Bu kadar yükü kimse taşıyamaz

Ekonomide bazı sorunlarımız çok ağır. İki ana başlığa bakalım.

1-) Kur seviyesi: Dolar/TL şu an 44 lira seviyesinde. Oysa fiyatlara baktığımızda TL’nin çok değerli olduğunu görüyoruz. Mesela Türk-İş’in açıkladığı “Açlık Sınırı” 2021 sonunda 300 dolar iken şimdi 740 dolara çıkmış durumda. Keza Hazine nakit dengesinde de kamunun topladığı paranın 170 milyar dolardan 340 milyar dolara çıktığını görüyoruz. Benzer fiyatlar konut ve kiralar için de geçerli… 100 bin dolarlık evler bugün 200-220 bin dolara çıkmış durumda.

Kısaca TL aşırı değerli bölgeye çıkmış durumda. Bu kadar değerli TL’yi taşıyacak seviyede değer üreten bir ekonomimiz yok. Ya TL’nin değeri dengelenmeli ya da üretim değerimiz artırılmalı. İyi ama eğitim sistemimiz değer üretecek bir beşeri sermaye yetiştirmiyor. Milli Eğitim Bakanlığımız cami cemaati yetiştirmeyi daha değerli buluyor. Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç “diplomalı çok bol ama vasıflı kimse yok” diyor.

Son aylarda sıkça dile getirdiğim devalüasyon ihtiyacı ortada öylece duruyor.

2-) Reel faizler: Kısa vadede en büyük sorunlarımızdan biri de reel faizlerin yüksekliğidir. Reel faiz enflasyondan arındırılmış faizdir; yani nominal faiz değildir. Mesela enflasyon yüzde 90 iken kredi faizi yüzde 100 ise ortada reel faiz yok denecek düzeydedir (yüzde 1,05).

Oysa enflasyonun yüzde 10 olduğu yerde kredi faizi yüzde 20 ise orada yüzde 9,1 gibi devasa bir reel faiz vardır. Tekrar ediyorum faizin yüksekliği nominal değildir, reel faizle ölçülür.

Yakın dönemde ülkemizde reel kredi faizleri yüzde 5,0 seviyelerinde seyretmiştir. Oysa İstanbul’da yargı operasyonları başlayıp İBB Başkanı hapse atıldığından sonra reel faizlerde inanılmaz yükseliş yaşanmış ve yüzde 20’lere ulaşılmıştır.

Bu reel faiz bir bakıma tefeci faizidir. Bu yükü hiçbir normal işletme kaldıramaz: Ülkemizde üretimin karlılık oranının yüzde 4-5 seviyelerinde seyrettiği dikkate alındığında bu reel faizin iflaslar zinciri oluşturması muhtemeldir.

Nitekim Ocak ayında 826 bin kişi işini kaybetmiştir.

SİYASİ RİSK

Yargı operasyonları başladıktan sonra enflasyonda 17 puanlık düşüşe karşılık Merkez Bankası daha temkinli gitmiş ve 13 puanlık indirim gerçekleştirmiştir. Buna rağmen kredi faizlerinde sadece 9 puanlık düşüş yaşanmıştır.

Bu demektir ki, ülkemizdeki risk ekonomi ötesi siyasidir.

Nitekim Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından ülkemizden kısa sürede 60 milyar dolar uçup gitmiştir.

Birikimli zarar ise yaklaşık 200 milyar doları bulmuştu…

Şimdi sadece iç riskler değil yanısıra dış riskler yaşanmaya başlandı. Mesela enerji fiyatları…

Petrol fiyatı 60 dolar seviyesinden 100 doların üzerine yükseldi. Bu demektir ki ülkemizin ithalatta enerjiye ayıracağı fatura artacaktır. Yani döviz ihtiyacımız yükseliyor.

Lakin unutmayın ki yurtiçinden de dövize olan talep artıyor. Hem şirketler hem de bireysel yatırımcılar daha çok döviz alımına yönelmiş durumda. Ayrıca ana muhalefet partisine yönelik yargı sopası öylece duruyor. Yani dış riskleri besleyip büyütecek iç risklerimiz de öylece kenarda bekletilmektedir.

Sizlere kısa bir örnek vereceğim: Kısa vadeli tahvil faizleri yüzde 34,0 seviyelerine gerilemişti. Oysa şimdi yüzde 40,0’lar yeniden test ediliyor. Bu seviyeler 2024 ve 2025 yıllarında da test edilmişti. Bu demektir ki piyasada faizler adına kalıcı düşüşü bir türlü gerçekleştiremedik.

Reel faiz baskısı artıyor

Aynı zamanda kur baskısı da artıyor.

Hem içeriden hem de dışarıdan…

Oysa bu dönemde riskleri yükseltmek değil, tersine düşürmek gerekiyor. Aksi halde her ay binlerce yeni işsizin vebali üzerimizde olacak.

Sabah işe gidip akşam eve işsiz dönmenin ne demek olduğunu şahsen çok iyi biliyorum. Umarım AK Partililer de fakirliği ve işsizliği sadece sözde değil özde de hatırlıyorlardır. Ve bu büyük vebale girmezler.

Siyasi rakiplerini altetmek adına ülkede kimsenin taşıyamayacağı yükleri yüklemezler.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.