Câhiliye ve İslâm

Kur’ân-ı Kerîm, Câhiliye devrinin burnu büyük seçkinleri örneğiyle dünyanın her yerinde her zaman bulunabilecek despotik kesimleri müstekbir, mütekebbir, cebbâr, muhtâl gibi hepsi de kibir ve şiddet duygusuyla ilişkili sıfatlarla niteler. Câhiliye insanlarının gözünde, yerleşik telakkinin ‘onur’ (mecd, şeref, ırz) dediği bireysel ve kabilevi prestiji ve statüyü korumak, hakikati ve erdemi seçmekten daha önemliydi.

Onun için Câhiliye Arabı, sadece saldırgan tutumlarında değil, mürüvvet içinde topladıkları erdemli davranışlarında da onurunu ve itibarını korumayı, insanları kendine hayran ve minnettar bırakmayı amaçlardı; gerektiğinde ne kadar dayanıklı veya âlicenap olduğunu kanıtlayıp bunlarla ‘övünme’yi hedeflerdi. Başta o dönemin en gözde meziyetleri olan cömertlik ve cesaret olmak üzere, sabır ve ağırbaşlılık (hilim), metanet, kahramanlık, ahde vefa gibi erdemlerle övünme (fahr) o dönem Arabının çılgınca bir tutkusuydu.

İşte Kur’ân-ı Kerîm, “şirk” dediği putperest dinî kültürün yanında, ahlâkî ve insanî ilişkilere hâkim olan bu kibir ve şiddet ruhunu, dönemin meziyet saydığı diğer olumlu ve olumsuz niteliklerle övünmeyi en iyi ifade ettiği için o döneme ait ‘cehl’ kavramından ‘câhiliyye’yi türeterek bunu o dönemin tek ismi yaptı. Yine Kur’an inanç, ahlâk ve insan ilişkileri alanlarında Câhiliye dönemindekinin karşıtı olarak kendisinin getirdiği yeni dinî, ahlâkî, bireysel ve sosyal yapıya da ‘İslâm’ adını verdi.

HHH

Bu kısa bilgiden de anlaşılıyor ki, Kur’an’da ve sonraki İslâm kültüründe câhiliyye ve islâm kelimeleri karşıt kavramlar olarak kullanılmıştır. Câhiliyye ve İslâm’ın anlamları bakımından birbirine zıt oluşu, bu iki ismin temsil ettikleri inanç, zihniyet, kültür ve değerlerin karşıtlığından ileri gelmektedir.

Bildiğim kadarıyla, modern dönemde bu karşıtlığa ilk defa ünlü doğubilimci Ignaz Goldziher dikkat çekmiştir. Goldziher, “‘Câhiliyye’den Ne Anlaşılmalıdır?” başlığıyla Türkçe’ye çevrilen önemli makalesinde (İslam Kültürü Araştırmaları içinde [çev. Cihad Tunç], Ankara 2019, I, 303-314), İslâm öncesine ait Arap şiirinden örnekler vererek, cehl kelimesinin, dönemin ahlâk kültüründeki anlamını incelemiştir. Goldziher, anılan makalesinde cehl kelimesinin o kültürde “barbarlık” anlamına geldiğini, İslâm döneminde de belirtilen anlamıyla ‘cehl’den “Câhiliyye” isminin türetildiğini, sonuçta “câhiliyye” ve “İslâm” kelimelerinin karşıt kavramlar olarak kullanıldığını göstermiştir.

Bu karşıtlığın nerelerde, ne anlamda ve ne ölçüde bulunduğunu görmek için öncelikle İslâm öncesi ortamı bilmeye ve Kur’an’ı o ortamın kültürüyle karşılaştırmalı okuyup anlamaya ihtiyaç vardır. Bu sayede, sadece İslâm öncesi dönemi tanımakla kalmayız; daha da önemlisi, İslâm’ın bizi davet ettiği yeni ahlâk dünyasını anlama, Kur’an’ın inanç ve ahlâk ilkelerini hangi temel yaklaşım ve değerler üzerine oturtmak istediğini görme, bu değerler içinde ahlakın ne kadar büyük payının olduğunu farketme yeteneğini kazanmış oluruz. Kur’an’ın Geliş Ortamında Ahlâk ve İnsan İlişkileri başlıklı kitabımı bu amaçla yazdım (İstanbul 2017, 2020).

Böylece, bütün bu bilgilerin ışığında günümüzde İslâm adına sergilenen tutumların ve uygulamaların aslında İslâm’a mı yoksa Câhiliye devrine mi daha çok yakıştığını ölçebiliriz. Bu da bize İslâm anlayışımızı gözden geçirme ve lüzumu halinde düzeltme imkânı verir.

Günümüz Müslüman toplumlarının hali hazırdaki durumlarına bakınca, doğru bir İslâm anlayışını yeniden keşfetmek için tabir caizse demirin filizinden başlamak gerektiği anlaşılıyor. Kur’an’ın Ahlâk Çağrısı – Ahlâk Kültürümüze Kur’an Merkezli Bakış başlıklı çalışmam, işte bu başlangıç noktalarından birisi olarak, Câhiliye’nin yerel ahlâkından Kur’an’ın evrensel ilke ve değerler taşıyan ahlâkına geçişin anlamını ele almaktadır.

Merhum Roger Garaudy (1913-2012), dilimize İslâm ve İnsanlığın Geleceği başlığıyla çevrilen l’Islam vivant adlı kitabının sonunda (çev. Cemal Aydın, İstanbul 2007, s. 191) şöyle der:

Biz bu dini hiç de bugünkü haliyle değil, aksine onun insanın insanlaşmasına yaptığı katkı bakımından ele alıyoruz. Ayrıca bu dinin, diriltici ve yön verici sadakatinin, geleneklerinin, on asırlık can sıkıcı ve onur kırıcı lâfızcılığında değil de, ilk vahyinin dinamizminde arayacak olursak, tekrar bu insanlaştırmaya katkıda bulunabileceğimize inanıyoruz.”

Bu sözlere aynen katılıyor, son kitabımda tam olarak bunu yapmaya çalıştığımı ifade etmek istiyorum.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.