Avrupa bize ne mesaj veriyor?

Bu yılın ilk 5 ayına bakalım: 111 milyar dolarlık ihracatımızın 48,5 milyar dolarını AB-27 ülkelerine (%43,6) gerçekleştirdik.

Aynı AB-27 ülkelerinden ithalatımız ise 45,1 milyar dolar (%29,3) oldu.

AB ile dış ticarette açık vermiyoruz; tersine dış fazlamız var.

Bir de şu 2 ülkeye bakalım:

Mesela 17,3 milyar dolar ithalatı Rusya’dan yapıyoruz. Rusya’ya ihracatımız ise sadece 2,5 milyar dolar. Böylece 42,7 milyar dolarlık dış ticaret açığımızın 14,8 milyar dolarını Rusya oluşturuyor.

Çin’den ise ithalatımız 21,0 milyar dolar. Çin’e ihracatımızı göremiyoruz. Çünkü TÜİK artık ilk 20 -ülkeyi veriyor ve Çin ihracatta ilk 20 ülke içinde yok. Çin’e ihracatımız en fazla 1 milyar dolardır çünkü 20. Ülke İran’a ihracatımız 1,1 milyar dolar.

Ve böylece sadece Rusya ve Çin’e verilen dış ticaret açığı 35 milyar dolar seviyelerine geliyor. Bu ise toplam dış açığının yüzde 80’ininden fazlası demektir.

Böyle bir ülkeyi alıp büyük dış açık verdiğimiz Çin ve Rusya’nın kucağına taşımak nasıl bir dış politika olabilir?

Unutmayın… Biz bir ara Çin ve Rusya’nın peşinde Sanghay 5’lisi diye yolara düşmüştük.

Gelelim bugüne.

Artık yeni meşruiyet alanımız ve oyun planlarımız Trump eksenli. Berber dükkanında bile tıraş ederken ustanın “Abi bu kadar Trump’ın peşinden gitmek olmaz ki” dediğinde uyanmalıydım. Hatta kendisi Reisci diyeceğimiz düşünceden biriydi.

“Onların sözlü sataşmasına bakmayın aslında sorun yok” diyen Trump ve “Bölgede iyimser monarşi kötü değil” diyen Tom Barrack çok şeyi açıklıyordu.

Olanları ve olacakları da…

Ya AB?

Onların derdi Trump’a karşı mesafeyi korumak. Aynı zamanda savunma güvenliğini artırmak ve yeniden ekonomik güç olabilmek.

Eskiden AB için demokrasi ve hukuk daha ön plandaydı ama şimdi şartlar yeni politik eksenleri zorluyor.

Eski AB kriterlerinde sınıfta kaldığımız kesin. Demokrasi, hukuk, özgürlük bizde adeta kademeli yok oluşa doğru gidiyor. AB’ye de ısrarla “Siz eski değerlere bakmayın, savunma ve güvenlikte beraberiz” mesajı veriyoruz.

Ama AB’den gelen mesajlar karmaşık olsa da farklılıkların boyutunu ortaya çıkartıyor. AB yeni kararında otomotiv sektöründe ve çelik sektöründe korumacı önlemlere gidiyor.

Türkiye açısından sorun şu: Gümrük Birliğini yenilemediğimiz için ticarette AB ile mesafemiz daha da artacak.

Savunma sanayinde yaklaşsak bile ticarette mesafemizi daha da açmış oluyoruz.

Bu yılın ilk 5 ayında en fazla ihracatımız 14,8 milyar dolarla otomotiv sektöründen geliyor. Açık ara birinci olan bu sektörümüzü zor yıllar bekliyor olacak.

Finansın yüzde 80’inden fazlasını sağladığımız Avrupa ile dengeli ticaretimizi de riske atıyoruz.

Bakalım sonu ne olacak?

Bu arada şu notu da ekleyelim: Avrupa’ya en fazla ihraç ettiğimiz bir diğer sektör olan beyaz eşyada da yüzde 27’lik ihracat daralması yaşıyoruz.

Durum ciddi; bilginiz olsun.

REEL FAİZ REEL RİSK VE REEL KİRA

Ülkemizde şu anda reel faiz yüzde 9-10 aralığında: Bu oldukça yüksek bir faiz oranıdır.

Tekrar edelim: Faiz nominal açıdan değil reel açıdan takip edilmelidir. Mesela yüzde 90 enflasyon varken yüzde 100 faiz yüksek değildir. Oysa yüzde 10 enflasyon varken yüzde 20 faiz çok yüksektir.

Türkiye’nin yakın zamanında reel faizi yüzde 3-5 aralığında seyretmiştir. Büyük kriz ve önlem paketlerinde reel faizi yüzde 10 seviyelerine kadar çekebiliyoruz. Zaten bu oran ölüm oranı gibi bir şeydir.

Bir hatırlatma daha yapalım: Sorun sadece faizin yüksekliği de değildir. Aynı zamanda süresidir. Örneğin reel faizin 2 ay yüzde 10’lara çıkması ile 10 ay bu seviyelerde kalması çok farklıdır. İlkinde kısa sürede düşüş olduğundan etkisi daha sınırlıdır. Süre uzadıkça yıkım etkisi çok daha büyümektedir.

2018-19 kemer sıkma programında reel faizler yaklaşık 8 ay kadar yüzde 9-10 aralığında seyretmiş ve 2 milyon kişi işini kaybetmiştir.

Şimdi ise 5 aylık bir sürede reel faizler yine yüzde 9-10 aralığında seyrediyor. Ve her geçen sürede yıkıcı etkisi artarak sonuçlar vermektedir.

Reel faizin yüksekliği nelere yol açtı? İlk etkiler kirada görülüyor. Resmi MB verilerine göre bir konutun kira üzerinden amorti süresi 2022 yılında 25 yılın üzerine çıkmıştı. Şimdi bu oran 16,6 yıla gelmiş durumda.

Bunu şöyle hesaplayalım: 5 milyon liralık konutun amorti süresi 25 yıl ise 300 ay etmektedir. 5 milyonu 300 aya böldüğümüzde konutun kirası 16.667 lira olmaktadır. Oysa riskler yükselip reel faizler arttığında amorti süresi 16,6 yıla (200 ay) geriliyor. Bu sefer 5 milyon liralık konutun kirası 25.000 liraya çıkmaktadır.

Bugün ülkemizde siyasi kaynaklı operasyonların oluşturduğu risklerle beraber kira fiyatları çok artmıştır. Yani hapse atılan sadece Ekrem İmamoğlu ve muhalifler değildir. Aslında hapse atılan kiracılar olmuştur.

Bilmenizi isterim.

konut.jpg

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.