Artan nüfusun %70’i kirada
Kurumsal olmayan nüfus: Yani yurtlar, hapishaneler, hastaneler gibi yerlerde kalmayan nüfusa deniliyor.
2012 yılında bu nüfus 73.604 bin kişi.
2025 yılında 84.138 bin kişiye çıkıyor.
Nüfus artışı 10.534 bin kişi.
2012 yılında ev sahipliği oranı %60,6
73.604 bin kişide %60,6 oranına göre 44.604 bin kişi ev sahibi demektir.
Gelelim 2025 yılına.
Ev sahipliği oranı %57,1
84.138 bin kişide %57,1 oranına göre 48.060 bin kişi ev sahibi demektir
Son 13 yılda nüfus 10.534 bin kişi artıyor ama ev sahibi nüfustaki artış sadece 3.456 bin kişi. Yani artan nüfusun %32,8’i ev sahibi.
2012 yılında kiracılık oranı %20,9
73.604 bin kişide %20,9 oranına göre 15.383 bin kişi kiracı demektir.
Gelelim 2025 yılına.
Kiracılık oranı %27,0
84.138 bin kişide %27,0 oranına göre 22.743 bin kişi kiracı demektir
Son 13 yılda nüfus 10.534 bin kişi artıyor ama kiracı nüfustaki artış 7.359 bin kişi. Yani artan nüfusun %69,9’u kiracı.
Aklımıza şu soru gelebilir. Yüzde 32,8 ila 69,9’un toplamı 102,7 eder. Yani 100 üzerinden 102 olmaz.
Buradaki küçük sapma lojmanların boşaltılmasından geliyor. Bu dönemde 389 bin kişi lojmanları boşaltmış. Ve ilginç bilgi: Lojmanları boşaltanların 325 bini üst gelir grubundan.
KARA YILLAR
Şimdi daha ilginç bilgiler verelim. Öyle yıllar yaşamışız ki, millet evini satmış.
Mesela 2015 yılı
Ev sahipliği oranı %61,1’den 60,4’e düşerken kiracılık oranı ise %22,1’den 23,3’e çıkıyor.
Kurumsal olmayan nüfus 524 bin kişi artıyor ama kiracı nüfus 1.066 bin kişi artıyor. O yıl 122 bin kişi nette mevcut evini satmış. Evini satıp kiraya çıkanlar kim diye baktığımızda 368 bin kişi ile üst gelir grubu.
Ama 2016 yılında işler tersine dönüyor. Yine ev sahibi nüfus 93 bin kişi azalıyor ama bu sefer alt gelir grubundan 918 bin kişi ev sahipliğini kaybediyor.
Ev sahipliğinin nette düştüğü benzer yıllar 2020 ve 2022-23 ve 2024 yılları oluyor. Mesela 2020 yılında orta ve üst gelir grubu ev satarken alt gelir grubu ev alıyor.
Burada gelir grupları hesabı aslında tam durumları vermiyor. Çünkü bazı yıllar gelir gruplarında sınıf değişimleri de gerçekleşiyor.
Net duruma baktığımızda olay daha iyi anlaşılıyor. Yani bazı yıllar insanlar mevcut evlerini bile satmış ve kiracı durumuna düşmüşlerdir.
Sanırım en acısı da bu olsa gerek.
Artan nüfusun %70’inin kiracı durumunda yaşadığı bir ülkede doğum oranlarının düşmesine şaşmamak lazım.
Mesele refahtan değilmiş… Anlatabildim mi?
KARA 2025 KAPKARA 2026
Ne zaman ki “yarın bugünden daha iyi olacak” demeye başladılar her gün önceki günü arar duruma geldik.
Evet, yaşıyoruz ama insanca yaşama mı denir buna… İki ayaklı canlı gibi yaşıyoruz. Ne haklarımız belli ne de özgürlük sınırlarımız. Kafasına göre yorumlama sonucu bir anda 10-15 yılla yargı kapısında bulunabilirsiniz. Zaten bu ihtimal bile yeterlidir insan gibi yaşayamamak için.
Gerçekten boğaza geldi derler ya, tam da öyle. Yaşam ile ölüm çizgisi arasında ne kaldıysa.
Bazen diyorlar ki, içeri alırlar… Sokaktaki vatandaşa bile işlemiş bu söz: Bak, içeri alırlar…
Sonra da tarafsız ve bağımsız yargı edebiyatı geliyor…
Neyse… bunların olacağını hepimiz biliyorduk… Sadece 6 kişi bilmiyordu. O 6 kişinin kim olduğunu soruyorsanız hemen söyleyeyim: 6’lı masanın liderleri… Kendi koltuklarını ülkeye tercih edenler işte.
2024 kötü geçti… Ardından 2025 kara bir yıl oldu. Sanırım 2026 kapkara bir yıl olacak. Koltuk uğruna daha neler yaşayacağız neler… Belki de yaşamayacağız…
Herkese iyi yıllar dilerim; umutsuzca.
