Katilin ortağını protesto edecek mücahitler aranıyor
Normal demokratik toplumlarda zaman zaman devlet başkanları, başbakanlar, bakanlar sivil inisiyatifler tarafından protesto edilirler hem de çatır çatır…
Diyelim ki bir ülkenin başbakanı, başka bir ülkeye resmi ziyarette bulunuyor. Eğer ziyaretçi başbakanın ülkesinde hukuk, özgürlükler, insan hakları, kadın hakları konusunda ağır ihlaller söz konusuysa, ziyaret edilen ülkedeki insan hakları savunucuları sokaklara çıkıp misafir başbakanı protesto ederler. İktidar protestoculara, sadece konuk başbakana belli bir mesafeye kadar yaklaşmasını izin verebilir o kadar. Eylemlerde şiddet unsuru oluşmadığı sürece de kimse gözaltına alınıp tutuklanamaz.
Ama tabii bütün bunlar, demokratik ülkeler için geçerli olan kurallar… Bizim gibi ‘yandan çarklı’ demokrasilerde, bırakın protesto eylemi yapmayı, eğer iktidar tarafından ‘potansiyel protesto eylemcisi’ olarak görülüyorsanız anında kodesi boylayabilirsiniz.
Mesela Gazze’de İsrail çocukları, kadınları, sivilleri katlederken, “Netanyahu bizim silahlarımız öldürdü” diye övüne bir megaloman ve de bizim dostumuz(!) Trump, NATO toplantısına katılacağı için Ankara’da yüzlerce insan gözaltına alınıp tutuklandı. Demek ki polis kapı kapı dolaşıp potansiyel suçlu arıyor. Muhtemelen potansiyel tehlike arz eden başkaları da tutuklanacaktır.
Bu insanlar, hangi gerekçeyle polis sorgusuna alındılar, savcılık hangi suçlara isnaden tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti, doğrusu bilmiyoruz. Çünkü bu ülkede yargı da hukuki normlara göre değil, siyasetin işaretine göre hareket eder hale gelmiş bulunuyor ne yazık ki...
Eğer kapalı bir rejimde değil de demokratik şeffaflığın olduğu açık bir toplumda yaşıyor olsaydık, yüzlerce insanı gözaltına alıp tutuklayan güvenlik birimleri ve de savcılık çıkar evlerinden toplanan bu insanlarla ilgili ne kadar silah ya da başka suç unsurunun yakalandığını net bir şekilde açıklardı. Şu ana kadar böyle bir bilgi verilmiş değil, dahası tutuklanan insanlar niçin tutuklandıklarını bile bilmiyorlar.
Ama biz hukukun işlemediği, adaletin terazisinin bozulduğu bir ülkede yaşadığımız için belediye operasyonlarında olduğu gibi, bugün NATO toplantısı vesilesiyle insanların hiçbir gerekçe gösterilmeden kodese atılmasını da yadırgamıyoruz.
Şu anda Ankara’da Trump gelecek diye kelimenin tam anlamıyla olağanüstü bir durum yaşanıyor. Güvenlik bölgeleri oluşturuluyor, binalar boyanıyor, gecekondu bölgelerinin önleri süslü vitrinlerle kapatılıyor. Muhtemelen NATO toplantısı başladığında o bölgelerde sokağa çıkma yasağı bile uygulanabilir.
Geçmişte NATO toplantılarının yapıldığı hiçbir ülkede, böylesine olağanüstülüklerin yaşandığına tanık olmadık. Ama burası Türkiye… Dostumuz(!) Trump’a zarar verme potansiyeli varsa kuşların Ankara’nın üzerinden uçması bile yasaklanabilir…
Tuhaflıklar bu kadarla da sınırlı değil elbette, “dünyanın yüzyıl beklediği lider” Türkiye’yi şereflendiriyor(!) diye iktidarda ve medyasında da adeta bir bayram havası yaşanıyor.
Ama haklılar, adam koltuğunun altında, KAAN uçaklarımız için jet motorları getiriyor. Malum Dışişleri Bakanı Hakan Fidan geçtiğimiz yıl Eylül ayında yaptığı açıklamada, yerli üretim KAAN uçağı için gereken motorların ABD’den alınamadığını açıklamıştı. Ve işte Trump, bu motorlarla geliyor.
Ayrıca her vesileyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için “O benim çok iyi bir dostum. Onu çok seviyorum, benim her dediğimi yapıyor” diyerek övgülerde bulunuyor.
Maalesef Trump gelecek diye Ankara’da yaşanan bu olağanüstü görüntüler, vatandaşlar olarak hepimizin içini acıtıyor. Kim ne derse desin, iktidar bu görüntülerle bütün dünyaya şöyle bir mesaj veriyor: “Burası Türkiye, demokratik haklarla ‘hukukun üstünlüğü’ gibi kavramlarla bizim işimiz olmaz, hukuk değil, bizim söylediklerimiz esastır.”
Bu tablo karşısında toplumun beklentilerinin, taleplerinin bir kıymeti harbiyesi olmadığını artık çok iyi biliyoruz.
Hiç umutlu değilim ama her vesileyle Filistin ve Gazze için hamasi nutuklar atan dindar-muhafazakar kesimlerden soykırımcı Netanyahu’nun patronu Trump’a karşı güçlü bir muhalefet sesi yükselir mi acaba diye bir beklenti içinde olduğumu belirtmek istiyorum.
Ey Gazze mücahitleri! Kısa bir süreliğine de olsa Gazze için dua seanslarına ara verip, çıkın meydanlara ve “Gazze’de çocukları katleden Netanyahu’nun cinayet ortağı ve patronu Trump’ı Türkiye’de istemiyoruz” diye haykırın. “Trump defol” adıyla bir miting düzenleyin mesela…
İktidardan icazet almadan böyle bir babayiğitlik yapamayacağınızı biliyorum ama yine de şansımı deneyeyim dedim… Gerçi siz ancak kahve kola dökme mücahitliği yapabilirsiniz, Allah için bu konularda çok başarılısınız...
