Devlet Bey önden gidiyor
Çözüm süreci’nin ya da resmi adıyla ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin başarıyla tamamlanmasını başından beri temenni ediyorum.
Sonunda barış olsun. Kürtler ve Türkler dost olsunlar, bu memleketin çocukları olarak bu memlekette, aynı şehirlerde, aynı mahallelerde birlikte yaşamaktan mutlu olsunlar.
Her ikisi, birlikte, bu memleketin iyiliğini istesinler, iyiliği için çabalasınlar. Memleketin doğusunda ve batısında ekmeklerini kazansınlar.
Zaten öyle, bir mâni yok diyebilirsiniz, haklısınız, ama bazen birtakım maniler çıkıyor. Öyle ufak tefek maniler de değil.
Çatışmalar, kan dökmeler, evleri ocakları yakmalar, yıkmalar.
Şehirlerde huzur kalmıyor. Oğullar, kızlar, şehirlerde, dağlarda ölüyor.
Memleketin kuvveti, enerjisi, parası pulu bu kavganın peşinde harcanıyor.
Harcandı, neredeyse elli yıl olacak. Öncesi de var. Tarihi eşelemek isteyen istediği kadar uzağa, derinlere gidebilir.
Acılar var, acı hatıralar. Kayıplar var, unutulmaz. Unutulmasın da…
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bütün ezberleri bozan çıkışından sonra başlayan süreç herhalde olan bitenler unutulsun diye değil, bir daha olmasın diyedir.
Milat 22 Ekim 2024. Devlet Bey’in ilk adımı attığı tarih. İki buçuk yılı geçmiş, az bir süre değil.
Süreç o günden bugüne kadar tıkır tıkır işlemedi.
Bir takım sembolik adımlar atıldı. Bir grup PKK’lı silahlarını törenle yaktı. TBMM’de bir komisyon kuruldu. Çalıştılar. Yetkisiz bir komisyondu. Birtakım tavsiyeler hazırladılar.
Süreç, ağır, acılı ve şiddetli bir mazinin üzerine bina edilecek. Hassas. Herkesin bünyesi kaldırmayabilir. Adımlar atılırken bu hassasiyetin gözetilmesi gerekiyor.
Sürecin temelini Devlet Bey attı. Her aşamasına sahip çıkıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da sürece iştirak ediyor. Teşvik edici konuşmalar yapıyor. Sürecin birçok adımına katılıyor.
Devlet Bahçeli kadar sahipleniyor mu?
Şöyle bir intiba birçokları için varit olabilir: Sanki bir tereddüdü var. Bir gün bir yerde arıza çıkabileceğine dair bir tereddüt. Hiss-i kable’l vuku gibi.
Böyle bir hisse uygun davranmak sürece dahil olan diğer unsurlara da az veya çok etki edebilir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın böyle davranması süreci yavaşlatıyor mudur?
Cumhurbaşkanı Erdoğan süreci yavaşlatacak bir davranışta bulunmadı. Sürecin hızını kesecek bir şey yapmadı.
Gerçi yargı süreçleriyle CHP’nin yıpratılmaya çalışılması sürecin tabiatıyla çelişiyor.
“PKK’yla barışıyorsun, CHP’yle niye barışmıyorsun?” sorusu bu yüzden zihinlerde yer buluyor.
Bu durumu süreci yavaşlatmak olarak yorumlarsanız haklı olabilirsiniz.
Ama doğrudan süreci durduracak bir davranışın içine girmedi.
Hamleleri MHP lideri Bahçeli yapıyor.
Önceki gün yaptığı ‘Öcalan’a statü’ hamlesi de duraksamış görünen sürecin önünü açmaya matuf önemli bir hamleydi.
Böyle bir hamleyi Devlet Bahçeli’den başka bir siyasetçi yapabilir miydi?
Yapsa bile Bahçeli’nin yaptığı hamle kadar karşılığı olmazdı.
Öcalan için ‘kurucu önder’ tabirini de başka bir siyasetçi kullanamazdı.
MHP Türk Milliyetçiliği’ni tesahüp eden bir parti. Bahçeli de o partinin lideri. Bir başka siyasetçiye ‘bölücü’ diyebilirsin ama Bahçeli’ye diyemezsin.
Bahçeli teklif ettiği ‘statü’yü etraflıca tarif de etti:
“Barış Süreci ve Siyasallaştırma Koordinatörlüğü bu doğrultuda uygun bir statü tarifi olabilecektir.”
Bu aynı zamanda bir çeşit vazife tarifi. Sürecin uygulanmasında bir yetki tanımlaması.
Bahçeli’nin konuşmasındaki bazı bölümler ‘siyaset bilimi’ dersi gibiydi.
“Terör örgütlerinde kurucu önderler, örgütsel kimliğin inşası, ideolojik çerçevenin tahkimi ve hareketin siyasal meşruiyet anlatısının oluşturulması bakımından merkezi bir rol oynarlar.”
“Siyaset bilimi literatüründe bu durum çoğu zaman “karizmatik otorite”, “örgütsel kurumsallaşma”, “lider-merkezli mobilizasyon” gibi kavramlarla açıklanır.”
“Birçok silahlı örgütte lider kültünün gelişmesi, Weberyen anlamda karizmatik otoritenin bürokratik ya da kolektif yapılardan daha baskın hâle gelmesine yol açabilir.”
Bahçeli’nin bu hamlesinin de önemli yankıları olması beklenir.
Devlet Bey önden gidiyor.
Belli bir temposu var.
Süreç Devlet Bey’in arkasından aynı tempoyla ilerliyor mu?
Pek sayılmaz.
