce yapılan tadilatın maliyeti sırasıyla;

- Yapı ruhsatında alan ve sınıf belirtilmiş ise, yapımına yeni başlanılan inşaatlarda olduğu gibi ruhsattaki yüzölçümü ile Bakanlık birim maliyet bedelinin çarpılması suretiyle,

- Ruhsatta tadilatın metrekaresi belirtilmemişse; doğrudan ruhsat üzerinde yazılı olan yoksa ruhsatı veren kurumdan resmi yazıyla istenecek keşif bedeli üzerinden,

- Yapı denetimine tabi ise yapı denetim firmasından bildirilen maliyet bedeli üzerinden,

- Yukarıdaki usullerle belirlenemediği takdirde ise konu Sosyal Güvenlik Denetmenlerine intikal ettirilerek işyeri defter, kayıt ve belgeleri incelenerek,

Belirlenmektedir.

Uygulamada değişikliğe ihtiyaç var!

SGK, yakın bir zamanda yayımladığı 2026/3 sayılı Genelge ile bu uygulamanın yer aldığı bölümde düzenlemeler yapmışsa da, anılan düzenlemenin beklentileri tam olarak karşılamadığına daha önce köşemizde değinmiştik.

Daha da enteresan olanı Kurum, 2011/13 sayılı Genelgenin 6.8 başlıklı bölümünü revize ederken hemen altındaki “6.8.1” başlıklı bölümünde herhangi bir değişikliğe gitmemiştir. Halbuki 6.8.1 başlıklı bölüm kendi içinde bir tezat barındırmaktadır.

Şöyle ki;

Birinci paragrafta “Tadilat işlerinde ilave m² artışı yoksa, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca tadilata dair birim maliyet bedelleri yayımlanmamıştır” diyerek doğru bir açıklama yapmışken, hemen altındaki paragrafta “Ruhsatta tadilatın metrekare bilgisi varsa git Bakanlığın yayımladığı birim maliyeti esas al” diyerek bir önceki paragraftaki açıklamayı yok saymaktadır.

300 m² Yeni İnşaat ile 300 m² Tadilat Aynı Olur mu?

Yönetmelikte birim maliyet bedellerinin Bakanlık tebliğine göre tespit edileceği belirtilse de; o Tebliğdeki fiyatlar “inşasına yeni başlanılan yapılar” için belirlenmiştir. Tadilat işlerine yönelik değildir.

Basit bir örnek vereyim: 300 m² yüzölçümünde 3-B yapı sınıfındaki yeni bir binanın sıfırdan inşaat maliyeti ile; iskanı alınmış 3-B sınıfı bir binadaki 300 m²’lik tadilatın maliyetinin aynı olduğunu kabul etmek hakkaniyete sığmaz. Kaldı ki, yeni inşaatlarda maliyetin %6,75’i üzerinden asgari işçilik hesaplanırken, tadilatta maliyetin %9,75’i üzerinden hesaplanmaktadır!

Burada bir çelişki daha var: Eğer ruhsattaki metrekareye bakarak masa başında tadilat maliyeti hesaplanabiliyorsa, Yönetmeliğin 111/9. Fıkrasında 2016 yılında yapılan değişiklikle “defter tutmakla yükümlü olmayan işverenlerin” ruhsata tabi tadilat işleri neden asgari işçilik araştırmasından muaf tutuldu?

Ayrıca 5510/85. maddeye istinaden tadilat işlerinde maliyetin ne şekilde hesaplanacağının “Genelge” ile değil, “Yönetmelik” ile belirlenmesi şarttır.

Sosyal güvenlik denetmenleri ne yapsın?

Genelgenin 6.8.1 ve 6.8.2 numaralı bölümlerine baktığımızda, Kurumun bulduğu yöntemin çözüm bulmaktan ziyade daha da büyük sorunlara neden olduğu görüyoruz. Örneğin, Genelgede maliyet hesabı için “ruhsat üzerindeki keşif bedeline” atıf yapılsa da standart yapı ruhsatı formunda “keşif bedeli” bilgisini içeren bir bölüm bulunmamaktadır. Hal böyleyken, idarelerin bu bedele ruhsat üzerinde yer verdiğini varsayarak kural koymak sahadaki gerçeklikle örtüşmemektedir. Sistem tıkanınca da Kurumun tek bir çözümü kalıyor: Maliyeti bulamadın mı? İşi Sosyal Güvenlik Denetmenine gönder!

Bu yaklaşım; Kurumun en kalifiye denetim gücü olan ve halihazırda devasa bir iş yükü ile yetersiz özlük hakları kıskacında ezilen Sosyal Güvenlik Denetmenlerini, “son çare” olmaktan çıkarıp “ilk kurban” haline getirmektir. Onca hayati kayıt dışılık ve sahte sigortalılık denetimi dururken; denetmenleri bir ofisin seramik faturasından maliyet hesaplamaya mahkum etmek kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.

Neler yapılabilir?

Tadilat maliyetinin, yeni inşaat birim maliyet bedelleriyle hesaplanarak gerçeklikten uzak rakamlarla belirlenmesi hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmamaktadır. İdarenin bu yöntemsel eksikliği kalıcı bir modelle gidermek yerine, iş yükünü tamamen denetmenlerin omuzlarına bırakması ise sürdürülebilir bir uygulama değildir.

SGK’nın artık sorunu kökten çözecek, idare ile işvereni karşı karşıya getirmeyecek, objektif, ölçülebilir ve öngörülebilir yeni hesaplama modelleri geliştirmesi şarttır.

Bu modeller hayata geçirilene kadar işverenlere tavsiyem; SGK tarafından ruhsat üzerinden hesaplanan o afaki fark işçilik borçlarıyla karşılaşırsanız ve zamanınız da varsa, Kuruma itirazda bulunarak maliyetin denetmenlerce “gerçek defter kayıtlarınız” üzerinden tespit edilmesini talep etmenizdir. Çünkü şu anki sistemde, yasal hakkınızı aramaktan başka bir çıkış yolu bırakılmamıştır.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.